Tarih kitaplarının da yazacağı nitelikteki olayı, heyecanlı bir maç gibi izlerken 'Buna kriz mühendisliÄŸi denir' diye akıl yürütmesi yaptım.
Bazen, her ÅŸeyin normal cereyan etmesindense kısa süreli-kontrollü gerginlikler iyi birer mesaj taşıyıcısı olarak tercih edilirler.
Zürih'ten yansıyanlar KarabaÄŸ'la ilgili Türk ve Azerbaycan, sözde soykırımla ilgili Ermenistan ve diaspora kamuoyları için birer yatıştırıcı, daha doÄŸrusu 'gaz alıcı' olarak düÅŸünülmüÅŸ olmalıydı.
Uluslararası boyutu bu kadar yüksek bir konuda, böylesine angajmana girildikten sonra o masadan kalkmanın ya da o masaya bir daha oturmamanın bedeli, sorumlusu için çok ağır olurdu. Bunu hiç kimse göze alamazdı.
Åžimdi dün sabahtan itibaren o çetin diplomasi gününün hikayesine bakalım:
DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu'nun Zürih'e uçmasına saatler kalmıştı. DavutoÄŸlu ile görüÅŸmek üzere dün sabah saat 09.30'da İstanbul Conrad Otel'e girerken, olaÄŸanüstü bir diploması trafiÄŸi yaÅŸandığı belliydi. Bakan DavutoÄŸlu, otelin bir baÅŸka salonunda kamuoyunun dikkatlerinden uzak bir zirveye katılmıştı. Bosna Hersek-Sırbistan ve Türkiye DışiÅŸleri bakanları görüÅŸmesine...
Çok yakın tarihte büyük bir insanlık trajedisine sahne olan Bosna'da tansiyon yine yükselmeye baÅŸladı. Türkiye, bu sefer de devrede. Bu çok önemli üçlü görüÅŸmeden çıkıp, bizi bilgilendiren ve hemen ardından Zürih'e Türkiye-Ermenistan protokollerinin imzasına giden Bakan DavutoÄŸlu'nun bu zamanlamasına tesadüf diyebilir miyiz?
Sanmıyorum. Tam tersine 'planlı hareket' demeliyiz.
İsrail-Suriye ve Afganistan-Pakistan arasında iliÅŸkilerin normalleÅŸmesi adına giriÅŸimlerde bulunan Ankara, Ermenistan'la da yakınlaÅŸma arayışında. Büyük fotoÄŸrafa Bosna Hersek-Sırbistan arabuluculuÄŸu da eklenince, ortaya irdelenmesi gereken bir dış politika vizyonu çıkıyor.
Diplomatik kaynaklardan öÄŸreniyorum ki; içeride DavutoÄŸlu ÅŸöyle bir ifade kullanıyor: 'Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca Kore'yi saymazsak iki kez savaşı göze almıştır. Birisi Kıbrıs, ki savaÅŸtık, diÄŸeri Suriye. 10 yıl önce sınırımız mayınlı araziydi ve üzerinde tanklar vardı. Bugün Suriye ile geldiÄŸimiz noktaya bakın'.
'Stratejik Derinlik' fikrinin mimarı ve ÅŸimdi uygulayıcısı Ahmet DavutoÄŸlu'nun BoÅŸnak ve Sırp mevkidaÅŸlarına nasıl bir mesaj verdiÄŸi ve krizlerin nasıl fırsatlara dönüÅŸtürülebileceÄŸini gösterdiÄŸini anlayabiliyoruz.
2015 ALARMI
Åžimdi gelelim Ermenistan açılımına, Zürih'teki tarihi imzanın arka planına...
Burada aslında Türkiye'nin oyun planı 2015 yılında yaÅŸanacakları önlemeye dönük. Ermeni diasporası sözde soykırımın yüzüncü yılı için ÅŸimdiden kapsamlı hazırlık yapıyor. Her yıl yaÅŸadığımız 24 Nisan kabusunu 2015'te hayata geçirmeyi planlıyorlar. Türkiye'nin bugünkü inisiyatifinin gerisinde biraz da bu bilgi yatıyor. 'Åžimdi hiçbir ÅŸey yapmazsak 6 yıl sonra çok aÄŸlarız' düÅŸüncesi...
İmzaların atılmasının çıkan kriz sonucu rötarlı gerçekleÅŸmesinin tüm bunlarla ilgisi var, kuÅŸkusuz. Tarafların kafasında uzun dönemli o perspektifin yansımaları etkisini gösteriyor.
Bakan DavutoÄŸlu, uzun zamandır ekim ayına dikkat çekiyor ve 'Barış diplomasisi olacak, her konuda hamleler yapacağız' diyordu. İşte o kritik dönemdeyiz. Adeta, 'Ekim devrimi' günlerinde. Ermenistan konusunun en hayati süreci iÅŸliyor. Evet, barış kolay deÄŸil, sancılı oluyor.
Öte yandan Kürt açılımı hızlanıyor, BaÅŸbakan önümüzdeki hafta Irak'a uçuyor. AB konusunda da yoÄŸun günler yaÅŸanıyor. Hariciye'nin Pakistan ve İran temasları planlanmış durumda, Papandreu ilk ziyaretini Türkiye'ye yapıyor. Tüm bunlar ilginç ve kayda deÄŸer geliÅŸmeler...
Åžu sözler Ahmet DavutoÄŸlu hocanın:
'Biz İran-Batı geriliminin azalması için elimizden geleni yapacağız. Aksi halde çok zarar görürüz.'
DavutoÄŸlu'nun kaptanlığındaki DışiÅŸleri Bakanlığı'nın kurmay takımında bu konulardan herhangi birini tek başına ele almak yerine, hepsini bütünlüklü bir bölge vizyonu içinde görme eÄŸilimi hakim. 'DondurulmuÅŸ krizleri (frozen conflicts) ve statüko deÄŸiÅŸimlerini' diplomasi yoluyla gerçekleÅŸtirmek, çözmek amacındalar. Aksi halde ilerleyen tarihlerde karşımıza çok ciddi sorunlar olarak çıkacağını biliyorlar. Bölge vizyonu içinde sınırların gevÅŸemesi, vizesiz geçiÅŸler, karşılıklı ekonomik bağımlılıklar ve mutlak suretle herkesin herkesle diyalog kurması anlayışları yatıyor.
ÇeÅŸitli giriÅŸimleri de 'ani geliÅŸmelere karşı reaksiyon' ÅŸeklinde deÄŸil de, bilinçli tercihlerin yönlendirdiÄŸi bir vizyon ürünü diye deÄŸerlendiriyorlar.
Bakan, 'Vaktinde alınmayan tedbirler sonra kriz olarak karşımıza çıkıyor' diyor.
DAVUTOÄžLU'NDAN ÜÇ KONUDA GÜVENCE
DışiÅŸleri Bakanı tarihe kalacak bir metne imza attıklarını biliyor. Bunun sorumluluÄŸunun bilincinde. 'Bir önceki geceyi uykusuz geçirdim' diyor, ekibi de öyleymiÅŸ. Haklı, çok ince bir denge üzerinde uluslararası çok boyutlu bir diplomasi yürütüyorlar. 'Tarihi sorumluluÄŸu olan imzayı atmaya giderken' cümlesi özellikle ilgi çekici. 'Bir anlaÅŸma imzalanırken her tarafta acaba bir ÅŸey kaybediyor muyuz?' endiÅŸesi olmasını normal buluyor. Kolay deÄŸil 17 yıllık bir statüko deÄŸiÅŸiyor, yüz yıllık bir meselede yeni bir sayfa açılıyor. Protokol imzalandı ama bundan sonra daha zor günler yaÅŸanacak. 'Süreç herhangi bir noktada tıkandığında, kriz var, açılım durdu diye düÅŸünülmemeli' uyarısında bulunuyor.
'Kırmızı çizgiler tanımlamasını sevmediÄŸimi bilirsiniz' diyor, ben bilmiyordum. DuyduÄŸumdan beri üzerinde düÅŸünüyorum, biraz da yadırgıyorum. İlk fırsatta kendisiyle bunun üzerine konuÅŸmak isterim.
Ermenistan'la imzaya gitmek üzere Zürih'e uçmasına dakikalar kala üç konuda güvence veriyor:
- Türkiye-Ermenistan iliÅŸkilerinin normalleÅŸmesi ve karşılıklı hakların korunması,
- Türkiye sınırının tanınması,
- KarabaÄŸ dahil bölge sorunlarının çözümünde Türkiye'nin yaklaşımlarının devamı...
'BU ANLAŞMA İŞARET FİŞEĞİ'
Haliyle, her ÅŸeyi yazamıyoruz ama ÅŸurası besbelli: Çok bilinçli bir strateji yürütüyorlar ve tüm olasılıklara göre alternatif yol haritaları hazırlanmış. Bakan, 'Bu anlaÅŸma bir iÅŸaret fiÅŸeÄŸi olacak' diyor, 'iyi niyetimizin ve kararlılığımızın göstergesi...'
KarabaÄŸ konusunda yazılı ifadeler olmasa da aslında adı konulmamış bir ÅŸart ortada duruyor. Evet; sınırın açılması için KarabaÄŸ sorunu çözümlenmeli. Sonuçta, Azerbaycan'ın topraklarının yüzde 20'si iÅŸgal altında. Görmezden gelinebilir mi?
Bakanı uÄŸurladık, 'İyi dileklerinizi ve dualarınızı eksik etmeyin' dedi. Arkasından bakarken, AB İlerleme Raporu'nda pek çok eleÅŸtiriye raÄŸmen, dış politika konusunda ağırlıklı olarak olumlu ifadelerin yer almasının hiç de sürpriz sayılmaması gerektiÄŸini düÅŸünüyordum.
SANCILI SÜREÇ
Gece zorlu diplomasi maratonunun ardından imzalar atılınca ise aklıma Bakan'ın protokolü 6 hafta önce duyurulurken yaÅŸadığı olay geldi. MeÄŸer, dün krizle aşılan protokol daha ilk aÅŸamasında, Ermeni tarafının müdahalesi nedeniyle sancılı baÅŸlamış. DavutoÄŸlu, 'Evet, üzerinde anlaşılan bir metne sonradan müdahale olunca sert tepki gösterdim' demiÅŸti. Anlaşılan dün de Zürih'te bunun benzeri bir olay yaÅŸandı. Her ne olursa olsun imzaların atıldığı o görüntüler tarih kitaplarına geçecek.