Aslında kişiler ve kurumlar hakkında eleştiri yapmaktansa, sistemi analiz etmeyi tercih edenlerdenim, ama bu sefer iki çift laf etmeden geçemedim. Zira işin içinde basiretsizlik ya da ölçüsüzlük değil, düpedüz bilinçli bir tahrik ve kötü niyet var. Birkaç gündür ortaya çıkan resmin gösterdiği, DTP'nin sürecin barış içerisinde çözüme gitmesini isteyen bir parti falan olmadığı. Aksine çatışmayı teşvik eden, ondan beslenen ve barış atmosferinden ödü kopan bir parti görüntüsü veriyor. Nitekim bu görüntüsüyle diğer bütün ırkçı, etnik milliyetçi partiler gibi ötekileştiriyor, tahrik ediyor ve bence tüm Türkiye halkına ihanet ediyor.
DTP'lilerin -en azından bir kısmının- memleketi hop oturtup hop kaldırtan şovları sürerken, şenlik ve davul zurna görüntüsünün arkasında neler oluyor ben size özetleyeyim:
1- PKK teslim olmuştur. Bizim kültürümüzde savaşa gidenleri davul-zurna ile uğurlama geleneği vardır. Bu tutum savaşçıyı kutsayan, uğruna can verilecek değer adına, savaşa düğün bayram gidildiğini gösteren bir ritüeldir. Anneler oğullarına bunun için kına yakar; konu, komşu, akraba bunun için 'askere yollama' işini bir törene dönüştürür. Buradaki düğün bayram ise gidişi değil, dönüşü alkışlamaktadır. Öfkelenip, üzülenler için bir kez daha söylüyorum; 'gidenler teslim olmuş, geri dönüşe geçmiştir'.
2- Geri dönenlerin arasında çocuk yaşta olanlar vardır. Dağda ortalama ömür 7 yıl civarındadır ve giden için tek yaşam motivasyonu bir gün geri dönüş umududur. Şunu hiç unutmamak gerekir; dağa çıkanlar da insandır; üstelik dağa çıkmadan önce 'bizim çocuklarımız' olan insanlardır. Geri dönüş beklentisi oralarda askerdeki 'erken terhis' ya da hapishanedeki 'af çıkacak' haberi gibi bir rüya, bir umuttur. Kimse evini barkını, anasını babasını bırakıp, dağlarda aç perişan yaşayıp da, bundan memnuniyet duyacak kadar akılsız değildir. Elbette bu insanların oradaki varlığını sağlayan bir siyasi motif ve tutucu bulunmaktadır, ancak bir de gerçek hayat ve iyi yaşam arzusu vardır. İnsanları affetmek, onları haklı bulmak veya onlara yenilmek anlamını taşımaz. Affetmek büyüklüktür, üstünlüktür, ağır
başlılıktır, şefkat ve anlayıştır (bunu herkese af anlamında söylemiyorum).
3- DTP ile geri dönen PKK'lılar arasında siyasi bir uzlaşmazlık oluşması kaçınılmaz görünmektedir. Bu anlaşmazlık zemini şimdiden belirmeye başlamış ve bu sürecin nasıl yönetileceği konusundaki asıl kafa karışıklığı o cenahta ortaya çıkmıştır. Nitekim bazı DTP'liler ve Kürt liderler son günlerde iyice yükselen bu şov görüntüsünden rahatsız olduklarını dile getirmektedirler. Bazıları da bu görüntülerin kontrol edilemeyen kalabalıkların kendiliğinden buluşmalarıyla(!) oluştuğunu iddia etmektedir. Kalabalıklar özünde birbirinin tıpatıp aynı düşünceleri paylaşan insanlardan oluşmazlar. Siyaset normal düzlemine indiğinde, yani çatışma ortamı sona erdiğinde, ötekine yani devlete karşı şekillenmiş olan ittifak, ekonomik beklentiler, sınıfsal kaygılar, aşiret kavgaları gibi unsurlarla çözülecek ve ayrışma başlayacaktır. DTP'nin içerisindeki farklı gruplar da kendi yollarını çizecek, bugünün tahrikçileri, yani çatışmadan beslenenler bertaraf olacaklardır.
4- Tahrik eden varsa başarı tahrik olmamaktır. Türlü laf oyunlarıyla, argümanları çarpıtarak ve düzlem dışına kayarak gerçeği ekseninden çıkartanlar; bir diğer deyişle 'lafla halk avcılığı' yapanlara dur demek hepimizin görevidir. Söz, ölümün öldürmenin dilini konuşmamalıdır. Amerikan İç Savaşı'nda (1861-1865) 4 yıllık bir sürede yaklaşık 700.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Savaş bitip de barış imzalandıktan sonra ortaya çıkan şey ise Amerika Birleşik Devletleri'dir.
Hayat geriye doğru yaşanmaz. Asıl olan 'geleceğimiz, gelecek nesillerimizdir'. Bu sorunu çocuklarımıza, torunlarımıza miras bırakmamak adına, 'yarınlarımızı kin ve intikam üzerine değil, umut ve barış üzerine bina etmek esas sorumluluğumuzdur'.