AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-10-21
Beklediğim oldu. Sedat Ergin dün ilk yazısında 'Avrupa Birliği, yolsuzlukla mücadele istiyor' konusunu yazdı. (Bunu aktarmak için başlığı yazarken bile kurdeşen geçirdim sıkıntıdan).
Yazısı şöyle başlıyordu. Lütfen sıkı durun, sıkın dişinizi biraz sabredin. Sonra ben ele alacağım konuyu...
'AB Komisyonu'nun açıkladığı İlerleme Raporu'nu dikkatle okudum. Komisyon'un bundan önceki raporlarının ilgili bölümlerini de yeniden ve dikkatle okudum' diyordu yazısının girişinde Sedat.
Ben yazısının girişini okuyunca intihar etmeyi arzu etmeye başladım. Belki de bu Sedat'ın gizli gündemidir. Belki de hepimizi öldürmek arzusundadır. Ben daha önce yazısına Britannica ansiklopedisini okuyarak hazırlanacağını yazmıştım. O ise Britannica ansiklopedisinden çok daha sıkıcı olabilecek dünyadaki tek şeyi arayıp bulmuş ve AB Komisyonu İlerleme Raporu'nu okuyarak hazırlanmış yazısına. Neden hep böyle yapıyor bilmiyorum. Belki de bir akıl hastalığı filan vardır ama eğer normalse onun toplum huzurunu bozmaya teşebbüs suçundan bugün hemen şimdi tutuklanarak hapse atılması gerekiyor. Bu toplum o kadar fazla ciddiyeti mümkün değil kaldıramaz ve çöker.
Bu aşamada, ikimiz arasındaki temel farkı,-eğer bu hala daha belirgin değilse- çarpıcı şekilde ortaya koyacak bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Ben de yazılara bazı konuları inceleyerek hazırlanıyorum. Tamam, benimkiler Sedat'ın hazırlanma, okumalar kadar ciddi değil belki ama emin olun benimkileri ciddi bulanlar var. Sedat İlerleme Raporları'nı okuyor, ben de www.fiffi.rfsu.com/en/comp adresindeki konuyu okudum yazıya hazırlanırken. Bu siteye dikkatimi Emre Kazancıoğlu adındaki bir twitter arkadaşım çekti.
Sitenin adresinde yer alan fiffi kelimesi kadın cinsel organı kılı için takılan argo ad. Gayet tabii ki kadın cinsel organlarına bakmak gibi ergen çocuklara özgü banal bir hareket yapmıyorum. Ancak bu site kadın cinsel organındaki kıllara çeşitli stiller vermek üstüne hazırlanmış bir site. Çok da enteresan şeyler yapmışlar. Örneğin; site açılınca kıllarına hiç dokunulmamış sanal bir görüntü çıkıyor karşınıza. Siz sanal ekranın alt tarafında beliren tıraş bıçağı, tarak ve boyalarla o sanal görüntüye arzu ettiğiniz modelleri verebiliyorsunuz. Kullanıcıya biraz fikirler vermek için çeşitli modelleri de sergiliyorlar. Ben hepsini itinayla Sedat'ın İlerleme Raporu'na verdiği düzeyde dikkatle inceledim ve aralarından 'lick my bonbon' adı takılmış olan modeli pek beğendim. Adı da kendisi de güzeldi bu modelin. Ben sakar olduğum için sanal model üzerinde şekil vermeye çalışırken galiba modelin bir yerlerini kestim. Çünkü 'Yanlış' sinyali verdi ve 'Tekrar dene' dedi. Sanal ortamda makas sesini bile duyabiliyorsunuz. Ama benim sabrım taşmıştı. Bunun da stili olmayıversin canım.
Şimdi Sedat eğer yazısını yazmadan önce benim gibi biraz bu konuya konsantre olsaydı, mümkün değil İlerleme Raporu'nu sonuna kadar okuyamazdı.
Fakat İlerleme Raporu bir kenarda dururken onun böylesine heyecan verici olmayan bir konuya ilgisini çekmek de zor, hatta belki de imkansız.
Ben bu nedenle konuya onun ilgisini yoğunlaştırmak için 'Sedat madem Avrupa Birliği ile meşgulsün. Sen de gel Avrupa Birliği'ne üye her ülkenin kadınına uygun apış arası modelini burada yap. Örneğin; İngiliz ve Fransız'ın cinsel organ görünüm stilinin aynı olması bence imkansızdır. Hatta diyebilirim ki; aynı olmadığını biliyorum. Haydi bunu yap, her ülkeye özgü kadın cinsel organı modelini koy ortaya da sonunda hepsini birden tek bir sayfada toparlayalım ve ortaya Avrupa kadın cinsel organları birliği bayrağı çıksın.'
Umarım konunun içinde Avrupa Birliği olduğundan Sedat bile buna biraz ilgi duyacaktır.
Gazete yönetimine uyarı
EĞer Marge Simpson'a kavuşmamı engeller, Başbakan'ın temaslarını incelemem için beni Washington'a göndermezseniz, ben de burada kalırsam mecburen 29 Ekim'deki Çankaya resepsiyonuna giderim. Bu bir uyarıdır. Şimdi 'Gidersen git, eski yayın yönetmenliğin var. Sen bile ciddi olarak belki algılanabilirsin' diye düşünüyorsanız büyük bir hata yaparsınız. Çünkü resepsiyon için bazı planlarım var. Davete ya babamla gideceğim ya da Yiğit Karaahmet ile birlikte. İkisi de Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu getirebilecek bir felaket olarak görülebilir.
Babam bugüne kadar içtiğini söylediği toplam 17 ton rakının tarihini detaylı bir şekilde cumhurbaşkanına anlatacakmış. Yiğit ise resepsiyona benim eş kontenjanımdan girme planları yapıyor. Üstelik birkaç ay önce yaptığı gibi o gece başörtüsü de takacakmış.
Tercih sizin... Ya Marge sevgilime kavuşturursunuz beni ya da Ankara'ya giderim. O geceyi anlatacağım yazının başlığı bile hazır: 'Ankara'da korku ve nefret. (Hunter Thompson'un Las Vegas'ta korku ve nefret kitabından esinleniyoruz tabii ki...)