AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-10-15

kategori2

Adam adamı sever ve olaylar gelişir

Ringo Starr'ın sesi kulaklarımda inliyor... Nisan ayında, gecenin bir vakti, vizyona girecek yeni filmleri izlemek için fragmanlar arasında gezinirken gecikmeli olarak keşfettiğim 'Photograph' şarkısı... Adam Sandler söylüyor önce... Sonra Ringo Starr'ın orijinal versiyonu devreye gidiyor.
Daha evvel bu filmi ne büyük bir heyecanla izlemek istediğimden söz etmiştim. 30 Temmuz'da Amerika'da vizyona girdi 'Funny People.' Bir ara, öyle heyecanlandım ki, acaba uçağa atlayıp gidip izlesem mi diye düşündüm. Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de de vizyona girdi...
Öleceği tebliğ edilen bir komedyenin bununla mücadelesi üzerinde bir komedi; komik mi, tam bir şey söyleyemem... Adam Sandler, söz konusu komedyen. Bencil olduğu için herkesi uzaklaştıran Sandler, bu tebligattan sonra başka bir ruh haline bürüneceğine daha da bencilleşiyor. Ve film bu minvalde ilerliyor.

Yönetmen Judd Apatow, Amerika'da 'erkek komedisi' denilen yeni bir tür yaratıp bunda başarılı olmuş bir yönetmen-yapımcı. Henüz üç filmi olmasına rağmen, film endüstrisi üzerindeki etkisi bundan çok daha büyük.
Apatow, 'bromance' denen ve iki erkeğin yakın dostluğunun romantizmi üzerinde dolanan bir temanın en büyük deneycisi oldu... '40 Year Old Virgin' ve 'Knocked Up' gibi filmlerden sonra, 'Funny People' da bu erkek dostluğu üzerinde dolanıyor.

'Funny People'da ölmek üzere olan yalnız komedyen Adam Sandler'la yeni tanıştığı Seth Rogen arasında bir 'romansa' tanıklık ediyoruz. Ama buna asla bir aşk denemez... İkisi de kadınlarla beraber olmaktan hoşlanıyor, daha ünlüsü de doğal olarak daha fazla kadın düşkünü...
Ancak aralarındaki kimya inanılmaz... Adam Sandler öleceğini söylediği zaman, Seth Rogen birden ağlamaya başlıyor mesela... Sandler uykuya yatmadan önce, Seth Rogen başucunda oturmuş onunla sohbet ediyor... Asistan Seth Rogen, patronu Adam Sandler'a kendisini iyi hissedeceği şarkılardan oluşan bir iTunes listesi hazırlıyor...
Giderek de patron-asistan, çalışan-işveren, arkadaş-dost arasındaki çizgi muğlaklaşıyor ve bir şekilde birbirlerinin vazgeçilmezi oluyorlar.
'Bromance' 'brother' ve 'romance' kelimesinden türetilen yeni bir kelime... Aslında bizde 'kan kardeş'in kısaltması olarak kullanılan 'kanka' kelimesi fazlasıyla karşılıyor.
Bu iki adam da kanka, kısacası... Sizi kötü niyetliler, sandığınız gibi bir şey değil.

Judd Apatow ve Seth Rogen, bugün yaşları 30 civarında olan bir kuşağın dilini sinemaya aktarıyor bu gibi temalarla beraber; ölüm, bekaret, hamilelik gibi komedisi yapılmayan alanlarda geziniyorlar.
80'lerin John Hughes komedileri, 90'ların Kevin Smith'i gibi kuşağa özel espriler ve göndermelerle dolu filmler çekiyorlar... Hemen hemen hep aynı kadro. Çocukken kendi aramızda yapıtğımız espriler birden beyazperdede karşımıza çıkıyor ('Superbad'), Star Wars gibi 'hayatımızı değiştiren' filmlere sık sık gönderme yapılıyor... Alışkanlıklarımız, filmlerimiz, hayatlarımız, 'bize özgü' bir dünya yansıyor.

Belki de bu yüzden Judd Apatow yeni bir film yapınca böylesi heyecanlanıyorum ben... 'Kendinden bir şey bulmak' tam da burada anlam kazanıyor.
'Funny People'da beni en çok etkileyense bütün filmlerine zaten hakim olan bu 'kanka'lık mevzuunun ötesinde yine bizim kuşağa özel olarak tanımlayabileceğim bir yalnızlık hissini de mükemmel bir şekilde yansıtmış olması oldu...
Pek çok komedyen tanıdım, pek çoklarında da filmdeki Adam Sandler'a benzer davranış biçimlerine, bencilliğe ve de yalnızlığa tanık oldum... Yargılamak, şaşırtmak ya da değişik geldiği için bahsetmiyorum bundan: Gerçeğe ne kadar yakın olduğunu aktarmak için... Futbolcularda da, rock'çılarda da hep benzer bir 'yalnızlık' çok baskındı.
Kendimi düşündüğümde de, yalnızlığın benim hayatımın en baskın özelliklerinden biri olduğunu fark ediyorum...
Bu yalnızlığı neden illaki 'bizim kuşağa' indirgediğime gelince... Bizim yalnızlığımızın, başka insanların yalnızlığından daha farklı olduğunu düşündüğümden... Gözlemlediğimden... Bilmiyorum, belki de sadece bir his bu... Belki de tanımlayamıyorum...
Ama aynı şekilde kankalarımız sayesinde de bu hayatta tutunduğumuzu, bizim kankalık ilişkilerimizin başka kuşakların kankalık ilişkilerine pek benzemediğini biliyorum.
Başka yerlere çekileceğini bile bile, amacından saptırılacağını ve aleyhimde kullanmak isteyenler olacağının fakrında olmama rağmen 'Funny People'dan sonra şu ifadeyi söylemekten çekinmeyeceğim: Yaşasın erkek arkadaşlarım.

Kolonya!
AylardIr yazdıkları kimse tarafından kaale alınmıyor... Hükümet nezdinde bile itibar kaybetti... Ciddiye alınmak için mesajlar yolluyor, çırpınıyor... Yıldızı fena söndü...
Hatta televizyonlardaki programları da kaldırılıyor... İslami camia kazandığı paraları görünce samimiyetini sorgulamaya başladı...
Belediye başkanını övüp, yalı izni koparmayı biliyor... Ama bu konuda nedense hiç konuşmuyor... Kalkmış diyor ki 'Babam kolonyacıydı, Koru Kolonyaları çok meşhurdu...' Tamam işte... Buna itiraz mı eden var... O yüzden 'kolonya kokulu' diyorum ya!
Herhalde yine polemik yapıp adından söz ettirme peşinde... Sen bunlarla uğraşacağına, şu yalıyı anlat daha iyi...