Ciddiyetten tamamen çıkıp hayatımı yeni gonzo projelerine adamışken ve müthiÅŸ bir yeni proje de geliÅŸtirmiÅŸken, daima benim kötülüÄŸümü istemiÅŸ olan gazete yönetiminden gelen bir telefon ile planlarım yarıda kesildi.
29 Ekim'de Çankaya KöÅŸkü'ndeki resepsiyona gideceÄŸimi söylediler. Ben bunu ilk duyduÄŸumda 'Benim gibi bir insanı öyle bir ortama soktuklarına göre demek ki gazete de sonunda intihar etmeye karar vermiÅŸ olmalı' diye düÅŸündüm. Benden utanmaları ve beni mümkün olduÄŸunca saklamları gerekirken o saygın ve haddinden fazla ciddi ortama itelemeleri anlaşılır iÅŸ deÄŸildi. Aklıma Hunter Thompson'un 'Fear and Loathing at Las Vegas' adlı kitabı geldi. Belki onu örnek alıp Çankaya'da da birkaç gonzo vukuatı çıkarıp bunu daha sonra yazabilirim diye düÅŸündüm. Timuçin Esen kadar sarhoÅŸ olmayı baÅŸarabilirsem cumhuriyet resepsiyonunun bu yıl hayli neÅŸeli geçeceÄŸi de kesindi. Ama bana içkimi adam gibi taşımam, içkiyi bir centilmen gibi içip kendimi rezil etmemem babam tarafından öÄŸretilmiÅŸ bir ÅŸey. EÄŸer ben kendimi illa da rezil edeceksem bunu tamamen ayık olarak yaparım, ilave desteÄŸe ihtiyacım yok. Bende kendimi rezil etmek için yeterince potansiyel zaten var. 40 yıldır filan içkiyi Winston Churchill gibi içerim. Yani ne kadar içersem içeyim beynim sarhoÅŸ olup beni teslim almaz, aksine içki beynimin daha da fazla çalışmasını saÄŸlar. İçki saatim benim ertesi günkü yazı konumu bulmak saatimdir. Bu yazı konusunu da öyle buldum.
Yani cumhuriyet resepsiyonunu dağıtmak için bilinçli bir karar alıp hazırlanmam gerekiyor. Arzu ettiÄŸim sonucu aldıktan sonra belki kutlamak için birkaç dubleyi resepsiyon zorunlu olarak yarıda kesildikten sonra içerim.
Ne olursa olsun bu resepsiyon olayının benim planlarımı suya düÅŸürdüÄŸü de kesin. Oysa kendime harika bir yeni proje bulmuÅŸtum.
Åžimdi bunu size anlatacağım. Bunu hemen yapamasam da cumhuriyet resepsiyonundan sonra atılacağım hapishaneden çıkınca mutlaka yapacağım, buna karalıyım. Hazır olun ÅŸimdilik rafa kalkan projemi açıklıyorum. Tavsiyem; okumadan çocukları evden uzaklaÅŸtırın ve birkaç duble atın. Sinirleriniz gevÅŸesin biraz, tahammül çıtanız yükselsin.
1970'li yıllarda benim New York Times Square'da sıkça sahnede seyrettiÄŸim bir zenci kadın vardı. Kadının yaptığı ÅŸuydu; tamamen erkek seyircilerden oluÅŸan salondaki sahneye bir adet iskemle koyduruyordu. Sonra sahneye tamamen çıplak çıkıp sandalyeye oturuyordu.
Åžimdi düÅŸünüyorum da böyle terbiyesiz ÅŸeylerin bir aile gazetesinde yazılması doÄŸru deÄŸil. Onun için ondan sonra neler olduÄŸunu yazmayacağım.
Gazetelerde interaktiflik olabilseydi daha ÅŸu anda bile yaklaşık 10 bin adet 'devam et' mesajı almış olacağıma da eminim. Bir gün internette yazmaya baÅŸlayınca bunu da yaparız diyorum.
Neyse çıplak kadın sahnenin ucundaki iskemlesine oturduktan sonra kendisiyle oynamaya baÅŸlar ve orgazm olurdu. Onun orgazmı fışkırtan türdü. Kabul ediyorum ki bu özel bir baÅŸarı gerektirmiyor. Bazı kadınlar böyledir ama o kadını özel yapan nokta ÅŸuydu; o kendisini seyretmekte olan adamlar arasından seçtiklerini tam surattan vururdu fışkırttığıyla. Ben onu seyretmeye her gittiÄŸimde salonun arka koltuklarına oturmaya özellikle dikkat ettim. O günlerde ÅŸehirde çok meÅŸhur olmuÅŸtu bu kadın. Hatta suratına fışkırtılsın diye onu takip eden ve hep ön sıralarda oturan adamlar bile vardı. Nasıl rock artistlerini takip eden groupieler varsa, bu kadını takip eden 'groupie adamlar' oluÅŸmuÅŸtu. Åžimdilerde bu kadın 60'lı yaÅŸlarında. Benim bu hayattaki en önemli haber kaynaklarım olan ve araÅŸtırmacı gazeteciliÄŸime daima katkı yapmış olan New Yorklu pezevenklerden birkaçını aradım, internetten bir arama yaptım ve kadını da sonunda buldum. O artık bir babaanne, hala daha bir süpermarkette çalışıyor.
Yeni projem gidip onunla bir mülakat yapmaktı. Hatıralarını soracaktım ona. Hayat felsefesi nedir, eski ÅŸaÅŸaalı günlerini özlüyor mu, suratına fışkırttığı adamlardan birkaçını daha sonra tanıdı mı, onlar nasıl adamlardı, aralarında örnek aile babası olarak sayılabilecekler var mıydı, hayata tekrar gelse yine sahneye çıkar mıydı? 'Trannies for Grannies' (yaÅŸlı kadınlardan hoÅŸlanan travestiler) filminde oynaması için kendisine rol teklif edilmiÅŸ miydi? Söylememe belki gerek yoktur ama bu film kült statüsünü çoktan kazandı tabii ki. Bunu bir gazete promosyon olarak verse bence çok iyi olur.
Bütün bu soruları ve belki de daha fazlasını Türk okuyucuları okuyup öÄŸrenmeyi hak ediyorlardı ama cumhuriyet resepsiyonu bu önemli projeyi ertelememe neden oldu. DediÄŸim gibi resepsiyonda yaÅŸanacaklardan sonra gireceÄŸim hapishaneden çıkar çıkmaz gideceÄŸim onun yanına. Bu arada bir internet projesi de geldi aklıma. Umarım ninenin eski yeteneÄŸi hala daha sürüyordur. EÄŸer öyleyse bir kameranın karşısına onu çırılçıplak oturtacağım ve sonunda o kameraya fışkırtacak, hatta etrafına seyirci olarak travestileri de koyabilirim ve travestiler tezahürat yaparken 'the end' yazacak. Yine dünya çapında izleyici rekoru kırar bu film.
Hapishaneden çıkınca giderim diyorum ya artık bu sadece bir projeden ibaret deÄŸil, ÅŸimdi gitmem zorunluluk da olmuÅŸ durumda.
Çünkü mutlaka gidip Marge Simpson ile çılgınca seviÅŸmem gerekiyor. Playboy dergisi için soyunan Marge Simpson'un fotoÄŸraflarını görünce bu bende bir sabit fikir haline geldi. FotoÄŸrafları tahrik edici bulduÄŸumu Twitter'da çoktan ilan ettim. Bu arada sabit fikrimi daha da güçlendiren bir ÅŸey de oldu. Marge Simpson için açılan forumda birileri onun ayaklarının da seksi olduÄŸunu yazdı. Baktım da sadece ayağı deÄŸil, bacakları da seksi Marge Simpson'un. Galiba benimki artık sadece cinsel arzu deÄŸil, aşık da olmaya baÅŸlamış olabilirim. Fışkırtan nine ile mülakat yapmaya gittiÄŸimde Marge ile de mutlaka birlikte olacağım.
FotoÄŸraflarımı da çekseler umurumda deÄŸil çünkü benimki sadece basit bir kaçamak deÄŸil. Ben böyle banal ÅŸeyleri aÅŸtım artık, ben bir kadını sevdim.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.