Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@aksam.com.tr

kategori2

Strasbourg'dan Ankara tahmini

Bu normalde sıkıcı bir gezi olabilirdi. Devlet Bakanı Egemen Bağış'ın Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ndeki temaslarını izlemek için Strasbourg'dayız. İyi hoş da, Türkiye'de gündem 'patlamış' vaziyette. PKK'lılar dağdan iniyor; Azerbaycan bayraklarımızı indiriyor; İsrail ile ilişkiler son 15 yılın en büyük krizini yaşıyor. 'Bu ortamda Avrupa Birliği'ni kim okur?' diye düşündüm. Ne kadar önemli olsun, Başmüzakereci Bağış'ın 48 saatlik temaslarını, Avrupa Parlamentosu'ndaki kilit isimlerle yaptığı görüşmeleri nasıl sıkıştırabilirim Türkiye'nin yoğun gündemine?
Ancak bizleri Fransa'ya uçuran özel uçak havalandığı dakikadan itibaren, bu kaygının yersiz olduğunu gördüm. Gazetecilik belli bir tarihi anın resmini çekmek, olayların akışını öngörebilmek ise, doğru zamanda doğru yerdeydim.

Ne mi gördüm? Uçakta başlayan sohbetin ardından, bakanın AİHM, Avrupa Konseyi, Parlamento gibi 'Avrupa' olgusunu ayakta tutan kilit kurumlarla temaslarını izledim. Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak ve Metehan Demir'le birlikte bakanın üst düzey siyasilere verdiği yemeklere katıldım; orada gelen sorulara verdiği yanıtları, rahatlığını, Kıbrıs gibi çetrefil meselelerde ortaya attığı formülleri, esprilerini, Avrupalıların üzerindeki etkisini not ettim. Ardından ekibini ve ekibiyle ilişkisini gözlemledim.
Gazetecilik bir trendi önceden tespit etme sanatıysa, şu üç tespiti bir yere yazın. Bir, Egemen Bağış, şu ana kadar tanıdığım en 'Batılı' Türk siyasetçisi. Bunu 'Batıcı' anlamında kullanmıyorum. İletişim rahatlığı, düşünce sistematiği, ezber bozabilmesi, ekibiyle ilişkilerindeki demokratlıktan söz ediyorum. Ve 'dinlemeyi' bilmesi! Siyaseten hangi yelpazeden gelirse gelsin, Batı normları ve değerleriyle yoğrulmuş, eğitimli yeni nesil Türk siyasetçisini temsil ediyor.

İkinci tespitim, Bağış'ın önümüzdeki dönemde şu ya da bu şekilde Avrupa ile ilişkilerde bir ivme yaratacağı. Şu anda Türkiye'nin üyelik süreci 'tıkanmış' vaziyette. 11 fasıl açıldı, kalanlar ne açılabiliyor ne kapanıyor. Bir yandan Sarkozy'nin kaprisleri, diğer yandan Kıbrıs Rum kesimi. Tüm bunlardan da kötü olan, Türkiye'de reform dinamizminin durmuş olması. Bağış dünkü sohbetimizde acı bir ifadeyle 'Avrupa'nın yolu TBMM Genel Kurulu'ndan geçer' dedi.  Ancak Meclis'te tık yok; AB uyum yasası çıkarmak mümkün değil. CHP ve MHP her şeyi bloke ediyor. İdeolojik bir yanı olmayan Türk Ticaret Kanunu gibi mevzuatlar bile, siyasi gerilim nedeniyle geçmiyor.

Nasıl olacak bilemiyorum ama Bağış ve etrafındaki ekibin önümüzdeki dönemde bu açmaza bir formül bulacağını düşünüyorum. Burada Brüksel'deki daimi temsilcilik görevini bırakıp AB Genel Sekreteri olarak atanan Büyükelçi Volkan Bozkır'ın diğer partilerin ikna edilmesi ve kamuoyunda Avrupa heyecanının artmasında kilit rol oynayacağını görmek zor değil. Gezide Bağış ve Bozkır arasındaki yakınlık ve uyumu gözlemledim. Bundan sonra bu enerjinin Meclis'e taşınması gerekiyor. Deniz Baykal, şu zamana kadar Egemen Bağış'a randevu vermeyi reddetmiş. ('Sayın Baykal seçilmiş kimseye randevu vermiyor' diyor.) Bu durumda CHP'yi ikna süreci, Volkan Bozkır ve ABGS'de yeni kümelenen genç kadrolara düşüyor.

Ve üçüncü tespit. En iddialı olanı. Bu hafta Strasbourg'daki temaslarını izlerken, 15 yılı aşkın zamandır tanıdığım Egemen Bağış'ın New York'ta dernek günlerinden bugüne kadar yükselen grafiği ve kişisel gelişimini düşündüm. Bağış o yıllarda Türk-Amerikan Dernekleri Konfederasyonu'nun başına geçerek genç yaşta ABD'deki Türklerin sözcüsü olmuştu. Çok çalışıyordu. Köhne dernekleri topladı, değiştirdi, enerji getirdi. Yaratıcı fikirleri, pratik çözümleri vardı. Kah Kongre'ye bir Türk seçtirmek için çabalar, kah Cumhuriyet Bayramı Balosu düzenlerdi.
Bu gezide 10 yıl önce New York'taki yerel aktivist'ten şimdi karşımda duran 'pişmiş' Avrupalı siyaset adamına kadar katedilen mesafeyi düşündüm. Ve anladım: Egemen Bağış önümüzdeki 20 yıl boyunca Türk siyasetinde gittikçe ağırlığı artan bir isim olarak kalacak.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3