Sanki ben eylül başında ergenliğe girdim. Ekim ayı içinde de bekaretimi kaybettim. Bu yüzden her deneyim bana yeni gibi geliyor. Ama 41 yaşındaki Kanat her şeyi daha önce yaşamış olduğundan! onun hiçbir şey yapması gerekmiyor
Kanat Atkaya ile uzun yıllar sonraki ilk görüşmemiz aslında çok iyi başlamıştı. Ancak bu iyi başlangıç 5 dakika filan sürdü. O dakikalarda birbirlerimize hediye kitaplar verdik, onun bana verdiği kitap ve DVD benim gibi bir insanı çalışma hayatından tamamen koparacak türdendi.
DVD 'Faster, Pussycat Kill Kill' adındaydı ve erkekleri öldürme amacıyla bir araya gelmiş güzel kadınları anlatıyordu bu film. (Bir aksiyon filmi olmasının yanı sıra benim için hayli tahrik edici bir pornografiydi de bu).
Kitap ise kendisine 'Artık sahnede gitar da çalmaya başladığına göre başarılı olmaman için hiçbir neden yok' diyen eleştirmenlere 'Sizin de gitarınızı elinize alıp bunu dibine kadar poponuza sokmamanız için bir neden yok' diye cevap veren bir şarkıcının (Jerry Lee Lewis) hayatını anlatıyordu.
Bu film ve kitabın yanında hayatın diğer detayları önemini kaybetmişti gözümde.
O detaylar arasına beşinci dakikadan sonra Kanat da dahil oldu.
İkimiz birbirimizden hemen sıkılmıştık. Ben ortamı neşelendirmek için kadınlar konusunu açtım, aşk hayatını sordum ona. Maalesef anlattı. Benim aşk hayatım onunkinden çok daha ilgi çekiciydi.
Bir de nedense sadakat diye bir şey tutturmuş, durmadan bundan bahsediyor.
'Çok güzel kızlar var etrafta. Hiç çıkmıyor musun dışarıya?' dedim. O da bana 'Her şeyi yaptım. Artık fazla dışarıya çıkmak istemiyorum' diye absürd bir cevap verdi.
Klostrofobi geldi, daralmaya başladığımdan konuyu azıcık açtım. Dedim ki 'Ne yani, geçenlerde yeni tanıştığım ve karşımda bacak bacak üstüne atmış bir kıza aniden 'Eminim ki senin bacaklarının üst tarafında selülit vardır' dedim. O da hiçbir şey demeden eteğini açtı ve baldırını sıkarak 'İşte bak' dedi. Ben sakin durmaya çalışarak yerimden kalktım 'Bir de ben inceleyim dedim'. Gittim yanına onun sıktığı bölgeyi ben de sıkarak baktım duruma. 'Diğer bölgelere de bakmamın bir sakıncası var mı?' diye sordum. O da 'Hayır yok, niye olsun ki' dedi. Ne güzel tabii ki niye olsun ki di mi?'..
NİYE NİŞANTAŞI'NDA AV SİLAHI SATILMIYOR?
Hikayeyi burada kestim ve gözümün önünde bir zombiye benzemeye başlayan Kanat'a 'Ne yapsaydım yani o anda da aklıma sadakat mı gelmesi gerekiyordu' diye yüksek sesle konuştum. Bana 'Ne yapayım abi, bende sadakat hissi güçlü' demesin mi!
Hiperaktivite ajitasyonu atağı geldi. Biraz çıkıp serin hava ile temas etmem gerekiyordu. Salomanje'den çıktım dışarıya, biraz etrafta dolaştım. Lanet olsun, bu Nişantaşı'nda da bir tane bile av silahları satan dükkan olmaz ki?.. İnsanın bir pompalı tüfeğe ihtiyacı olunca tüfek bile alamaz o semtte. Ben 'acaba tanıdık geçer mi?' diye bekledim. Tanıdık birisini görsem 'Evinde bir adet Parabellum varsa ödünç alabilir miyim?' diye soracaktım ama sadece Müjde Ar'a rastladım. Ona da bu soruyu sormadım. Çünkü Müjde Ar'ın evinde bir adet Parabellum olduğunu zannetmiyordum.
Sonra çaresiz bir şekilde Kanat 'dead men walking' Atkaya'nın yanına döndüm.
SADAKATTAN SÖZ EDİNCE BIÇAĞI BOĞAZINA SALLADIM
'Bir daha sefere seninle muhakkak içki saatinde bir araya gelelim ki birbirimizi çekebilelim' dedim. O, 'Ya içki olsun ya da masada kadınlar olmalı' diyerek buluşmamızın başından bu yana aslında henüz ölmemiş olduğu yolunda ilk ipucunu verdi. Ben onu daha da canlandırmak için 'Masada kadınlar olsa ben seninle neden konuşayım ki..' diye sordum
O da 'Güzel kadınlar olursa niye konuşacaksın, haklısın tabii ki'
dedi.
'Çirkin kadınlar masamızda neden olsunlar ki' deyince korktuğum oldu ve yine kendi sadakatından bahsetmeye başladı. Ben otomatikman biraz önce yemiş olduğum roast beef sandviçi kesmem için bırakılmış bıçağı kavradım ve direkt olarak Kanat'ın boğazına doğru salladım.
Ama lanet olsun şaşı baktığım için ıskaladım. Eskiden 'Dağ gibi adam' diye bildiğim bu adam hala daha canlı ve henüz 41 yaşında olmasına rağmen hala daha benden yaşlıymış gibi davranıyor. Bu yaşta böyle olursa benim yaşıma yaklaştığında sadece iç tutarlılık olsun diye ölmesi de gerekecek.
Adama ilginç. Ne söylesem hepsine 'Ben bunu daha önce yaptım' diyor. Gören sanır ki örneğin; ben bu yaşıma kadar hiç yaşamadım, şimdi ne yaşıyorsam onu daha bir kaç ay önce ilk kez yaşamaya başladım.
Örneğin ben eylül ayı başında ergenliğime yeni girdim ve ekim ayı içinde de bekaretimi yeni kaybettim. Bu yüzden bana her deneyim yeni gibi geliyor. Oysa 41 yaşındaki Kanat her şeyi ama her şeyi daha önce yaşamış durumda olduğundan onun artık hiçbir şey yapması gerekmiyor.
Bütün bu ilginç deneyimim sonucunda sadece tek bir karara vardım: Bir daha görüşürsek-ki görüşeceğiz-ben o buluşmaya mutlaka silahlanıp gideceğim. Bir daha sokaklarda silah aramak durumunda kalmak istemiyorum. Bir de içki saatinde buluşacağımızdan, ben mutlaka o buluşmaya sarhoş halde gideceğim ki, silahı ateşleme vakti geldiğinde içimde acıma duygusu filan olmasın.
Açılımlar üzerine
Dün alışveriş yaparken, hali ve tavrından dağdan yeni inmiş bir PKK'lı olduğunu sandığım bir kişinin içki reyonundan kendisine 21 yıllık bir Royal Salute viskisi aldığını gördüm. Ben kendime sadece bir White Horse viskisi alırken o kişinin o içkiyi içmesine bozuldum. İşte ben bu nedenle her türlü açılıma karşıyım. Bilmem anlatabiliyor muyum bayım!