Türkiye'nin 'Demokratik Açılım'ına direnen bir kısım analizci Türkiye-İsrail iliÅŸkilerinin 'yüksek düzeyde' bozulduÄŸunu söylüyor ve Türkiye'nin ağır bir bedel ödeyeceÄŸi tehdidinde bulunuyor.
TRT'de, İsrail askerlerini sivilleri öldürürken gösteren bir dizinin bile, iliÅŸkilerde tamir edilmez hasarlar bıraktığını iddia ediyorlar.
Aynı kanaatte değilim.
Bugün Türkiye-İsrail arasında yaÅŸanan gerilimin geçici olduÄŸunu düÅŸünüyor ve yeni dönemde İsrail-Türkiye dostluÄŸunun güçlenerek devam edeceÄŸine inanıyorum.
Åžu yüzden:
Türkiye kendi 'Demokratik Açılım'ını yaparken; devletinin içindeki suç ve kusur organizasyonlarını temizlerken...
Bölge devletlerinin hemen hepsi 'daha demokratik bir dünya' için yeniden pozisyon alırken...
İsrail'in aynı kalacağını düÅŸünmek, hadi kibarca söyleyelim, biraz safiyane bir pozisyondur.
TRT'nin dizisine kızanların; Ariel Şaron'u Sabra ve Şatilla
katliamlarına seyirci kalmakla suçlayan, Oscar'a aday gösterilen 'Waltz with Bashir' filmini eski bir İsrailli askerin yaptığını bilmediÄŸini düÅŸünüyorum.
Bu analistlerin, İstanbullu Yahudi aydını Roni Margulies'in, niçin Tayyip ErdoÄŸan'ın Åžaron'a verdiÄŸi dersi alkışladığını da anladığını zannetmiyorum.
Son Gazze iÅŸgali sırasında yaÅŸanan insanlık suçlarının kaç uluslararası mahkemede, kaç davaya konu olduÄŸunu ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler organizasyonları tarafından kaç oturumda mercek altına alındığından da haberleri olduÄŸunu hiç sanmıyorum.
Gazze hakkındaki son raporu hazırlayan ve tekme tokat dövülen BirleÅŸmiÅŸ Milletler Temsilcisi Goldstone'un Yahudi olduÄŸunu da duymamışlardır.
Bu analizciler, Ermenistan deÄŸiÅŸirken, Mısır OrtadoÄŸu'da çözüme hizmet vermeye çalışırken, Türkiye öne çıkarken, Amerika deÄŸiÅŸimin altyapısını hazırlarken; İsrail'in aynı kalacağına iman etmiÅŸ durumdalar.
Türkiye'de varolan politik konumlarını korumak endiÅŸesiyle bildikleri tek paradigmaya ve sınırlı dışpolitika bilgilerine iman edenlerin; bir İsrail Glasnost'u, bir İsrail Perestroykası'nın geldiÄŸini görmelerini beklemek de bu yüzden mümkün deÄŸil.
OrtadoÄŸu'da bütün devletlerin restore olduÄŸu ve iliÅŸkilerin reorganize edildiÄŸi bu dönemde barışçı ve çözüme yönelik bir İsrail görmenin, bu 'otomatik lobi analizcileri'ni nasıl sudan çıkmış balığa çevireceÄŸini bir kez daha izleyeceÄŸiz.
Åžimdiden söyleyebileceÄŸimiz ÅŸu:
Waltz with Bashir filminin yapıldığı bir İsrail'in artık eski İsrail olmayacağı kesindir.
İsrail Hükümeti ile Türkiye'nin yaÅŸadığı çatışma, taÅŸlar yerine otururken çıkan gıcırtılardan ibaret.
Er ya da geç, İsrail devleti de totaliter bir 'Din Devleti' anlayışından sıyrılıp, Tayyip ErdoÄŸan'ın onları çağırdığı 'evrensel laik çizgi'ye yaklaÅŸmaya baÅŸlayacak.
Tayyip ErdoÄŸan'ın uluslararası boyutta evrensel laikliÄŸi temsil etmesi her ne kadar 'Din Devleti' formundaki İsrail'i eleÅŸtirilmez kılmaya çalışan yerli 'laikçi'lerin sinirlerini bozuyor olsa da...
Tarihin tekeri dönmeye baÅŸladı bir kere...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.