AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-10-21

kategori2

Büyük Ortadoğu Projesi sahnede

Obama'nın gelişi...
Dünya düzeninin yeniden kurgulanması...
Ortadoğu dengelerine ayar...
Türkiye'ye model ülke misyonu...
Yaşadığımız sıradışı olaylar, tarihi gelişmeler ancak bu formülasyonla açıklanabilir. Diplomasi kulisleri ve siyaset dünyasının yükse sesle konuşulmayan arka plan işleyişi, Büyük Ortadoğu Projesi'nin adım adım hayata geçirildiğini gösteriyor. 
'Ilımlı İslam kastediliyor' diyerek Türkiye'ye dönük model ülke tasarımına ve 'tehlikeli' bulunarak Büyük Ortadoğu Projesi'ne tepki gösteriliyordu. Obama'nın gelişiyle birlikte yeni bir yol bulundu.
Dünyanın süper gücü ABD'nin yeni başkanı Obama, görevinin hemen başında çok acele bir Türkiye ziyareti gerçekleştirdi.
Irak dönüşü bizzat Başbakan'dan duyduk; Obama, Erdoğan'ı Washington'a davet etti. Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanı Gül, ABD Başkanı ile telefonda görüştü. Obama ile Erdoğan daha iki hafta önce ABD'de yüz yüze konuşma imkanı bulmuşlardı. Washington ile Ankara arasındaki bu yakın temas olağan mıdır? Bir ABD Başkanı bu kadar sık ve yoğun bir görüşmeyi belki sadece İngiltere ile yapar.
Düşünün, ABD ile Türkiye'den bahsediyoruz. Şimdi gelelim bu sıcak ilişkinin yansımalarıyla hareketlenen Türkiye'nin başdöndürücü gündemine...

SURİYE SINIRLARI KALKARKEN, PKK'LILAR KANDİL'DEN DÖNÜYOR
Türkiye, çok değil geçen yıla kadar şer ekseninin bir köşesi olarak gösterilen Suriye ile sınırları kaldırdı, vizesiz geçişler başladı. Washington ile Şam yıllar sonra ikili ilişki kuruyorlar. Esad da çok akıllı bir strateji ile Türkiye üzerinden Batı sistematiğine eklemleniyor.
Eşzamanlı olarak Başbakan,
9 bakanla birlikte Irak'a gidip 48 ayrı anlaşma imzalıyor. Ziyaretten bir gün önce ABD, PKK elebaşlarının malvarlıklarını donduruyor. Ve bugün dağdan inişler başlıyor. Kandil'den ve Mahmur'dan PKK'lılar teslim olmaya geliyorlar. Başbakan üç gün önce uçakta, 'Talabani ile konuştum Mahmur için önemli ve güzel gelişmeler olacak, ayrıntı veremem' diyordu. Güzel gelişmelerin ne olduğu anlaşılıyor.
ABD, Kuzey Irak'a baskı yapıyor. PKK tasfiye ediliyor. Bölgenin istikrarı için bu kaçınılmaz. İşte Türkiye'nin Kürt açılımının takvimine bu perspektiften bakmak daha aydınlatıcı olmaz mı? ABD, Irak'tan çekilirken arkasında görece istikrarlı bir Irak bırakmak istiyor. Bunun iki koşulu var: Türkiye açısından bağımsız Kürt devleti kurulmayacak, PKK devreden çıkacağı için Kuzey Irak'a yönelik askeri operasyon ihtiyacı kalmayacak.

İSRAİL KRİZLERİNİ ANLAMANIN PUSULASI
Yepyeni bir Ortadoğu denkleminden ve modelinden bahsedebiliriz. ABD, özellikle Bush döneminde çok tehlikeli boyutlara tırmanan İslam dünyasıyla gerginliğini gidermek zorundaydı. Obama yönetimi işte bunun üzerinde çalışıyor. Türkiye'yi etkili bir silah, güçlü bir stratejik ortak olarak kullanıyor. Biz de krizdeki ekonomiden siyasete, sınır sorunlarından sözde soykırımın tanınma tehlikesine, terörle mücadeleden İslam dünyasının liderliğine oynamaya kadar çok geniş bir coğrafyada bu yeni ilişki formatından yararlanıyoruz.
ABD'nin İslam medeniyeti ile barışmasının ya da yakınlaşmasının şartlarından birisi İsrail'le olan ilişkilerine 'bir ayar' vermesiydi. Obama yönetimi bunu yapıyor. Washington ve Tel Aviv arasında tarihte olmadığı kadar anlaşmazlıklar yaşanıyor. Yahudi yerleşimcileri konusunda çok çetin bir görüş ayrılığı içindeler. Türkiye'nin İsrail'le (bence dengesi biraz kaçmış) gerginliğini anlamak için de ABD-İsrail ilişkilerinin yeni konseptini pusula olarak görmek gerek.
Yani ABD, bizim İsrail'le yaşadığımız sorunlarda eskiden olduğu gibi Tel Aviv'in yanında yer almıyor. Onun yerine 'itidal' tavsiye etmekle yetiniyor, düşük seviyede bir kontrollü arabuluculuk teklif ediyor.

AVRUPA BİRLİĞİ'NİN POZİSYONU
Bu büyük fotoğrafa İran'la sürdürülen 'denge politikasını' ve Kafkaslar boyutunda Ermenistan konusunu eklemeliyiz. Ermenistan açılımı Ortadoğu politikalarının bir uzantısı gibi görülmelidir. Böylece bizim bölgemizde Türkiye'nin liderliğinde ve öncülüğünde, işbirliğine dayalı, farklı, çok boyutlu ilişkiler formatlanıyor. Bunun adını 'Büyük Ortadoğu Projesi devrede' diye tanımlayabiliriz.
BOP, aslında başka bir şey değildir. Küresel düzenden bahsediyorsak konunun Brüksel boyutunu ihmal edemeyiz. AB İlerleme Raporu bugüne kadarkilerin en olumlusu. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri tüm zorluklarına rağmen rayında ilerliyor. En azından ilişkilerin kopmasına izin vermiyorlar. Oysa, isteseler düğün tarihi meçhul bu nişan çoktan atılabilirdi. İki tarafın da mazereti var. Çok yakında Obama, ABD ve AB zirvesine de ev sahipliği yapacak. Bunu da bir kenara yazalım.
Sonuçta hükümet biraz ideolojik, biraz da ekonomik sebeplerle bölge ülkeleriyle yakın ilişkiler tesis ediyor. Bunu da ABD'ye iyi pazarlıyor. Washington'la Ankara'nın çıkarları bu noktada örtüşüyor. Ankara iki ayaklı bir köprü misyonu üstleniyor. Ülkenin tarihsel derinliği buna uygun. Halkının çoğu Müslüman, rejimi laik ve demokratik, modern bir ülke olarak Batı ile Doğu arasında kendine sahici bir pozisyon ayarlıyor.
'Büyük Ortadoğu' deyince tepki gösterenler var, biliyorum. Ama durum budur. Proje sahnede.