AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-10-15

kategori2

Hukuk reformu olmadan çok zor

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'le New York'ta üç saatlik bir boş vakit yaratıp, o çok renkli ve hareketli caddeleri dolaştık, kitapçıları gezdik. Ankara'daki gerginliklerden uzak bir ruh hali içinde hem kitap seçtik, hem sohbet ettik.
Bakan sık aralıklarla cep telefonunda sürekli güncellenen ekonomik bilgileri, Türkiye'deki ve dünya borsalarındaki hareketlilikleri takip ediyordu. Bir ara OECD'nin rakamlarında Türkiye'nin dünya ekonomisi içindeki yerine baktı, onun üzerinde konuştuk. Hemen bütün göstergeler bizim yerküre içinde ilk
20 ekonomi arasına girdiğimizi işaret ediyordu, kimisinde 15, kimisinde 20, ama ortalamamız 17'ncilikti.


Bakan'a 'Biz gerçekten ilk 10 ekonomi içine girebilir miyiz?' diye sordum.
'Zor ama hedefimiz o' dedi.

Peki neden zor?

İşte Şimşek'in değerlendirmesi:

'Hukuk reformu olmadan çok zor. Uluslararası sermaye buna çok önem veriyor. Bak, bizde bir davanın sonuçlanma süresi ortalama 3.5 yıl. Bu kabul edilemez bir süre.'

Şimşek'i dinlerken aklımdan çeşitli örnekler geçti, mesela Zorlu'nun başına gelenler... Devletten aldığı araziye inşaat yapmak için ne badireler atlatıyor.
Türkiye'ye döndükten sonra üzerinde hepimizin ama öncelikle devleti yönetenlerin düşünmesi gereken bir olayla daha karşılaştım. Anlatayım.


Devlet kandırır mı?
Malumunuz, geçen hafta yapılan operasyonlardan bir tanesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın şerh düştüğü arazi konusu vardı. İstihbarat servisimiz Türkiye'de iş yapan Azeri işadamı Mubariz Mansimov'un arazisiyle ilgili bilgi ve belgeler getirdi. Şahsen bir kez Mansimov'la tanışmışlığım da vardır. Evet Mansimov'un arazisinin üzerinde şerh vardı. Dün arazinin yerine bir kez daha baktım. İstanbul'un en değerli bölgesinde, Boğaz'ı gören bir noktada yan yana iki arazi... Birinin üzerinde inşaat yapılıyor, o Sibel Çarmıklı'nın. Yanındaki boş ve 'satılamaz, bina yapılamaz' şerhi düşülen arazi ise Mubariz Mansimov'un.


Haberlerden sonra Mansimov'la konuşmuştum. Olay yargıya intikal ettiği için detaya girmek uygun olmaz ama konunun bambaşka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum.

Devletin bir kurumu (TMSF) o araziyi ihaleyle satıyor. Mansimov 60 milyon doların üzerinde bir bedelle satın alıyor.

O sırada arazinin üzerinde herhangi bir kısıtlayıcı hüküm, şerh yok. Arazi el değiştirdikten, devletten çıkıp, parayı veren işadamının mülkiyetine geçtikten sonra şerh konuluyor. Şimdi soruyorum, bu olur mu?  Oyunun kuralı oyun başladıktan sonra değişir mi? Devlet işadamlarını, vatandaşlarını kandırır mı? Böyle bir olay dünyanın neresinde görülür? Bu tarz olayların meydana geldiği bir ülkede işadamları rahat yatırım yapabilirler mi, yabancı sermaye buralara gelir mi? Dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisinden biri olmak için bu engelleri aşmak gerekmez mi?

Maliye Bakanı'nın dinler tarihi merakı

Küresel sistemin en güçlü kurumları İstanbul'dayken bu konuyu da gündeme getirmek istedim.

Şimdi biraz da renkli notlardan bahsetme zamanı...
Maliye Bakanı'nın New York'tan satın aldığı çok ilginç bir kitap var. Bakan Şimşek, iki saate yakın kaldığı Borders'ta çok sayıda kitap aldı. Bunlardan birisi Karen Armstrong'un 'The Case for God' isimli kitabıydı. Sanırım 'Tanrı'yı Savunmak' diye çevirebilirim. Dönüşte baktım, Armstrong İngiliz bir dinler tarihçisi. Kitap, dinin gerçek anlamını arıyor. İlginç olan yazarın gençliğinde 7 yıl Katolik bir rahibe olarak yaşaması. Daha önce de 'Tanrı'nın Tarihi', 'Tanrı İçin Savaş' gibi çeşitli kitapları yayımlanmış.

Şimşek, uzun süre DVD'leri de inceledi ama 'Hepsi Türkiye'de var' diyerek almaktan vazgeçti. En son 'Devlet Oyunu' filmini izlemiş. Türkiye'de 'Esaretin Bedeli' adıyla oynayan film 'Shawshank Redemption' en büyük favorilerindenmiş. Ben de sanırım en az 10 kez o filmi izledim, finali için...