AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-21

kategori2

Kürtler ve eğitim!

Bugün 'betam' yani Bahçeşehir Üniversitesi Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar merkezinin Dr. Seyfettin Gürsel, Dr. Gökçe Uysal-Kolaşin ve araştırmacı Onur Altındağ tarafından yapılan, çok önemli ve zamanlaması çok doğru bir araştırmasını okurlarımıza aktaracağız.
Bu araştırma toplumumuzun en önemli sorunlarından en az ikisine parmak basıyor.

Bu nedenle de araştırmayı iki güne yayarak özetleyeceğiz. Araştırmanın sayısal detayları 'betam'dan alınabilir.
Bu araştırmada Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2003 yılında yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) verileri kullanılarak eğitim konusunda sonuçlara varılmaya çalışıldı.
2003 verilerine göre anadili Türkçe olanlar nüfusun yüzde 83'ünü oluştururken, yüzde 14'lük nüfusun anadili Kürtçe'dir. Geriye kalan yüzde 3'lük nüfus ise Türkiye'de konuşulan diğer anadil gruplarından oluşmaktadır.
Anadili Kürtçe olan nüfusun bölgeler arası dağılımının homojen olmadığı  açıkça  görülebilir. Ana dili Kürtçe olan nüfusun bölgesel payı Doğu'da yüzde 57 olurken, iç göçün etkisi ile Batı ve Güney bölgelerinde sırasıyla yüzde 6 ve yüzde 11'e kadar çıkmaktadır. Kır ve kent ayrımına göre yerleşim alanlarına bakıldığında anadili Kürtçe olan nüfusun kırsal kesimde daha yoğun olduğu görülmektedir. Türkiye'de toplam nüfusun yüzde 29'u kırsal alanda yasıyorken, anadili Kürtçe olan grubun yüzde 35'i kırsal alanda yasamaktadır. Bu durumun eğitim olanaklarını etkilemesi kaçınılmazdır.
Anadili Kürtçe olan nüfus belirgin olarak daha gençtir. Anadili Türkçe olan nüfusun yüzde 25'i 30 yaş altında iken bu oran anadili Kürtçe olan nüfus için yüzde 36'ya çıkmaktadır. Anadili Kürtçe olanların yaklaşık yarısı ilköğretim mezunu değildir. Anadili Türkçe ve anadili Kürtçe olan grupların eğitim düzeyleri arasında derin farklılıklar bulunuyor.
Anadili Kürtçe olan nüfusun yüzde 46'sı ilköğretim mezunu dahi değildir. Bu grubun çok büyük bir kısmı hiç okula gitmemiştir (yüzde 37). Anadili Türkçe olan nüfusta ilköğretim mezunu olmayanların oranı yüzde 9'a düşmektedir. Eğitim seviyelerindeki bu geniş uçurumun yaş, kohort, cinsiyet, yaşanılan bölge gibi çeşitli nedenlerden kaynaklandığı düşünülebilir.
Yaş profilinin incelenmesinden aradaki eğitim farkının yas farklılıklarından kaynaklanmadığı sonucu çıkmaktadır. Türkiye'de nüfus gençleştikçe eğitim seviyesi artmaktadır. Dolayısıyla daha yaşlı olan nüfusun, yani anadili Türkçe olan nüfusun daha az eğitimli olması gerekirken aksi söz konusudur.

Cinsiyet farklılıkları önemlidir ama önce eğitim uçurumu açıklamaya en yakın etkene, bölge ve yerleşim farklarına yakından bakmak gerekir.
Doğu'da yaşamak ne kadar fark ediyor? Doğu ve diğer bölgeler için eğitim seviyelerine bakıldığında  bölgesel olarak eğitim seviyeleri her iki grup için genel olarak daha düşük olmakla beraber, anadili Türkçe ve Kürtçe olanlar arasındaki farklılık belirgin bir coğrafi bir nitelik taşımamaktadır. Doğu ve diğer bölgeler ayrımında bu iki nüfus seti arasındaki eğitim seviyesi farkı çok az değişmektedir.

Yaşanılan bölge ile birlikte kent kır ayrımı da dikkate alındığında da durum fazla değişmemektedir. Anadili Kürtçe olan nüfus ağırlıklı olarak kırsal yerleşimlerde, çoğunlukla köylerde yaşamaktadır. Bu yerleşimlerde, özellikle de Doğu bölgesinde, eğitim olanaklarının yetersizliği (okul eksikliği vb) dikkate alındığında, iki nüfus arasındaki eğitim uçurumunun yerleşim farklarından (kent-kır ayırımından) kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak veriler bu etkenin eğitim uçurumunu sadece kısmen açıklayabildiğini gösteriyor. Anadili Kürtçe olup kırda yaşayan nüfus içinde ilkokulu bitirmemiş olan kesim bu grubun yüzde 52'sini oluştururken, bu oran kentlerde ancak yüzde 48'e geriliyor. Buna karşılık anadili Türkçe olan nüfus içinde kırda yaşayanların eğitimsiz (ilkokulu bitirmemiş) bölümü yüzde 21 iken, kentlerde bu oran büyük bir düşüşle yüzde 9'a geriliyor.
Anadili Kürtçe olan kentli nüfusun bir bölümü kırdan göçtüğü için bu grupta eğitimsizlerin payı yüksek çıkıyor olabilir. Ancak kırdan kente göç, daha az yoğun olmakla birlikte, anadili Türkçe olan nüfus için de geçerlidir. Bu göç etkisi kaldırılsa bile aradaki fark baki kalacaktır. İki nüfus arasındaki gelir seviyesi farkları da eğitim seviye farkını kısmen açıklayabilir.
Ancak TNSA 2003 verileri ne göç etkisini, ne de gelir etkisini açıklayacak düzeyde değildir. Geriye cinsiyet etkeni kalıyor. Verilere yakından bakıldığında iki nüfus arasındaki eğitim uçurumunun büyük bölümünün kadınlar arasındaki eğitim seviye farklarından kaynaklandığı görülüyor.
Bu konu yarın gündeme getirilecek!