AKŞAM | CUMARTESI | 17 EKİM 2009, CUMARTESİ

'Bu mu Türkiye'deki moda haftasI!'

Demet Akalın'a tasarladığı çarpıcı kostümlerle tanıdığımız genç tasarımcı Süleyman Demirel, Türkiye'den bir dünya markası çıkmasını bekleyen işadamlarını eleştirirken, tasarımcıları da unutmadı. Demirel, İstanbul Fashion Days'te taklit elbise kullanıldığını iddia etti.
moda

Demet Akalın'a tasarladığı kıyafetlerle adını duyuran şimdi de Sibel Can'ı giydiren genç tasarımcı Süleyman Demirel, gece elbiseleri tasarladığı hazır giyim markası Azor'la Arap ülkeleri ve Rusya'dan sonra Avrupa'ya açılmak istiyor. Bunun için ocak ayında yapılacak Paris Prete A Porter Fuarı'na hazırlanan Demirel'in bir sonraki hedefi ise Amerika. Demirel, dünya markası çıkarmak isteyen ama bunun için gerekli desteği vermeyen iş dünyasını eleştirirken, tasarımcıları da unutmuyor. İstanbul Fashion Days'in reklamında taklit bir elbiseye yer verildiğini açıklayan tasarımcı, 'Bu mu Türkiye'deki moda haftası' diyor. İşte genç tasarımcının çarpıcı açıklamalarda bulunduğu röportajı... 

- Haute Couture de çalışıyorsunuz ama daha çok hazır giyimi hedefliyorsunuz. Özel dikim yapmak daha kolay değil mi?
Hedefim dünyaya açılmak. O potansiyeli kendimde görüyorum. Bireysel çalışmak Türkiye'de daha değerli ama ben tercihimi hazır giyimden yana kullandım. Hazır giyimde ciddi markalar var ve bunların arasından sıyrılmak kolay değil ama ben kendimi kabul ettirdim. Rusya ve Arap ülkelerinde iyi satışlar yapıyorum şimdi Avrupa ve Amerika'ya açılmak istiyorum. 

- Rusya'dan Amerika'ya geniş bir coğrafya, müşteri tercihleri farklı değil mi?
Eskiden Rusya dediğiniz zaman insanların aklına, rüküş bir moda gelirdi ama bugün dünya markaları Rusları giydiriyor. Roberto Cavalli, Versace, Dolce&Gabbana çok satıyor. Avrupalı ve Amerikalı markalar oraya ciddi yatırımlar yaptı ve çok iyi kazanıyorlar. Ruslar, giyime çok meraklılar ve bu uğurda para harcamaktan kaçınmıyorlar. Avrupalılar bu markaları bu kadar çok tüketmiyordur ve Avrupa markaları Rusya'dan daha çok para kazanıyordur. Ruslar ve Araplar bir Christian Dior'u nasıl tüketiyor anlatamam. Avrupalı entelektüel yaşıyor, kültürel faaliyetlere yönelmiş durumda, Rusyalar ise görsel sanata meraklı. 

- Pek çok hazır giyim firması sizin gibi Avrupa'da marka olmak istiyor, bunu başarmak mümkün mü?
Türk üreticiler doğru bir şey yapıyor zira Türkiye fason üreticilik anlamında ciddi bir yere sahip, dünya markaları burada üretiliyor. Bu üretici firmalar, kendi ürün ve tasarımlarıyla niye dış dünyaya açılmak istemesinler ki? Eskiden Türkiye'de tasarımcı yoktu ama şimdi çok. Tekstil dediğiniz şey büyük bir sektör ve herkesin hizmet edebilmesi mümkün. Ama taklitçiliği bir kenara bırakmalıyız. Taklit ürünlerle moda dünyasında  marka olamazsınız.

BİR TEK CENGİZ ABAZOĞLU VAR
- Tasarımcılar özgür davranamamaktan hep şikayet ederler. Burada firma sahiplerinin tasarımcılara biraz daha güvenmesi gerekmiyor mu? Aksi takdirde özgün tasarımlar nasıl çıkar?
Evet, biraz daha güvenmesi ve imkanlarını biraz daha geniş tutması gerekiyor. Dünya markalarının tasarımcılara verdiği imkanı bizim firmalarımızın da sunması gerekiyor. Bizde ciddi işçilik var ama dünya markaların bağlı olduğu finansörler ve yatırımcılar yok. Bir Christian Dior koleksiyon yaparken Mısır'a gidip 4 ay kamp kuruyor. Bu markalar ekonomiye ciddi bir kazanç sağladığı için, devlet desteği de alıyor. Türkiye'de yatırımcı olabilecek firmalar var ama onlar kendilerine dönük yaşıyorlar; yurtdışından marka getirip satıyorlar. Oysa Türkiye'deki tasarımcılara da destek vererek bir dünya markası çıkmasına katkıda bulunabilirler. Bu konuda Cengiz Abazoğlu'nu çok takdir ediyorum ve seviyorum. Çok ciddi bir cesaret gösterdi, Dior'la iki saat arayla defile yaptı. Üstelik kendi imkanlarıyla. Neden bu adamın bir yatırımcısı yok? Neden büyük kuruluşlardan destek görmüyor? Avrupalı tasarımcılar gibi ön plana çıkmamızı, iyi bir noktaya gelmemizi istiyorlarsa bize bu imkanları sunacak finansörlere ihtiyaç var. Türkiye'de iki ayrı tasarımcı grubu var biri İTKİB tasarımcıları, diğeri de Cengiz Abazoğlu gibi kendi imkanlarıyla marka olmayı başarabilmiş insanlar. İTKİB'in sağladığı imkanlarla bir şeyler yapmaya çalışanları çok fazla ciddiye almıyorum, çok endüstriyel ve ekonomik değerleri varmış gibi gelmiyor.

TAKLİTÇİLERE SAYGIM YOK 
- Ama bu tasarımcılar bir ilki gerçekleştirip İstanbul Fashion Days'i gerçekleştirdiler...
'Çok iyi ses getirdik' diyorlar ama Fashion Days'in tanıtım fotoğraflarında, bir İngiliz markası olan Karen Millen'ın elbisesinin birebir kopyasını yapıp kullandılar. Bu mu Türkiye'deki moda haftası? İngiltere'den üç sezon önce Karen Millen'in bu elbisesini kız kardeşim için satın almıştım. Kampanya reklamlarında görünce şaşırdım, üç sene önce yapılmış taklit bir elbiseyle neyin modasını yapıyorsun? Bunu ispat da ederim. O nedenle benim o tasarımcılara saygım yok, hiç birini de başarılı bulmuyorum. Hepsi taklitçi. Biri Yoji Yamamoto'yu taklit ediyor diğeri Hüseyin Çağlayan'ı, biri McQueen'i. Boşuna uğraşmasınlar, onlar hiçbir şey olamaz. Demeç veriyorlar, 'dünyaya açılmaktan vazgeçtim' diye. Dünya zaten sizin yaptıklarınızı çoktan tüketti. Bu insanlar kendilerine özgü ne yapıyorlar ki? Tasarım olarak neyle öne çıkmışlar. İTKİB olmazsa ayakta duramazlar.

AYSUN ÖZ KAŞİ

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3