AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-15
The Economist'in son sayısında ilginç bir analiz var. Önemli konulara değindiği ve Çin'in yapısını çok güzel derlediği için özetleyerek aktarıyorum. Ülkemizde gene cari denge, kur, iç tasarruf ve dış tasarruf sorunları gündeme gelecek, bu nedenle dünyayı anlayalım!
Tahminlere göre Çin bu yıl 297 milyar dolar cari denge fazlası verecek. Bu Asya'nın cari denge fazlalarının yarısı ve tüm dünyadaki cari denge fazlalarının yüzde otuz kadarı imiş. Her fazla veren için birçok açık veren var. ABD, İngiltere ve İspanya önemli açık verenler. Ancak kriz başladığından beri örneğin ABD'nin cari denge açığı 2006 yılındaki yüzde 6 oranından (804 milyar dolar) 2009 yılında yüzde 2.8 oranına (395 milyar dolar tahmini var) inmiş olacak. Tabii Çin'in cari denge fazlası da azalıyor. Unutmamak gerek cari denge fazlası tasarruf fazlası demek. Cari denge açığı da tasarruf zafiyeti. Dünyada dengelenme için cari denge fazlası olanların tasarruf oranını düşürmesi ve harcamaya başlaması gerekli. Ancak Çin 297 milyar dolar fazladan tahmini olarak 463 milyar dolar cari açığa dönerse ABD'nin tüm cari denge açığını kapatabilecek. Bu da tabii olmayacak bir şey. Çünkü Çin'de tasarruf etmek köklü bir gelenek ve bazı alanlarda da bir zorunluluk.
Bilimsel incelemelerde Çin'de en çok gençlerin ve en yaşlıların tasarruf yaptığı gözüküyor. Kentsel ve genç ailelerde gelirin yüzde 30 kadarı tasarruf ediliyor. Bu başka ülkelerden çok farklı bir tutum. Başka ülkelerde gençler gelecek gelirlerine güvenerek borç alırken, yaşlılar ise orta yaşlarda sağlanan tasarruf birikimini yaşlılıkta harcarlar. Çin'de ne farklı?
Çin'de eğitim ve sağlık ülke sosyalist olmasına rağmen devlet tarafından karşılanmıyor, kendisi ödüyor. Bu nedenle de tasarruf ediyor. Başka ülkelerde ise eğitim ve sağlık büyük çapta devlet tarafından karşılanıyor. Bu nedenle komik bir şekilde 'Çinliler kendi kendilerini vergilendiriyorlar' şeklinde bir espri ortada dolaşıyor. Çin 2009 -2011 arasında kamu sağlık harcamalarının miktar ve kapsamını artırma programı uygulayacak. Diğer taraftan kentsel çalışanların yarısını ve kırsal alanda çalışanların yüzde 90 kadarını kapsamayan sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminde de reform yapmayı planlıyor. Çin'de tasarruf oranının yüksek olmasının bir diğer nedeni de Çin'de borçlanmanın çok zor olması. Genç ailelerin sadece yüzde 11 kadarı konut kredisi kullanmakta. Konut kredisi alanlar da genelde beş yılda geri ödemek için sıkı tasarruf yapmaktalar. Ayrıca Çin'de genç erkek sayısı genç kadın sayısından çok fazla. Bu nedenle bekar bir Çinli erkek evleneceği zaman arabam ve evim var diyemiyorsa pek talibi olmuyor. Aileler erkek çocuklara vermek üzere ev almak için de tasarruf ediyorlar. Araştırmalarda bu tür tasarrufun 1990 sonrasındaki toplam tasarruf artışının yarısını oluşturduğu gözüküyor. Bir de tabii şirket tasarrufları var. Enerji açıkça fiyat destekli ve sermaye de kamu bankaları tarafından çok suni bir şekilde destekli veriliyor. Bu da sanayinin ağır sanayi olmasını ve tezat şeklinde az emek kullanır olmasını getiriyor. Bankalar ise tasarruf yapanlara çok düşük getiri veriyorlar. Bu kabaca 1980 öncesi Türkiye'nin durumu. Tasarrufçu şirketleri sübvanse etmiş bulunuyor. İlginçtir Çin'de ekonomi ve sanayi dev oranlarda büyürken istihdam yılda sadece yüzde bir artıyor. Ücret ve hane halkı geliri 1992 yılındaki yüzde 72 oranından 2007 yılında yüzde 55 düzeyine düşmüş ve Çin'de tüketim GSYİH oranı yüzde 35 düzeyine gerilemiş. Yani gelirin önemli bir kısmı tasarruf edilmesine rağmen hane halkı geliri çok düşük oranda. Bu nedenle milli gelirin çok yüksek bir kısmı şirketlere şirket karı olarak akmakta. 2007 yılında şirket karları GSYİH'nın yüzde 22 kadarı. Üstelik şirket karları şirketlerde kalıyor, borsada kayıtlı şirketlerin yüzde 45 kadarı kar etmelerine rağmen hiç temettü dağıtmamışlar. Çin'in kamu şirketleri de kriz başlangıcına kadar devlete hiçbir aktarım yapmazlardı. Bu yıl yapmaya başlamışlar. Çin'de büyük şirketlerde hisse sahiplerinin sözü hiç geçmez, bu nedenle de şirket karı şirkette kalır. Ayrıca banka kredileri de büyük şirketlere gider. Küçük şirketler ise banka kredisi almaları mümkün olmadığı için kendi tasarruflarından ve karlarından beslenmeye mecburlar. Bu nedenle Çin'de hane halkı değil şirket tasarrufları tasarruf artışının arkasındaki kurumlardır. Şirketler de tasarruflarını yatırıma çevirip yüksek tasarruf ve yüksek yatırım ile devam eder.
Ancak birçok Çin şirketi ülke içinde düşük gelir nedeni ile pek müşteri bulamayıp ihracata saldırırlar. Bu nedenle de üretimleri dış piyasalara satabilmek için Yuan düşük değerli tutulur. Aşırı yatırımın sonucu düşük iç tüketim olur. İhracatçıların çoğu ise küçük firmalardır. Bunlar yukarıda söylenenin tersine daha çok emek ve daha az sermaye kullanan şirketlerdir. Dolayısı ile ihracata dönmeye mecburdurlar (mesela tekstil üreticileri ). İç piyasaya ise büyük şirketler hakimdir. Küçükler onlarla rekabet edemezler ve dış piyasalarda çözüm ararlar.
Çin'in bu dengeleri muhafaza etmek için kurları suni olarak düşük tutması ise ABD gibi ülkeleri rahatsız etmektedir. Ama son dönemde Çin, ABD Doları'nın imparatorluğunu tehdit edip rezervlerini ABD Hazine bonolarından başka tip ve para biriminde varlıklara çevirmeye başladığı için de ABD'nin kur itirazları yavaşça ortadan kalkmakta. Çünkü dev ABD bütçe açığı ve hızla artan ABD borcu tasarruf fazlası olan Çin tarafından satın alınmak zorunda! Tuhaf bir denge var yani!