AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-10-21
Bağdat
Başbakan Erdoğan'ın kabinenin neredeyse yarısını yanına alarak Irak'a çıkarma yapması özellikle zamanlaması itibarıyla çok boyutlu karakter taşıyor. Irak'ta 2010'da seçimler var ve rekabet içindeki tüm gruplar Türkiye ile yakın görüntü vermek istiyor.
Kısa süre önce Suriye'de Beşşar Esat ile görüştüğümde de aynı şeyi hissetmiştim. Ortadoğu'nun karışık siyasal denklemleri içinde Ankara ile beraber yürüyor olmanın avantajını arıyor, liderler. Bu yol Türkiye üzerinden Batı sistematiği ile kontrollü bir ilişkinin kapılarını açıyor. Ankara ise Iraklı tüm gruplarla görüşme stratejisi uyguluyor. Ben hemen her olayda analiz için öncelikle zamanlamaya bakarım. O ana, bir adım öncesine ve hemen sonrasına.
'Kürt açılımı' dediğiniz zaman Suriye'nin de Irak'ın da işbirliği ve desteği gerekli. Suriye tamamdı, şimdi halkaya Irak ekleniyor.
Başbakan'ın gezisine 12 saat kala Washington'dan gelen PKK elebaşlarıyla ilgili karara tesadüf diyebilir miyiz? Bağdat'a gelmeden önceki gece Ermenistan açılımı maçında Bursa'daydım. Şimdi bir diğer sınır komşumuzu da ilgilendiren 'Kürt açılımı'nın Irak ayağında.
Tüm bunlar AB İlerleme Raporu'nun açıklandığı ve 'bugüne kadarki en olumlu rapor' diye tanımlanan tarihi güne denk geliyor. Başbakan'ın heyetinde 9 bakan, 50'ye yakın işadamı var.
48 saat önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yine kalabalık bir heyetle Suriye'ye gidip sınırları kaldırdığı akıllara geliyor. Bölgemizde siyasi ve ticari ilişkiler merkeze alınıyor. Bağdat'ta enerjiden ulaştırmaya, sulamadan bayındırlığa 48 ayrı anlaşma imzalanıyor. Heyette askerler de var. Güvenlik boyutunu, istihbarat paylaşımını, PKK ile mücadeleyi görüşüyorlar.
Bağdat'ta güvenlik hala ciddi bir sorun. Etnik gruplar ve mezhepler arası ilişkiler gergin. Heyete üst düzey güvenlik kuralları uygulandı. Yollar trafiğe kapatıldı. Konvoyun üzerinde sürekli helikopterler dolaşıyordu. 2010'da ABD Irak'tan çekilince ne olacak? İşte bu soru bir kaygıya dönüyor ve yaygınlaşıyor. Türkiye'nin rolü bu nedenle çok önemli.
Çok uzun zamandır Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül'ün aksine dış seyahatlerine gazeteci davet etmiyordu. Bu kez kalabalık bir basın mensubu grubu kendisine eşlik etti. İki uluslararası ajans temsilcisi, gazeteciler arasındaydı. Bunu da yeni dönem ilişkileri açısından önemli sayıyorum. Çünkü Başbakan'ın Ortadoğu'ya düzenlediği çok önemli ziyaretler yeterince kamuoyuna yansıtılamamıştı.
O yoğun temasların arasında Dışişleri Bakanı Davutoğlu olup bitenler hakkında bilgi verdi. Bir gün öncesinde Suriye'deydi. 40 anlaşma için mutabakat sağladı. O mutabakatlar tıpkı dün Irak'ta olduğu gibi başbakanların da katılacağı törenlerle resmi anlaşmalara dönüşecek. Bir yanda Irak diğer yanda Suriye. Anlaşmaların resmi tanımını söylemem, derinliğini ve içeriğini göstermesi için yeterli olacaktır: 'Türkiye- Irak Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Ortak Kabine Toplantısı'.
Toplantılar Irak'la ve Suriye ile yılda iki kez tekrarlanacak. Düşünebiliyor musunuz? Ortak bakanlar kurulu toplantıları...
Dün Başbakan'dan öğreniyoruz ki aynı sistem Rusya ile de kuruluyor. Mezopotamya havzasındaki işbirliği Kafkaslar'daki ortaklık... Azerbaycan'la da benzer anlaşmalar gündemde. Hepsinin merkezinde Türkiye.
Sınır kapılarının sayısı artırılacak. Suriye-Türkiye sınırında vizeler kalktı, kapı sayısı 15'e çıkıyor. Dün Irak'la da Habur artı iki kapı daha diye anlaşmaya varıldı. Bunların soğuk rakamlar değil de ekonomik hayatı da canlandıran çok önemli gelişmeler olduğunu anlamak için sınır bölgelerimize gitmek yeterlidir.
Bakan Davutoğlu, Antep ve Halep havaalanlarının karşılıklı birer iç hat gibi kullanılmasını, Gürcistan-Batum modelinin buralarda da uygulanmasını kararlaştırdıklarını söyledi. Irak için de aynı şey olacakmış.
İnanması güç ama gerçekten sınırları adım adım kaldırıyorlar. O meşhur tarihi Bağdat-Hicaz demiryolu da '21. yüzyıl projesi' olarak bu vizyona uygun yeniden ele alınıyor. Türkiye bağlantısıyla Avrupa Birliği'nin 'Bağdat-Basra-Bahreyn Hattı'nda bağlantılar tesis edilecek. Bazı hatlar, mesela Antep-Halep arası hızlı tren olacak.
Bir not düşelim, dünkü toplantı, Bush'a ayakkabı fırlatılan salondaydı.
Bakanlar ve bürokratlar ince diplomatik manevralarla yarının tarihi için bugünden çok önemli temeller atıyorlar. Bundan on yıl öncesini düşününce gelinen noktayı anlamak ve 15 yıl sonrasını hayal etmek gerçekten şaşırtıcı.