Ahmet İnam ahmet.inam@aksam.com.tr

kategori2

Sorumluluk ahlakı açısından siyaset

Siyasetçilerimizin ahlak alanında dayanabilecekleri ilkelerden önemlileri şunlar olabilir:
Birincisi, saygıdır. Genel olarak söylenirse, kaba güçle iktidarı elde edebileceğini sanan, örneğin, birisi konuşurken ona müdahale eden, sırf gücü ele geçirmek için her türlü entrikayı çevirmeye çalışan, 'İnsan insanın kurdudur. O halde, çok güçlü kurt olmanız gerekiyor ve bu gücü elde edebilmek için ne gerekirse yapmanız mubahtır' diyen bir düşünceye karşı insana hayata saygı.

İkincisi, sorumluluk elbette. Saygı duyduğum için yönetimine talip olduğum topluma karşı sorumluluk. Yönetimde bulunduğum zaman hem her bireyin hem de onların oluşturduğu toplumun neşvünema bulabilmesine, canlanabilmesine karşı duyduğum sorumluluk. 
Ahlak saygı ve sorumlulukla bitmiyor. Benim dişimi sıkarak, 'Adamı dövmeyeyim; çünkü ona çok saygım var' diye kendimi tuttuğum, 'Lanet olsun, bu adamla da yaşamak zorundayım' dediğim, hani tahammül, hani tolerans dediğim şey elbette önemli. Oysa gönül başka bir şey istiyor. Saygı ve sorumlulukta kalan ahlakta belki bizim iç dünyamızın katılmadığı bir şey var. Saygı ve sorumluluk, çoğunlukla, dikkat çekici bir biçimde kamusal alanda cereyan eder. Ben ahlak alanına kendi mahrem hayatımla da, iç dünyamla da, derun” alemimle de katılmak istiyorum. Dolayısıyla, orada bir sevgi de söz konusudur. Bu sevginin, kendi doğal akışı içerisinde, zorlanmamış, öğretilmemiş, itilip kakılmamış, içimden, derinliklerimden gelebilen bir güç taşıması gerek. Onu, politikacıların yalancıktan birbirlerinin ellerini sıkıp sarılıp öpüşmeleri gibi zoraki bir şey olarak anlamıyorum. Belki o yok ise o zaman sorumluluk ve saygı düzeyinde kalınabilir.
Son olarak söyleyeceğim, 'muhabbet'tir. 'Muhabbet' Arapça kökenli bir sözcük olmasına rağmen bizim hayatımız onu bir dönüşüme uğratmış. Muhabbet hem sevgidir hem iletişimdir. Üstelik ideal bir iletişimdir. Muhabbet ortamına girdiğiniz zaman orada tek tek bireyler kaybolur. Muhabbet bittiği zaman kimin ne söylediğini hatırlamazsınız. Orada birileri bir şey söylemiştir ama söylenenler vardır. Orada muhabbet muhabbetlemiştir. Mehmet Bey, Hüseyin Bey, Leyla Hanım bir şey anlatmış olabilirler. Oysa orada tek tek farklılıklar ortadan kalkmıştır artık. Muhabbet bütün insanları sarmıştır. Aralarındaki güç ilişkilerinin büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Muhabbet insanların birbirine bilgi olarak, yaş olarak, cinsiyet olarak, renk olarak bir dayatma içinde olmadıklarını hissettiğiniz bir ortamda, herkesin kendi olabildiği bir ortamda gerçekleştirilen bir iletişim demektir. Dolayısıyla, bizim siyaset alanında, hem yaşam birikiminin oluşturduğu donanım olarak hem geçmişten getirdiğimiz, kendi kültürümüz açısından, can ahlakı açısından, Batı'ya da söyleyebilecek çok sözümüz olduğunu düşünüyorum.
Bizim bir manev” hazine olarak duran sandığımızda, kültürümüzde, geçmişimizde ahlaki açıdan bu kadar derinlikler olmasına rağmen, siyasetçilerimizin büyük ölçüde yaptığı tartışmaların kabalığı içimizi sıkıyor. Bütün bu inceliklerimizin bir kenara atılıp, sırf taraftar kazanmak, sırf ortada güç gösterisi yapmak adına bu kültüre yaptıkları zulmü, bu kültüre verdikleri acıyı unutmak da maalesef elimizden gelmiyor.
Elbette bunda bizim de kesinlikle sorumluluğumuz var. Onlar bizim toplumumuzu temsil ediyorlar ve onların verdiği kararlarla da bu toplum ahlaklı ya da ahlaksız bir görünüm elde ediyor. Bir toplumun ahlaklı yahut ahlaksız olabileceği düşüncesini kabul ediyor iseniz, işte o zaman toplumu yönetecek insanların ahlak” donanımlarını geliştirmede, daha tiziz olmamız gerektiğini unutmayalım. Biz seçtik, bu adamlar ahlaksız çıktı dediğimizde elbette bu ahlaksızlık bizdendir. Bunu da kabul etmek gerekiyor. Nasıl insanlar geçmişinden dolayı sorumluluk duyup acı çekiyorlarsa, aynı sorumluluk ve acı bizi yönetenlerin yaptıkları yanlışlardan da geliyor. Dolayısıyla, hiçbirimiz birey olarak kurtulma şansına sahip değiliz. Bu ülkeden kaçsak da bundan kurtulabileceğimizi sanmıyorum. Çünkü, yine dünyanın bir yerinde birtakım ahlaksızlıklar yapılıyorsa, biz orada olmasak bile onlardan sorumluyuz diye düşünüyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3