AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-21

kategori2

Doğuda kadınların eğitim sorunu!

Dün özetini aktarmaya başladığımız bir araştırmanın en önemli bulgusunu bugün aşağıda özetliyoruz. 'Betam' yani Bahçeşehir Üniversitesi Toplumsal ve Ekonomik Araştırmalar Merkezinde, Dr. Seyfettin Gürsel, Dr. Gökçe Uysal-Kolaşin ve araştırmacı Onur Altındağ tarafından yapılan incelemeler önemli sonuçlar üretiyor. Bu araştırmada Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2003 yılında yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) verileri kullanılarak eğitim konusunda sonuçlara varılmaya çalışıldı. Kürt kökenli vatandaşların eğitime erişim sorunları ve eksiklikleri araştırmada açık ve seçik gözükmekte. Özellikle Kürt ve Türk anadil kökenli kadınların arasındaki eğitim uçurumu son derece yüksek. Araştırma bu uçurumun boyutunu ve nedenlerini inceliyor.
Kadınlar arasında eğitim uçurumu incelenirken, kohortlar ve cinsiyet ayrımı ele alındığında, eğitim seviyeleri arasında belirgin farklılıklar alenen ortaya çıkıyor.  Araştırmada üç farklı kohortun eğitim seviyeleri anadil ve cinsiyet ayrımında veriliyor. Söz konusu üç kohort, 2003 yılında 15-29 (1988-1974 doğumlular), 30-44 (1973-1959 doğumlular) ve 45+ (1958 ve öncesi doğmuş olanlar) yaş aralığında olan kişilerden oluşturuldu. Türkiye'de okullaşma oranı halen artmakta olduğundan daha genç olan nüfusun ortalama eğitim seviyesi daha yüksektir. Anadil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin eğitim seviyesinin 15-29 yas grubu için daha yüksek olması şaşırtıcı değildir. Örneğin anadili Kürtçe olan nüfusta 45 yaş ve üzerine tekabül eden kohortta eğitimsiz (ilköğretimi bitirmemiş) grubun payı yüzde 46 iken, bu pay 15-29 yaş kohortunda yüzde 33'e düşmektedir.
Ancak eğitim düzeyi zamanla artmış olsa da iki nüfus arasındaki eğitim seviye farklılıkları erkeklerde kapanırken, kadınlarda 1970'lerde artmış, 1980'lerde kapanmaya başlamıştır. Örneğin 45 yas ve üzeri erkek nüfusta, anadili Türkçe olanlar arasında ilköğretim mezunu olmayanların oranı yüzde 9, anadili Kürtçe olanlarda aynı oran yüzde 40 iken (fark 31 yüzde puan), bu oran 15-29 yaş grubu erkeklerde hızla düşerek sırasıyla yüzde 2'ye ve yüzde 18'e (fark 16 puan) gerilemiştir.  Buna karşılık ilköğretim mezunları arasındaki fark 45 yaş ve üzeri grupta anadili Türkçe olanların lehine 13 yüzde puan iken (yüzde 63'e 50), fark 15-29 kohortunda anadili Kürtçe olan nüfusun lehine 5 yüzde puana (yüzde 61'e 67) dönüşmektedir. Bu iyileşmeye rağmen 2003 yılında 15-29 yaş arasında bulunan ve anadili Kürtçe olan erkeklerin yüzde 18'inin ilköğretim mezunu dahi olmaması işgücü verimliliği açısından endişe vericidir.
Eğitim düzeyi farklılıkları kadınlarda çok daha vahimdir. Ana dili Türkçe olan 45 yaş ve üstü kadınlarda yüzde 27 olan ilk öğretim mezunu olmayan kesim, anadili Kürtçe olan kadınlarda yüzde 85'tir (fark 58 yüzde puan). Bu fark 30-44 yaş kohortunda artarak 65 yüzde puana çıkarken (yüzde 15'e 77), 15-29 yaş aralığında bir miktar gerileyerek 55 yüzde puana (yüzde 4'e 59) düşmüştür. Genç yetişkin nüfus içerisinde anadili Türkçe olanlarda eğitimsiz grubun payı yüzde 4'e kadar gerilerken, anadili Kürtçe olan kadınlarda yüzde 59 gibi kabul edilemez bir seviyede olması şaşırtıcıdır. İlk öğretim mezunu nispeten eğitimli nüfus arasında ise fark anadili Türkçe olan nüfusun lehinde olmaya devam etmiştir. 45+ yaş grubunda bu fark 45 yüzde puan iken (yüzde 59'a 14), 15-29 yas grubunda, yaklaşık yarım yüzyılda ancak 34 yüzde puana (yüzde 72'ye 38) gerilemiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin özellikle anadili Kürtçe olan kadınları eğitmekte son derece başarısız kaldığı açıkça görülmektedir. Hiç eğitim almamış anadili Kürtçe olan nüfusun üçte biri Türkçe bilmiyor. Eğitim dilini bilmek eğitim alabilmenin vazgeçilmez önkoşuludur. Bu bağlamda anadili Kürtçe olan nüfusun ne kadarının Türkçe bilmediği önemlidir. Anadili Kürtçe olan ve hiç eğitim almamış olanların yüzde 76'sı kadındır. Anadili Kürtçe eğitimsiz nüfusun yüzde 33 kadarı Türkçe bilmediğini beyan etmiştir. Türkçe bilmeyen alt grubun çoğunluğunu da yine kadınlar oluşturmaktadır. Yüzde 33'ün yüzde 90'ını kadındır. Anadili Türkçe olmayan kişilerin Türkçe öğrenmek için önlerinde iki resmi kanal bulunduğunu biliyoruz: Zorunlu eğitim ve zorunlu askerlik. Zorunlu askerlik, anadili Türkçe olmayan, zorunlu eğitime katıl(a)mamış erkekler için Türkçe okuma yazma öğrenme olanağı sunarken, anadili Kürtçe olan kadınlar için böyle bir yol tabii ki mevcut değildir. Anadili Kürtçe olan kadınların yüzde 24'ünün Türkçe bilmemesi bu kadınların ülkenin siyasal, toplumsal ve bir ölçüde de kültürel yaşamından tamamen kopuk yaşadıklarını göstermektedir.
Sonuçta 2003 yılına ait veriler anadili Türkçe olan nüfus ile anadili Kürtçe olan nüfus arasında eğitim uçurumu olduğunu gösteriyor. Bu uçurumun bir bölümü özellikle Doğu bölgelerinde eğitime erişim yoksunluğundan, diğer ifadeyle okulsuzluktan kaynaklanıyor olsa da, veriler eğitim uçurumunun büyük bölümünün kadınlar arasındaki eğitim farklılıklarından kaynaklandığını gösteriyor. Anadili Kürtçe olan kadın nüfusun eğitim seviyesi, anadili Türkçe olan nüfusa kıyasla çok düşüktür. Bu fark son yıllarda azalmaya başlamış olsa da, halen vahamet boyutlarında büyüktür. Bu farkın gelecek 15-20 yılda çok büyük ölçüde kapanmasını, hatta genç kuşaklarda tamamen kapanması isteniyorsa, iki nüfus arasındaki eğitim farklarının daha derinlemesine araştırılarak sorunu yaratan etkenlerin paylarının belirlenmesi, özellikle de sorunun kültürel boyutunun (anadili Kürtçe olan nüfusta kız çocuklarını okula yollama, ya da yollamama kararları) araştırmalarla acilen ortaya çıkarılması ve anadili Kürtçe olan nüfusa yönelik özel bir eğitim stratejisinin ve eylem planının belirlenmesi elzemdir.