Bazı reklam filmleri vardır; aradan ne kadar zaman geçerse geçsin unutulmaz. Etkileri hala sürer... 'Yerim seni sosis!' gibi... 'EÄŸitim ÅŸart!' gibi... 'AyÅŸe teyze ve cııırrt!' gibi... 'Çok oluyoruz!' gibi...
Cuma akÅŸamı Kanyon'da sinemadan çıktık; hem sohbet, hem de filmi 'yeniden üretmek' adına kendimizi Gina'ya attık...
Özlem'e (Gürses) dedim ki:
- Hani bir reklam filmi vardı. Çocuk, bulutları ellerini kaldırarak durduruyordu...
Hemen hatırladı.
- Zorlu'nun kurumsal itibar filmi!.. MüthiÅŸti!..
- Evet!.. Onu da aynı yönetmen çekmiÅŸti.
- Demek ki, Levent Semerci ilk kez takılmıyor bulutlara...
'Nefes: Vatan SaÄŸ Olsun' Levent Semerci'nin ilk uzun metrajı... Semerci jenerikte baÅŸrol oyuncularını sıralarken hiç çekinmeden 'Bulutlar' diye de yazabilirmiÅŸ... O kadar mükemmel 'oynatmış' bulutları... Kah metafor olarak, kah simge... Ne emek, ne zahmettir o... Oya gibi iÅŸlenmeyi gerektirmiÅŸ, belli...
Bu filme giderken kendileriyle birlikte bazı beklentilerini, önyargılarını da götürmeye kalkanlar, ciddi düÅŸ kırıklığına uÄŸrayacaklardır...
ÖrneÄŸin, Hollywood'da binlercesine tanık olabilecekleri türden, iyi yapılmış bir Silahlı Kuvvetler propaganda filmi göreceÄŸini düÅŸünenler... Ya da çarpıcı, Apocalypse Now, Deer Hunter, Platoon, Full Metal Jacket tadında bir anti-savaÅŸ filmi izleyeceklerini sananlar... Komedi beklentisiyle (O ÅŸimdi asker, M.A.S.H) sinemanın yolunu tutmuÅŸ olanlar... Dram ya da trajedi ile karşılaÅŸacaklarından ÅŸüphesi olmayanlar... Askerlik anılarının tazeleneceÄŸi beklentisi içinde olan erkekler... Filmin kendilerinden çok askerlik yapmış erkeklere hitap edeceÄŸi kanısında olan bayanlar... Anaların, dul kalan eÅŸlerin, yetim kalan çocuklarının yüreklerinin daÄŸlanacağından endiÅŸelenenler... Osman PamukoÄŸlu çizgisinin galebe çalacağından emin olanlar... 'Demokratik Açılım'dan yana bir iÅŸ çıkmış olacağını bekleyenler; ya da 'Demokratik Açılım' karşıtı bir senaryo izleyeceklerini umanlar... Starlardan oluÅŸmuÅŸ bir kast beklentisi içinde olanlar... Filmi bir büyük kutu popcorn gibi tüketebileceÄŸini sananlar... Ve nihayet; pek çok sahnenin ve diyalogların midelerine bir yumruk gibi yerleÅŸmeyeceÄŸini sananlar...
Filme, bu beklentilerin sadece bir tanesine odaklanarak gidenlerin hepsinin düÅŸ kırıklığı yaÅŸayacaklarını, iddia edersek hiç de abartmış olmayız...
Çünkü bu filmde yukarıda sıraladığım odak noktalarının hepsi var...
Olur mu?
Olur... OlurmuÅŸ iÅŸte!.. Gidin görün...
Bu film çok tartışılacak... Bilen bilmeyen; anlayan anlamayan 'konuÅŸacak'...
En azından 'tartışmanın bir parçası olabilmek' adına Türk sinema tarihine bir 'kült filmi' olarak geçecek olan Nefes'i görün... Nefes insanı her iki şıkta da 'Nefessiz' bırakabilir. Sevseniz de sevmeseniz de...
Terim tribüne çıkmamalı
Fatİh Terim'in istifa süreci, baÅŸtan sona bir iletiÅŸim dersi... UEFA BaÅŸkanı Platini, Ermenistan-Türkiye maçı için deÄŸil, Fatih Terim'i uÄŸurlamak için gelmiÅŸ... Nasıl 'Algılama Yönetimi' ama?..
Bu süreçte hiçbir katkımız yoktur biline... Onunla profesyonel iliÅŸkimiz geçmiÅŸte vardı (İtalya dönemi); ÅŸimdi yok. Dostluk var sadece... Hatta biz dostluÄŸumuza dayanarak basın toplantısını hemen düzenlemesini tavsiye ettik... O pazartesiye aldı... Terim, süreci tek başına yönetiyor. Kendisine abartılı bir ÅŸekilde bireysel saldırı yöneltenleri de yavaÅŸ yavaÅŸ devre dışı bırakarak yoluna devam ediyor... Pazartesi düzenleyeceÄŸi basın toplantısını da gereken 'yumuÅŸaklık' içinde geçirdi mi, onun için iletiÅŸim adına artık karada ölüm yok, demektir...
BilindiÄŸi üzere, Fatih Terim'lerden Türkiye'de öyle mebzul miktarda bulunmuyor... Onu sahalarda görmemek yazık olur. BaÅŸkanlık, menajerlik dahil, Tribüne henüz çıkmamalı... Ben onu daha çok İstanbulspor-İBB Spor gibi bir takımı alıp, pek öyle herkeslerde bulunmayan ve etkisi parayla ölçülemeyen çevresini harekete geçirdikten sonra oluÅŸturacağı saÄŸlam yapıyla zaferden zafere koÅŸarken görmek isterdim... Ya da Almanya'da... Türkiye'ye oradan baÅŸarılarıyla selam gönderirken...