AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-10-20

kategori2

Günaydın AKP'nin kadınları!

Leyla Alaton, bu ülkede iş kadını deyince akla ilk gelen isimlerden. Ancak eşinden boşanmak üzere verdiği dilekçeyle, onun da her sıradan Türk kadını gibi sıkıntılar yaşadığını öğrendik: Aşırı kıskanç ve  tembel koca modelinin aldatması hiç ilginç değil, ancak şiddet gördüğünü de iddia ediyor Leyla Hanım.

Ne kadar doğrudur bilemeyiz, ama iki çocuğu olan bir kadının sırf intikam almak adına böyle bir şeyi uyduracağına inanmak zor. Hele topluma 'mal olmuş' bir kişilikse... 

'Güllerin Savaşı'na dair magazin detaylardan ziyade, bu kadar güçlü bir kadının bile koca baskısından şikayetçi olması hepimizi ilgilendirmeli. Neden mi? Son BM raporunda Türkiye, 'Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi' (GEM) verilerine göre Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de gerisinde kalarak 109 ülke arasında 101'inci oldu da ondan! Endeks, kadınların ekonomik ve politik hayata aktif katılımı ve bunun gücüne dair göstergeler ortaya dökülerek hesaplanıyor.
Derken raporun AKP kadınları arasında 'şok'a neden olduğunu okuyoruz... Bence asıl şok, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin’in bu rapora şaşırması: Son yıllarda tüm veriler, Türk kadınlarının durumunun giderek vahimleştiğini, cinsel eşitsizliğin tırmandığını gösteriyor zaten, BM raporunu beklemeye ne hacet!

TÜM LEYLA'LAR
Evet, 2000’li yıllarda Medeni Kanun'da çok önemli reformlar yapıldı, ancak kadın örgütleri yıllardır 'uygulamada büyük sorunlar var' diye yırtınıyor, dinleyen yok. Kocaların, sevgililerin, hatta ailelerin nasıl kadınlarını doğradığını, boğduğunu, hatta başını kesip attığına dair her gün başka bir haber okuyoruz... Ünümüz sadece sınırlarımızla sınırlı değil, yurtdışına taşmış vaziyette: AİHM, Nahide Opuz davasında Türkiye'yi sadece kadına karşı şiddeti önlememekle değil, kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlayamamaktan sorumlu buldu.

İşte bu rezalet, bu eşitsizlik, bu şiddet bütün Leyla'ların ortak derdi. Azınlık, çoğunluk, varlıklı, fakir, işsiz, yönetici, öğretmen, türbanlı, türbansız, hiç fark etmez! Burun kıvırdığın Pakistan'ın, Ermenistan'ın ardında kalmışsın
Türk kadını...

Ne yazık ki Şahin'in dediği gibi 'kadınlara ilişkin istatistiki verileriyle dünya ölçeğinde öne çıkan ülkelerin uygulamalarına bakmak' için çok geç kalındı. Uygulamaların ne olduğu belli, mesele bunları uygulayacak iradeye sahip insanları bulmak.

Ünsal Hoca'ya...
Prof. Dr. Ünsal Oskay'ın ardından güzel sözler söylemeye çalışmayacağım. Bu toplum hakkında çok araştırmış, düşünmüş 'güzel insan'ın tespitlerine, yorumlarına yer vererek onu anmak, en güzeli:

- TÖRE: Töre, değişmenin yavaş olduğu topluluğun ve o topluluğu kuşatan dış dünyayla ilişkilerinin muhafaza edilmesi için, içeride kutsanması gereken bir manevi değerler manzumesini taşır. (Milliyet Popüler Kültür, 2004)

- ERDOĞAN: Bush ve Erdoğan arasında dünya görüşü, hayat anlayışı, politik felsefe açısından hiçbir fark yoktur. Biri retorikte 'İsa, Evangelistler' falan diyor, diğeri 'Hz. Ebu Bekir, Hz. Muhammed.' Hepsinin semantik yapısını kurcaladığınız zaman ne çıkacaktır? Para azizdir. (Vatan, 7.1.2008)

- TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ: 10 yıl sonrasını hayal ettiğim zaman benim için iyi bir Türkiye görmüyorum. Benim yaşam anlayışıma, yaşam gustoma hitap edecek bir Türkiye'de yaşayamayacağımı sanıyorum. (Vatan, 3.3.2009)

- MEDYA: Zamanında sendikalaşsaydınız Seda Sayan'ın düdüklü tencerelerine muhtaç kalmazdınız. (ekşisözlük, 2009)