AKŞAM | CUMARTESI | 17 EKİM 2009, CUMARTESİ

İçimde aslında başka bir adam var

Baba olmaya hazırlanan Tan Sağtürk, aynı zamanda temellerini attığı dans tiyatrosu projesini hayata geçirmenin heyecanını yaşıyor. Çocuğunun ileride kendisi için 'çok çılgın' diyeceğini söyleyen ünlü balet 'Evde, çalışma ortamlarında öyleyiz. Ama dışarıya, basına karşı hep dikkatli durmam gerekiyor' diyor.

tan
Tan Sağtürk, kendi adıyla kurduğu bale okullarının 10. yılına girdiği bu sene, yepyeni bir projeyle çıkıyor karşımıza. Kendi okulunda yetişen dansçılarla birlikte bir dans tiyatrosu kurmak için kolları sıvayan Sağtürk, şu aralar isim arayışında. Aynı zamanda Belçikalı ressam Tom De Graeve'in sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek 'Tag İstanbul / İstanbul Bir Tuval Olursa' etkinliği kapsamında İstanbul'daki önemli binaların üzerinde dans edecek olan Sağtürk ile yeni projelerini ve baba olma heyecanını konuştuk.
n Bu sene gerçekleştireceğiniz yeni projelerden bahsedebilir miyiz?
Okullarımızın 10. yılı, artık yeni bir şey yapmak gerektiğini düşündük. Kaliteli dansçılar çıkıyor. Bir dans tiyatrosu kurma projesi oluştu. Koreograflar da dansçılardan oluşacak. Underground bir çalışma olsun istiyorum. Büyük sahnelerde binlerce insanı toplayan bir gösteriyi ilk kez istemiyorum. İlk kez seyirci için bir şey yapmayacağız; tamamen egoistçe, kendi isteklerimizle yola çıkacağız. Bunu bir sanatçının yapması çok kolay değildir ama bu usulde kurulursa mutlaka kendi seyircisini de bulacaktır. Bir bale sanatçısı olduğum için buna alışık değilim. Ama böyle çalışabilenlere gıpta ile bakardım. Şimdi galiba benim de buna ihtiyacım var. 

- Projelerinizi nasıl şekillendiriyorsunuz?
Evim, hayatımın her aşamasında zor zamanları atlatabileceğim ve belki de çıldırır gibi çalışabileceğimiz insanlarla dolup taşıyor. Bu anlamda şanslı olduğumu düşünüyorum. Yazarlar, çizerler, sanatçılar... Herkesin ulaşmak istediği insanlar bizim evimizde çalışabiliyorlar. Kendi aramızda bazen işbirliği yapmak zor olabiliyor ama yakında bir proje gerçekleştireceğiz. Yasemin Pirinçcioğlu'nun organizasyonuyla Belçikalı sanatçı Tom De Graeve buraya gelecek. Kendi özel lazer tekniğiyle İstanbul'daki binaların üzerine resimler yapacak. Ben de binaların üzerinde dans edeceğim. Birlikte üretmek adına belki bu ilk olabilir. 

- Dans disiplininin size hayatta kazandırdığı en önemli şey neydi?
Ne istediğini bilmek, nereye koşacağımı görmek ve engelleri hedef gibi görüp yoluma devam edebilmek.

- Kendinizi en çok ne zaman neşeli hissedersiniz?
Sabah uyandığımdan itibaren neşeli hissederim.

DOKTOR 'İYİSİN' DEYİNCE KENDİME YÜKLENDİM
- Sağlığınız nasıl?
İyi. Bir kalp ameliyatı oldum. Doktor dans edebileceğimi söyleyince ben de yüklenmeye başladım. Mesela klipte oynamayı çok tercih etmesem de enstrümantal müziğinden etkilendiğim için Ümit Yılmaz'ın klibinde oynadım en son. 

- Artık baba oluyorsunuz. Çocuğunuzun sizi nasıl tanımasını istersiniz?
Onun beni nasıl tanıdığından öte benim onu nasıl tanıyacağım önemli. Öyle bir evde büyüyor olacak ki kayıtsız kalamayacak. Dün bile evim o kadar kalabalıktı ki neler neler ortaya çıktı. Öyle ortamlarda onun da bana fikrini söyleyeceğini sanıyorum. Mutlaka bana bir şeyler söyleyecek. Ben de kızımın dediklerini uygulayacağım. 

- Peki, mesela sizin için çok çalışkan, evde yaratıcı, dansa aşık der mi?
Çok çılgın diyeceği kesin! Evde, çalışma ortamlarında öyleyiz. Dışarıya, basına karşı hep dikkatli durmam gerektiğini hissettim. Çünkü okullarımız var. Aileler bize çocuklarını emanet ediyorlar. Okullar olmasaydı beni daha farklı tanıyabilirlerdi diye düşünüyorum. Başka bir adam var aslında içimde ama böyle gözükmesi lazım.

- Sezen Aksu'nun evi içinde müzik fabrikası gibi denilir. Siz de sıkça evinizden bahsedince bunu hatırladım...
Bence yaratıcı olan herkesin evi böyledir. Benim ailemin evi de böyleydi, eşimin ailesinin evi de farklı değildi. Konservatuarda yatılı okuduğum için kendi evimi de hep öyle hayal etmiştim.

KENDİNİ HEP ÇOK ÖZLETEN BİR EŞİM VAR
- Bir ayrılık ve hemen ardından bir evlilik yaşadınız. O dönemde sessiz kaldınız. Peki, merak ediyorum kendi içinizde neler yaşadınız?
Özel yaşamımla ilgili kontrolsüz olan tüm meselelerde rahatsızlık duymuşumdur. Çünkü o benim özelim. Birçok şey kontrolsüz olabiliyor bazen hayatta. Ama her konuda psikolojik durumu koruyabildiğimiz bir dünya var. İster kardeşimle ilgili olsun, ister kalp ameliyatımla, ister özel hayatımla... Bunların benim gerçek dünyam olduğunu hissediyorum. Ayrıca herkesten daha hızlı deliler kontrol altına alınıyor.

- Şu anda mutlu musunuz?
Hele ki şu anda çok mutluyum. Kızım oluyor, ötesi yok. 

- Erkek olsaydı da sevinir miydiniz?
Benim için fark etmez derken doktor kız deyince daha da mutlu olduğumu gördüm. Onunla iyi anlaşacağız gibi geliyor. Erkek çocuğuyla bir rekabet oluşabilirdi. Çünkü egolar devreye girebiliyor. Gerçi kendi çocuğunuzla bu kadar ego olmayabilir ama ben bir baba olmaktan öte yaratan bir insanım. Yaratmak zorundayım, çünkü bununla yaşıyorum. Buna uyum içinde bana her türlü imkanı sağlayan, istediğim kadar çalışabilme özgürlüğü veren ve kendini bana her zaman çok özleten bir eşim var. Çocuğum da böyle olacaktır. 

- İsmi belli mi?
Ada ismini koyduk. Bireysel özgürlüğe sahip biri olabilsin istiyoruz. Zor olabilir hayatı ama ben nasıl yaptıysam o da istediğini yapsın hayatta. 

- Özel yaşamınız üretiminizi destekler mi? Mesela aşıkken mi daha yaratıcı olursunuz?
Sıkıntıya girdiğimde çok üretirim, aşık olduğumda değil. Günlük hayatta o kadar mesele var ki; konsantre olmam gerekir. Bu da gebelik dönemidir. Çalışmaya girerken çok sigara içen, çok alkol alan bir adam gibi oluyorum. Yani ruh halim öyle oluyor.

10 soruda Tan Sağtürk
İstanbul'un en sevdiğiniz yeri?
Evim.
Sahnede olmak ne hissettiriyor?
Ölümden öç almak, ben de varım demek gibi.
En son ne zaman ağladınız?
4 yaşında bir öğrencimin beni ve baleyi ne kadar sevdiğini anlatırkenki duruşu beni duygulandırdı.
En son ne zaman çok güldünüz?
Dün bir arkadaşıma güldüm.
Hayatta sizi en mutlu eden şey?
Virgüller, noktalar ve başlangıçlar.
Neye karşı tutku duyarsınız?
Dalmaya, balık tutmaya, bisikletle dolaşmaya, tutkuyla bağlanan bir insana, empati yapan insanlara, her şeye rağmen pozitif bir tarafı bulabilene.
Başkaları sizin hangi konularda iyi olduğunuzu düşünür?
Özünde bana güvenirler diye düşünürüm. Bu da sorumluluktur benim için.
Sizin kendinizde en sevdiğiniz yanınız?
Gözlerimin içinin her an parlıyor gibi olması. Bir auramın olduğunu ve gittiğim zaman eksikliğimin duyulduğunu hissetmem. Bu çok egosantrik bir cümle oldu ama varlığımın mutlu etmesi diyebilirim.
Kendinizde en sevmediğiniz yanınız?
Bazen dertlerimle başkalarını sıkmam.
İstanbul'da yaşamak size ne hissettiriyor?
Yamalı bohça gibi. Kaybolabileceğinizi biliyorsunuz birçok konuda. Seçim hakkı veriyor bize. Gece karanlık, gündüz aydınlık.

EKİN TÜRKANTOS

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3