AKŞAM | PAZAR | 18 EKİM 2009, PAZAR
Serdar Özkan'ın 'Kayıp Gül' romanı birçok ülkede bestseller listelerinde yer aldı. 'Simyacı', 'Küçük Prens' ve 'Martı'yı sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap diye söz edilen 'Kayıp Gül' için 'Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor' deniyor.
Yaratılış gayemin yazarlık olduÄŸunu bu kitap sayesinde keÅŸfettim' diyen Serdar Özkan, baÅŸkalarının takdirini kazanmak için düÅŸlerinden ve kendi olmaktan vazgeçen bir kızın hatta belki de bir çoÄŸumuzun hikayesini anlatıyor 'Kayıp Gül' romanında. Bir diÄŸerinin onayını almak neden bu kadar önemli diye sorduÄŸumuzda Özkan bu sorumuzu ÅŸöyle yanıtlıyor: 'Her insanın ilahi bir koku taşıdığına inanıyorum. O ilahi kokuyu içimizde taşıdığımız için de sevilme arzumuz var. Dünyada dıştaki güzelliklere ve maddesel ÅŸeylere daha çok deÄŸer veriliyor. İçimizdeki sevilme isteÄŸi de bizi sevecek insanların fiziksel ve maddesel ÅŸeylere deÄŸer vermesi yüzünden kendimizi baÅŸkalarının beklentileri doÄŸrultusunda ÅŸekillendirmemize neden oluyor. İçteki parmak izimiz, kokumuz uçmaya baÅŸlayınca da baÅŸkalarının istediÄŸi gibi biri oluyoruz. 'Kayıp Gül' romanı da bunun öyküsü'.
- İşletme ve psikoloji eğitimi almışsınız, sizi sizden dinlesek...
Robert Kolej'i bitirdikten sonra Amerika'da psikoloji eÄŸitimi aldım. Döndükten sonra da BoÄŸaziçi Üniversitesi'nde psikoloji dersleri aldım. O sırada 'Kayıp Gül'ü yazmaya baÅŸladım. Kitap tamamlandıktan sonra gerçekten mesleki anlamda yaratılış gayemin yazarlık olduÄŸunu anladım. Çünkü içimde olan hikayeleri bir ÅŸekilde dışarıya çıkarmak, kağıt üzerine dökmek, en önemlisi paylaÅŸmak bana mesleÄŸimin roman yazarlığı olduÄŸunu gösterdi.
- TimaÅŸ'tan çıkan 'Kayıp Gül' romanınız daha önce de yayınlanmıştı; o zaman bu kadar çok ses getirmemesinin nedeni neydi?
Türkiye'de bazı ÅŸeylerin keÅŸfedilmesi zaman alabiliyor. Bunu doÄŸal karşılıyorum, her sene 1,500'den fazla roman piyasaya sürülüyor. 'Kayıp Gül' diÄŸer ülkelerde çok geniÅŸ bir coÄŸrafyaya yayıldığı için Türkiye'den daha önce keÅŸfedildi ama ÅŸimdi keÅŸif sırası Türk okurunda. 'Simyacı'nın serüveni de aynı ÅŸekilde olmuÅŸtu; kitap Brezilya'da sadece 900 adet satılmış sonra da durmuÅŸtu. Seneler sonra Amerika'da bir yayınevi kitabı bastı ve bütün dünyaya yayıldı.
- Kitabın birçok dile çevrilmesi hikayesini anlatır mısınız?
Yayıncılık dünyası iyi bilir ki, yurtdışında yayınevleriyle temaslar ajanslar vasıtasıyla olur. Bir ajans 'Kayıp Gül'ü deÄŸerlendirip temsil etmek istedi ve kitap yavaÅŸ yavaÅŸ diÄŸer ülkelerdeki yayınevlerinden de ilgi gördü. Daha sonra kitap bestseller listelerine girdi. Kitabın satış baÅŸarısı, öykünün okura hitap etmesi ve eleÅŸtirmenler tarafından büyük övgü alması diÄŸer ülkeleri tetikledi. Åžu anda 40 ülkeyi geçti ve süreç devam ediyor. Biz 50 dile ulaÅŸmasını ümit ediyoruz.
- Yurtdışında bu kadar çok ilgi gördüÄŸü için mi ülkemizde bu kadar çok deÄŸer buldu, niye bunu daha önce fark etmedik? Onlar söyleyince mi daha deÄŸerli oluyor?
Bir kitabın okura ulaÅŸabilmesi için sonuçta baskı adedi önemli. Türkiye'de çok özel bir durum yoksa kitap 2 bin adet basılır ve arka raflarda bir-iki tane bulunur. Her yazar için bir süre geçmesi gerekiyor, yavaÅŸ yavaÅŸ tanınıyor. Hangi milletin önce keÅŸfettiÄŸi deÄŸil, okur nezrinde ne olduÄŸu önemli. Kültürlerin birlikteliÄŸine odaklandığım için Türk ya da Japon okur diye deÄŸil, sadece 'okur' diye bakıyorum.
- Kanada'dan Kore'ye, Brezilya'dan Japonya'ya kadar kitabın bu kadar çok geniÅŸ bir coÄŸrafyaya yayılmasının nedeni nedir?
Bunu kitabın türüne ve evrenselliÄŸine baÄŸlıyorum. Kitap eleÅŸtirmenleri 'Kayıp Gül' romanını 'Simyacı', 'Küçük Prens' ve 'Martı' adlı kitaplarıyla karşılaÅŸtırıyor. Bu kitapların ortak özelliÄŸi insanın evrensel yönlerini ele almaları, insanın özüne odaklanmakları. Dışta olan farklılıklarından çok içte olan benzerliklerimize odaklanmak istiyordum. Onun için bu hikayenin bu kadar çok kültüre ulaÅŸması ve çok farklı insanlara aynı ÅŸekilde hitap edebilmesi beni çok mutlu etti.
ORHAN PAMUK İLE STİLLERİMİZ FARKLI
- Sultanahmet gibi neredeyse tüm medeniyetlerin buluÅŸtuÄŸu noktada stant açmışsınız; dünyanın diÄŸer ucundan okurlarla karşılaÅŸtınız mı?
Neredeyse kitabın basıldığı her dilden okur geldi. Hindistan'da bir eyaletin kullandığı 'Telugu' dilini konuÅŸan biri gelmemiÅŸti ama o dili konuÅŸan biri de geldi! Yeni Zelandalı bir hanım 'kitabı burada gördüÄŸüme inanamıyorum, iki hafta önce Yunanistan'daydım ve İspanyol bir çocuk bu kitabı hararetle bana tavsiye etmiÅŸti' dedi. 10 yaşında Yunan bir çocuk kitabı okuduktan sonra el yazısıyla bir mektup yazıp Yunan yayınevine yollamış ve orası da Amerika'daki ajansıma yollamış. Mektupta 'size kalbimden çok büyük bir teÅŸekkür gönderiyorum' diye yazmış.
- Kitabın 'Simyacı', 'Martı' ve 'Küçük Prens' ile anılması taklit eleÅŸtirisi getirdi mi?
Taklit deÄŸil ve çok orijinal bir hikaye. Dünya basını, kitap eleÅŸtirmenleri karşılaÅŸtırma yaptığında adı geçen ürünlerden kat be kat üstün bir eser diye söz ediyor 'Kayıp Gül'den. Bu kitaplarla özdeÅŸleÅŸtirmelerinin sebeplerinden biri evrensel yönlere odaklanmasıdır.
- Orhan Pamuk'la kıyaslanıyor musunuz?
Basın lansmanları için gittiÄŸimiz yurtdışı röportajlarında Orhan Pamuk'tan konu açılıyor. Türkiye'den uluslararası çapta bu kadar çok dile çevrilmiÅŸ birkaç yazar var ve dolayısıyla karşılaÅŸtırılıyorum. Orhan Bey ile stil olarak çok farklıyız. Bu karşılaÅŸtırma, edebiyat anlayışından çok, kitapların ve yazarının uluslararası elde ettiÄŸi baÅŸarıyla ilgili.
SİBEL ATEŞ YENGİN