Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Kültür-sanat mafyası yine devrede

Cumartesi geceki Altın Portakal'ı göz ucuyla izledim. Yayın tam bir rezaletti, organizasyon ondan bile kötüydü belli ki. Sırrı Süreyya Önder'in türkü söylemesinden tutun da o adını sanını bilmediÄŸimiz, ne görsel ne iÅŸitsel zevk veren bir ÅŸarkıcı kadının yaÅŸattığı iÅŸkenceye kadar her ÅŸey bir müsamereyi andırıyordu.
Dün, Sabah gazetesinin Pazar ekinde Altın Portakal'la ilgili izlenimleri okudum. Daha da mutsuz oldum... Öyle ya da böyle son birkaç yıldır 'Avrasya Film Festivali' adını alan Altın Portakal uluslararası bir açılım yapmıştı. Kimi düÅŸmüÅŸ de olsa, Hollywood yıldızlarını ağırlıyordu ve bu hiç yoktan renklendiriyordu Antalya'yı...
Vecdi Sayar, bu festivali 'bizbize' konuÅŸan kapalı bir organizasyona dönüÅŸtürmüÅŸ. Bu da yıllar sonra yeniden ivme kazanan bir festivali, tıpkı Eurovision gibi kendi kendimize dalga geçebileceÄŸimiz, itibarsız bir ÅŸeye dönüÅŸtürdü.
Her ÅŸeyden önce birincilik ödülünün iki kiÅŸiye paylaÅŸtırdığı bir yarışmayı ciddiye almak mümkün mü?
Peki ya o eskimiÅŸ YeÅŸilçam yüzlerinden yeniden bir 'starlar geçidi' yaratma çabasının acıklılığı? Birkaç günlüÄŸüne hoÅŸ bir nostalji olabilir; o kadar.
Vecdi Sayar'ın bu festivali yüzüne gözüne bulaÅŸtıracağı daha organizasyon ona verildiÄŸinde sinemaya gerçekten emek veren insanlar tarafından konuÅŸuluyordu... Uzaktan da görünen bu oldu.
Aslında mesele ÅŸahıslarla ilgili deÄŸil. Bu Türk kültür-sanat dünyasına egemen olmuÅŸ bir zihniyet sorunu bir kez daha kendisini Altın Portakal'da gösterdi.
Tam birileri iyi niyetli bir ÅŸeyler yapmak, bazı kültür-sanat olaylarını objektif ve evrensel hale getirmek için yola çıksa bir süre sonra görünmez bir el devreye giriyor ve geleneksel bir kültür-sanat mafyasını devreye sokuyor.
80'li yıllarda edebiyat üzerinde Güzel Zeynep diye bilinen Zeynep Oral'ın etkisi gibi, ÅŸimdi de Vecdi Sayar'ın Altın Portakal'ı gölgelemesi, kendisine pay biçmesi, festivali girdiÄŸi çok olumlu seyirden saptırıp kendi dünyasına hapsetmesini gördük.
Zaten gecenin en anlamlı anı Güzel Zeynep'in sahneye çıkıp ödül vermesiydi... 'Yazık' demek için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?
Türkiye'nin dünyaya kapalı olduÄŸu yıllarda sinema, edebiyat, müzik, resim, heykelcilik, plastik sanatlar gibi alanlar belli aÄŸababaları tarafından ele geçirilmiÅŸti... Kısacası kültür-sanat dünyası bir mafyanın tekeline girdi. Bunlar iyi bir ÅŸeyler yapmak isteyenlere sadece kendilerine biat etmeleri karşılığında vize veriyorlardı. Gençlere destek çıkmaları, sadece o gençler de yaÅŸlılar gibi davranınca, geleneksellerin kendilerine çizdikleri sınırların içinde bir ÅŸey üretirlerse mümkün oluyordu.
Mesela ben yaşı 40'a varmış insanlara 'Genç öykücü' dendiÄŸini biliyorum bu insanlar tarafından.
İşin en acıklı tarafı ise 80'ler bitince, Türkiye'nin algı kapakları biraz daha açılınca, insanlar dünyayı kendi kendilerine keÅŸfetmeye baÅŸlayınca bunların etkisinin azalmaya baÅŸladığını gözlemlemiÅŸtik...
Edebiyat eleÅŸtirmenleri, sinemacılar, Çiçek Bar müdavimleri düÅŸünce hayatımız üzerindeki etkisini fena halde kaybetmeye baÅŸlamıştı. Buna bir 'aydınlanma çağı' da denebilirdi.
Nitekim bu mafyanın yıkıldığı, etkisinin ve gücünün zayıfladığı zamanlarda yeni yeni isimler ortaya çıktı. KutluÄŸ Ataman'lar, Reha Erdem'ler, Nuri Bilge Ceylan'lar bu teslimiyeti adeta kırarak ortaya çıktı, umudumuz oldu.
Ben Antalya'nın medya tarafından çok yüklenilen Belediye BaÅŸkanı'nın özünde iyi niyetli olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Sırf bu iyi niyeti yüzünden de kültür-sanat mafyasının onu en amiyane tabirle 'kafaya aldığını' da...
Yazık ki CHP'lilerde böyle bir problem var; 80'li yılların bu kültür-sanat mafyasını haddinden fazla önemsiyorlar, onların hala bir itibarı olduÄŸunu zannediyorlar ve yazık ki en büyük zararı kendilerine, sonra da bu mafyayı izlemek zorunda kalan bizlere yapıyorlar.
GeçmiÅŸte de böyle olmamış mıydı; hiçbir kıymeti olmayan adamlar kültür bakanlığı danışmanlığına getirildiler. Åžimdi de organizasyonlara yerleÅŸtiriliyorlar... Bunlar da sadece eÅŸ-dost-ahbap iliÅŸkilerileriyle oluyor, ideolojik yakınlığı sömüyorlar...
Bu yüzden de ne Altın Portakal, ne kitap fuarı, ne edebiyat ödülleri, ne panaller inandırıcı... Hiçbir kültür-sanat organizasyonu bu yüzden devrimci olamıyor. Bu kültür-sanat mafyasının kültür-sanat dünyasının babalarının malı olmadığını öÄŸrenmeleri gerek.
Yapmamız gereken tek ÅŸey kültür-sanat mafyasına yumruÄŸu indirmektir...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3