AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-10-15
Modern dünyanın ütopik vaatlerinden biri de 'barış'tı. Ama 'barış', sistem galiplerince Nobel adıyla verilen bir promosyon olarak kaldı...
Akıp giden adaletsizlik tarihi, dünyayı insanlık için daha güvenli kılamadı ve ahlaki bir zafer de kazanamadı.
Bu yıl da Nobel'le küresel politik sahnede tuhaf bir drama sergilendi.
Afganistan'a 20 bin mi yoksa 40 bin mi asker göndereceğine hala karar veremeyen Obama'ya Barış Ödülü verildi!
Obama'nın bile bu ödülle bir süreliğine kendisine 'yabancılaştığı' gözlendi.
Norveç Nobel Komitesi 'Çok az insanın Obama kadar dünyanın ilgisini çekebileceğini ve halkına daha iyi bir hayat için umut vaat ettiğini' söyledi.
2009 savunma bütçesi yarım trilyon dolar olan ve dünyanın en büyük silah ihracatçısı ABD'nin Başkanı'nın 37 haftalık performansının barışa yaptığı katkı ortada idi.
'Barış' kavramını ürettiği savaşlarıyla birlikte örgütleyen uygar dünyanın yeni bir vicdan sayıklamasına şahit olduk.
Ahlakı dışarıda bırakan bir akıl örgütlenmesi olan modernlik, zamanı savaş ve barış olarak ikiye ayırır.
Çünkü savaş endüstrisinin bir ayağı barış zamanlarından diğer ayağı savaşlardan yükselir.
Nihai barış, ulaşılamaz bir söylemdır ve kasıtlı olarak mistikleştirilir.
Barış zamanlarının savaşın yeniden üretilmesi için alınmış molalar olduğunu, kapitalist modernliğin tarihi söyler.
Savaş aralarındaki 'barış zamanlarının', savaş hazırlığına adandığı gözden kaçırtılır.
Çünkü uygarlaşma kılığındaki 'barbarizm', bilim ve teknolojinin yardımıyla militer ekonomilere dönüştürülerek devasa karlılığa erişildi.
Hızlı ve etkin insan öldürme teknolojileriyle meşgul silah sektöründeki büyük rekabet, savaşları her daim canlı tuttu.
Bilişim ve mikro elektronik alandaki gelişmeler, savaş endüstrisinin ar-ge çalışmalarıdır...
İhtiraslı kapitalizmin asli unsuru savaş, asla barışçıl bir dünya sunamayacaktı.
Kimyasal, biyolojik ve nükleer silahları icat eden ve gün be gün geliştiren akıl kimin aklı idi? Bunun için savaşın kuralları uygarlaştırıldı, 'savaş suçları' diye kategoriler üretildi.
Bu kategorilerde 'savaş' asla bir insanlık suçu olarak yargılanmadı.
Batı medeniyetinin sermaye birikimini katlayan savaş endüstrisi de küresel ekonominin hareketlerine uyarak 'yurtsuz sermaye' gibi uzak diyarlara taşındı.
Kapanan fabrikaları gibi Batı'nın sınırları da savaşlara kapandı.
Batı-dışı ülkelerdeki ucuz emek ve düşük maliyetli üretime benzer Batı-dışı politik coğrafyalardaki savaş, işgal, çatışma satıhlarında patlayan yüksek karlılık olarak Batı'ya geri dönüyordu...
İnsanlık, demokrasi, barış adına 'barbarlık' gönderilerek 'uygarlaştırıcı' operasyonlar düzenlendi...
Batı kamuoyunun izlediği ayıklanmış ve bilgisayar oyunlarını andıran savaş görüntüleri, Nobel Barış Ödülü'ne de meşruiyet kazandırıyor.
Silah sanayinin çarkları artık daha da hızlı dönüyor, yüksek teknoloji sofistike gözü dönmüş silahlar üretiyor.
Ama ne yazık ki uygarlığın içindeki 'barbarı' öldürecek silah henüz üretilemiyor!