AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2009-10-21

kategori2

Bu istihdam artışını neden hissetmedik?

Duy da inanma. TÜİK verilerine göre işsizlikte müthiş bir azalma var. Daha birkaç  ay önce (Mart döneminde) yaklaşık yüzde 15,8 ile tavan yapan yıllık genel işsizlik oranı,  mayıs döneminde yüzde 13,6'ya düşmüş. Yaklaşık 25 milyonluk bir işgücümüz olduğu düşünülürse bu yüzde 2,4'lük fark yaklaşık 600 bin kişiye tekabül ediyor. Yani, birkaç ay içinde 600 bin insan iş bulmuş. Bu insanlar nerede iş buldu? Benim bildiğim kadarıyla kamuda ciddi bir alım yapılmadı. Demek ki özel sektörde işler çok iyi gidiyormuş. 600 bin kişinin iş bulması Türkiye gibi kronik işsizlik olan bir ülkede ciddi bir gelişmedir. Böylesine büyük bir istihdam artışını nasıl oldu da hissetmedik bilemiyorum. Bilen varsa açıklasın lütfen.
Meşhur Nasreddin Hoca fıkrasını bilirsiniz. Hoca, bir sabah evden çıkarken 'Hanım canım çekti, bu akşam güzel bir ciğer yahnisi yiyelim, ben ciğeri alır sana yollatırım'' demiş. Hoca kasaptan iki okka ciğer alıp eve göndertmiş. Hoca'nın hanımı, yahniyi hazırlayıp pişsin diye ocağın üstüne koymuş. Ancak daha sonra komşuya gidip çeneye daldığı için ciğer yahnisi ateşte kömür olmuş. Tabii Hoca'nın hanımı çok üzülmüş. Üstelik kocasından laf işiteceğinden, içini bir korku almış. Akşam Hoca, daha kapıdan girer girmez 'Hanım hazır mı ciğer yahnisi? Karnım da çok aç, getir de yiyelim'' diye gürleyince eli ayağına dolaşmış. 'Hoca efendi, yolladığın ciğerleri nankör kedi yedi'' diye yalanı söyleyivermiş. Hoca, durumda bir anormallik olduğunu sezinlemiş. Gel pisi pisi, deyip kediyi yanına çağırmış. Sonra hayvanı ense derisinden tutup havaya kaldırmış. 'Hanım söyle bakalım'' demiş, 'Şu havaya kaldırdığım kedi, gelse gelse iki okka gelir. Eğer elimdeki şey kediyse, ciğer nerede? Yok bu şey ciğerse, kedi nerede?'' Sizce bizim istihdam artışında da bir anormallik yok mu? Çünkü bu durumda ortada kedi de yok ciğer de ama istihdamda artış var (mış).
Gerçi etrafa baktığınızda bir altyapı çalışması görülüyor. Bunca insan bu yol inşaatlarında mı istihdam edildi acaba? Fakat TÜİK bülteninde detaylara bakarsanız inşaat sektörünün istihdam içindeki payı düşmüş. Diyelim ki istihdam artışı, kamunun alt yapı harcamalarından kaynaklanmış olsun. Bu durumda da ekonomi yönetimi talebi canlandırmak için yanlış bir yöntem seçmiş demektir. Çünkü yol, kavşak benzeri altyapı hizmetleri taşeron firmalara verilen ihaleler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu firmalar da istihdam ettikleri işçilere asgari ücret ödemesi yaparlar; dolayısıyla gelir, marjinal tüketim eğilimi yüksek olan işçilere gitmemiş olur.
Veriler, kentlerdeki genç  işsiz oranının nerdeyse yüzde 29'a çıktığını gösteriyor. Önemli bir kısmı  üniversite diplomalı olan bu insanların istihdam sorununun çözülmesi, sadece ekonomik değil sosyal açıdan da acildir.  Nitekim kendilerini KPSS mağduru olarak gören öğretmen adayları geçtiğimiz günlerde bir eylem de yaptılar. Aslında sorun KPSS'den kaynaklanmıyor. Sorunun temelinde eğitim politikasızlığı ve plansızlığı yatmaktadır. Yoksa elbette ki istihdam edilecek öğretmenlerin bir sınavla seçilmesi öğretmen kalitesini artırıcı bir unsurdur.
TÜİK, hatırlarsanız bir ara, kişi başına milli geliri de bir yöntem değişikliği ile yaklaşık yüzde 30 artırmıştı. Doğrusunu isterseniz ben o vakitler de cebimde bir kıpırdanma hissetmemiştim. Ne diyelim, iş bulan bu 600 bin kişiyi tebrik ediyorum, darısı geride bekleyen 3 milyon 382 bin kişinin başına.
TÜİK'in yayınladığı  diğer verilerde de garip sonuçlar gözleniyor. Örneğin temmuz ayında tüketici güven endeksinde yüzde 3,4'lük bir azalma var. Buna karşın haziran ayında önceki aya göre ciro endeksi yüzde 7,5 ve sipariş endeksi ise yüzde 7,3 artmış görünüyor. Haziranda siparişler ve ciro bu kadar canlandıysa temmuzda tüketici güveni neden düşüyor ki?