AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-10-21
Türkiye Değişim Hareketi (TDH) adını alarak siyasette kendine açık hedef koyan, şu ana kadar görünen, tek isim Mustafa Sarıgül.
Sarıgül, 'İstanbul Buluşması' adı altında Abdi İpekçi Salonu'na dün 25 binden fazla insanı topladı.
Mesele, kaç kişinin toplandığı elbette değildir.
Mesele, siyaseti bu kadar ciddiye alan, bu kadar yoğun enerji harcayan, 24 saatini 'iktidar' hedefine koyan bir başka profilin olmayışıdır.
Elbette, önümüzdeki aylarda yeni isimler ve hareketler çıkabilir. Çıkmalı... Türkiye siyaseti tıkanmış vaziyette. Bu sosyal yapıda da muazzam gerginliğe yol açıyor.
Adil Gür, benim çok önemsediğim bir araştırmacı.
Son iki seçimde yazılarımın temel referansı o oldu ve tahminlerinde hiç yanılmadı. Beni de yanıltmadı...
Sarıgül'le ilgili yaptığı çalışmalar ve analizleri çok önemsiyorum.
Bakın genel hatlarıyla bunlar neler:
1. Yeni bir siyasetin gerekli olduğunu söyleyen seçmen sayısı yüzde 40'ı aştı.
2. Çok ciddi bir seçmen yüzdesi oy verdiği partiyi aslında desteklemiyor.
3. Seçmen, 'ötekileştirmeyen' bir siyaset istiyor.
4. Sarıgül, tek başına, henüz bir partisi olmadan, Erdoğan'dan sonra alternatif olarak görülen bir isim.
Siyaset sahnesinde bu profile Sarıgül kadar uyan bir başka isim yok. Gene söylüyorum. Henüz yok... 12 ay sonra (tahminim Kasım 2010) erken genel seçim var. Sarıgül, bu tempo ve hızla, önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak ekonomik veriler ve yansımalarıyla da bağlantılı, Meclis'e çok rahat girer.
Neden ve nasıl?
1. Gençlerin, kadınların ve varoşların oyuna kilitlenirse...
2. Muhalefet odaklı değil, iktidar odaklı olursa...
3. Dar değil geniş kavramlarla, derinlikli değil yüzeysel (ama güçlü renkler içeren) bir söylemle kendini anlatırsa...
4. Seçkinlerin ilgisini canlı tutarsa (ki bu konuda çok başarılı.)
Daha önce de bu köşede kaleme aldım. 'Sarıgül Başbakan, Erdoğan Cumhurbaşkanı' diye...
Siyaset, bazen konuşulmayan gizli mutabakatlar üzerinde yükselir. Ben, Erdoğan'ın Sarıgül'ün bu 'hızlı' yürüyüşünden rahatsız olduğu kanaatinde değilim. 'Baykal'ı sandıkta eritme efekti' olarak gördüğüne ve bu nedenle uğraşmadığına da inanmıyorum.
Bence ötesi...