Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Fatih Terim Milli Takım'da ne kadar başarılı?

Milli takımımız 'İmparator'un elinde' 2010 Güney Afrika Dünya Kupası'nın dışında kaldı. Tabii ki her şey Fatih Terim'in yaptıkları ve yapmadıklarının sonucu değil. Ancak futbolumuzun geleceği açısından doğru bir değerlendirme yapmamız gerek. Belki kafayı kaldırıp başka ülkelerde olanlar çerçevesinde bir değerlendirme yaparsak, durumu daha iyi ve objektif şekilde değerlendirebiliriz.

Hatırlanırsa İngiltere futbolu icat eden ülke olarak kendi tip futbolunu oynamakta ısrar eden ve de liglerini de bir sürü yabancı ile dolduran ve bu nedenle uzun zamandır, Avrupa ve dünya rekabetinde başarılı milli takım kuramayıp, üst düzeye çıkamayan bir ülke idi. Sonunda Milli Takım'ı bir yabancı antrenöre teslim ettiler, oyun sistemi değişti, uluslararası standartlara döndü ve İngiltere Capello ile uluslararası ortamda zirveye doğru yürümeye başladı. Ama gene de lig takımlarının yabancılar ile dolu olması nedeni ile Milli Takım'da iş çok zor oluyor.
Bugün ülkemizde gol krallığına bakın, liste basit bir gerçeği gün ışığına çıkartıyor. Ülkemizde liglerin 'gol krallığı' listesinde  Nonda, Souza, Makukula, Kahe, Baros, Colman gibi isimler zirveyi oluşturuyor. Baros bir zamanlar uluslararası şöhretti, şimdi artık değil. Diğerleri de dünya golcü klasmanında adı geçmeyen sıradan oyuncular. Bu sıradan golcülerin arasında tek Türk olarak Semih var, o da kendi takımı Fenerbahçe'de kadroya giremiyor. Mili Takımımız'da gol atamama hastalığı var, hastalığımızın nedeni basit değil mi?
Şimdi dönelim 'İmparatora'. Fatih Terim 1989 Erzik Federasyonu döneminde Milli Takım altyapısında ve Piontek yönetiminde uluslararası futbol standartlarını öğrenmiş ve sonra kendi başına Milli Takım'ı 1996 Avrupa finallerine taşımıştı: kendisi de bana defalarca Piontek'ten çok şey öğrendiğini söylemişti. Terim  Galatasaray ile Avrupa'da da çok başarılı oldu.
En son da bir İtalya macerası yaşandı ve Terim'in egosu balon gibi oldu. Artık uzmanlık alanı futbol değil, medya mensuplarını fırçalamaktı. Galatasaray takımına ikinci defa geldiğinde verdiği parasal zararı ve aldığı berbat sonuçları buraya yazmayalım, biliniyor.
Kafayı kaldırıp uluslararası gelişmelere bakarsak, Arjantin Milli Takımı 2010 elemelerinde ünlü Maradona'nın yönetiminde perişan oldu, Bolivya'dan bile altı gol yedi ve son maçta Uruguay'ı tek golle yenerek son demlerde, zorla kalifiye oldu. Maradona ne yaptı? Maç sonrasında basın mensuplarına, fotoğrafçı ve kameramanlara saldırdı, sonra da takım otobüsünün camından 'rezil' gösteriler yaptı. Blatter işe el koydu ve FIFA ona ağır bir ceza verecek. Burada vurgulamak istediğimiz şu: Başarı düşük kalınca, ego baskı yapar ve çene devreye girer, tabii ilk kolay hedef basın mensupları. Burada bir noktayı da vurgulayalım. Basının küçük bir kısmı hakikaten tamamen temelsiz, yalan ve hakaret dolu iğrenç şeyler   uydurur. Bunu biliyoruz. Ama bu medyanın bütünü için söylenemez. Fakat  Fatih Terim de Maradona gibi, medyanın küçük bir kısmının yaptığı rezilliklere kızıp, medyanın çoğunluğunu sürekli  azarlar durur. Kendisine hem Milli Takım basın toplantılarında (en son İsviçre'de 2008 finallerinde) hem de bir-iki defa özel ortamlarda yaptığının yanlış olduğunu ifade ettim, ama sürekli devam ediyor. Son istifa konuşmasında da gene basın en büyük azarı işitmekte idi. 
Fatih Terim'in son basın toplantısı aslında başarısız bir 'pazarlama' toplantısı olarak futbol tarihine geçecek. Fatih Terim bütün gazetelerde yer alan konuşmasında maçların yüzde 72 kadarını kaybetmediğini söyledi. Yani kazanılan ve berabere kalınan maçları saymış.
Güzel de Fatih kardeşim, 2005 yılında Milli Takım'ı devir aldın. 2006 Dünya Kupası'na gidemedin, üstelik de İsviçre maçlarında futbolumuzun kara bir sayfası olan rezillikleri yaşadık.
Bir sonraki büyük turnuva ise 2008 Avrupa Şampiyonası idi. Ona da son dakikada zorla kalifiye olduk. Turnuvada  Hırvat, Çek maçlarında 'Tanrı' bizi son anda kurtardı, son dörde kaldık. Bu bir başarı idi ama tesadüflere çok dayalı bir başarı!
Sonra da 2009 yılında oynanan 2010 Güney Afrika Dünya Kupası elemelerinde alenen perişan olduk. Zayıf takımlara yenildik, kupadan elendik. Bu da çok berbat bir performanstı.
Şimdi dikkat edelim. Beş yıl Milli Takım'ın başında kaldın. Üç adet büyük uluslararası turnuvanın sadece birinde başarılı olduk diyebiliriz, iki tanesinde ise perişan olduk. Tekrar edelim üç hedef turnuvadan sadece birinde başarı  kazandın.
Sıradan takımlarla yapılan maçları ve beraberlikleri de içeren yüzde 72 istatistiğinin anlamı ne? Egon kendini  başarılı görebilir de, teslim aldığın takım klasmanında galiba ilk 12 düzeyinde idi, bugün ise galiba klasmanda 39 civarında! Bu nasıl başarı?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3