Fatih Terim, beklendiÄŸi gibi Milli Takım'ı bırakıyor. Türkiye'nin en tartışmalı hocasının koltuÄŸu aslında yılladır tartışılıyordu. Aldığı paradan, yerine talip olanlara kadar... İşte bu yerine talip olanlar meselesi önemli. Çünkü ÅŸimdi medyada Terim'in yerine 'kendine yakın' bir adam atamak isteyenlerin aday propagadası okuyoruz...
Milli Takım için konuÅŸulan isimlere bakalım... Hakan Åžükür, ErtuÄŸrul SaÄŸlam, Bülent Uygun... Bir yandan da Åženol GüneÅŸ ve bu göreve bizzat talip olan Yılmaz Vural...
Medyadaki bölünme de yerli hoca mı olsun yabancı mı olsun ÅŸeklinde. Ancak bu haberleri de siyasi yansımaları bakımından okumak gerek.
BilindiÄŸi gibi futbolun üzerindeki en büyük etkilerden biri Cemaat. Ancak Cemaat'in desteklediÄŸi, baÄŸrına bastığı pek çok isim de ÅŸu an açıkta.
Hatırlayalım, BeÅŸiktaÅŸ'ın başından ErtuÄŸrul SaÄŸlam gönderildiÄŸinde ne tartışmalar çıkmıştı. Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeni kongre üyeliÄŸini iptal etmiÅŸti. ErtuÄŸrul SaÄŸlam daha sonra Bursaspor'un başına getirildi.
Ancak herkesin bildiÄŸi gibi asıl hedef ne olursa olsun onu Milli Takım'ın başına getirmek. Cemaat'in gönlünde yatan aslan o...
İşin garibi, bir de Hakan Åžükür lafları dolanmaya baÅŸladı. FutbolculuÄŸundan sonra TRT'den aldığı astronomik ücretle tartışılmaya baÅŸlanmıştı Åžükür. Ne garip ki, daha hocalığına dair en ufak bir iÅŸaret almamamıza raÄŸmen Milli Takım gibi önemli bir koltukta adı geçiyor.
Yılmaz Vural sarakaya alınıyor, Åženol GüneÅŸ diyenlerin sesi ise çok cılız çıkıyor...
Ne kadar ilginç görüyorsunuz.
EÄŸer medyada bazı baÄŸlantılarınız, ait olduÄŸunuz belli çevreler varsa önemli koltuklara aday gösterilmeniz bu kadar kolay olabiliyor. Adınız bir kere dolaşıma girdi mi, gerisi de kolay. Sadece 'aday' olarak kabul edilmenize bakıyor bu iÅŸ; bu sefer olmazsa, bir sonraki boÅŸlukta yine sizi sunacakları kesin...
KeÅŸke Fatih Terim o koltuÄŸu boÅŸaltmasaydı... Bunu, yıllardır istikrarlı bir ÅŸekilde Fatih Terim'e karşı çıkmış, hatta sırf onun yüzünden Galatasaray taraftarlığını askıya almış biri olarak söylüyorum.
Çünkü öyle ya da böyle Fatih Terim ortada, kimsenin öyle kolay kolay itiraz edemeyeceÄŸi ve belli bir çevrenin adamı olmakla itham edemeyeceÄŸi biriydi...
Oysa ÅŸimdi çok büyük bir kapışma yaÅŸanacak... Cemaat, etkinliÄŸini yeniden futbol üzerinde kazanmak için isim arayışlarına girecek ve tam da burada büyük bir restleÅŸme yaÅŸanacak...
GöreceÄŸiz bakalım, Futbol Federasyonu bu krizi Cemaat'siz mi çözecek yoksa 'ılımlı' bir yerli hoca getirerek göz mü kırpacak...
Kısacası, futbol mu kazanacak yoksa Cemaat mi?
***
Bugünlerde herkesin Mili Takım'a hoca adayını açıklaması moda oldu. Benim bu görev için adayım, dün olduÄŸu gibi, bugün de sadece ve sadece Åženol GüneÅŸ'tir... Türkiye'nin en büyük ayıbı ettiÄŸi, 'karizması yok' diye dışladığı, hatta dünya üçüncülüÄŸünü bile 'ÅŸans eseri' diye küçültmeye çalıştığı Åženol GüneÅŸ...
'Karizmam yok ama aklım var' demiÅŸti bana Türkiye'nin Trabzonlu hocası...
Üstelik bana kalırsa 'Karizmam var' diyenden de bin kat daha karizmatik.
Kendisine büyük bir haksızlık yapıldı, bu bir.
Åženol GüneÅŸ doÄŸru düzgün bir adamdır, bu da iki. Kendisi herhangi bir kamplaÅŸmadan, polemikten, siyasetten uzak, sadece futbolla yatıp kalkar...
Ve ister beÄŸenin ister beÄŸenmeyin...
İster kıskanın ister küçültmeye çalışın...
Tarihi gerçeÄŸi deÄŸiÅŸtiremezsiniz. O Türk Milli Takımı'nın en baÅŸarılı hocasıdır.
Can sıkıcı gazetecilik
Türkiye'nin saklı bir gündemi var: Ergenekon soruÅŸturmasını ve davasını yürüten polislerin, savcıların ve hakimlerin iftar yemeÄŸinde bir araya gelmesi. Bunun etik olmadığı konusunda herkes hemfikir. Zaten sanıklar da redd-i hakim talebinde bulundu. Konu TBMM'ye kadar geldi.
Bu bir yana... Bir baÅŸka mesele var... Dikkat etmiÅŸsinizdir belki, bu haberi önce odatv.com yaptı. Ardından Cumhuriyet gazetesi manÅŸetine taşıdı ve olay büyüdü...
Dün de ilk kez diÄŸer gazeteler bu habere girdi, Milliyet ve Vatan sayfalarına taşıdı...
Bu Ergenekon davasının seyrini değiştirecek bir olay...
Bütün bunlar da bir yana...
Dün öÄŸrendim ki, odatv.com'un haberini yaptığı fotoÄŸraflar önce merkez medyadan bazı gazetelere gitmiÅŸ. Hepsi korkmuÅŸ. BaÅŸlarına bir iÅŸ açılacağından ürkmüÅŸler. Ve haberi görmemiÅŸler.
DüÅŸünebiliyor musunuz, polisler iftar yemeÄŸi düzenliyor, kendileri fotoÄŸraf çekiyor ve üstüne üstlük haberi de kendileri yapıp yıl sonu faaliyetleri arasında duyuruyorlar... Ama merkez medya tüm bunlara raÄŸmen bu haberi görmüyor. Çünkü korkuyor.
Bu nasıl bir gazetecilik? Neden korkuluyor?
KiÅŸinin-gazetecinin korkmasını bir nebze anlayabilirim... Hepimizin kendimize göre bazı dengeleri vardır bu hayatta. Korkmak, insana özgüdür.
Ama koskoca kurumlar, gazeteler, TV'ler neden korkar bu haberi vermekten? Yalan deÄŸil, iftira deÄŸil, komplo deÄŸil. Ne yazık, Türkiye bu hale gelmiÅŸse... Türk basını böyle bir haberi bile yapamıyorsa...
Mesele bir haberin kimin lehine ya da aleyhine olacağı değildir. Haber haberdir.
Gazeteci 'Aman birilerinin oyununa gelmeyelim ya da aman davaya gölge düÅŸmesin' diye düÅŸünme hakkını sahip deÄŸil maalesef. Gazeteci doÄŸru-gerçek haberi kamuoyuna eÄŸip bükmeden verir, hepsi bu.
Ama görüyorum ki herkesin kafasında tabular, otosansürler var.
Medyanın özgür olmaması ya da kendini özgür hissetmemesi önümüzün çok karanlık olacağına iÅŸarettir.