AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-10-22

kategori2

Davutoğlu tipik bir İEL'li

Eskilerin efendi, yeni kuşağın ise 'nerd' dediği türden bir kişi, Ahmet Davutoğlu. Türkçe polisleri hemen heyecanlanıp kızmasın, nerd'ün tam tercümesi yok... Hayır efendim, 'nerd', 'inek' gibi hakaret içermez, bilakis çok okuyup çok çalışan, IQ'sü normalin üzerinde seyreden, sessiz-sakin tiplere denir.

Yeni Dışişleri Bakanımız, Ermenistan'la anlaşmanın hemen ardından Suriye ile sınırları kaldırma operasyonuna girişti. Türkiye'nin, kendi deyimiyle bölgede 'sıfır problem politikası'ndan, yine kendi deyimiyle 'maksimum işbirliği' sürecine geçmesi, epey hızlı oldu... Bundan 1 yıl önce Today's Zaman gazetesine, uzun zamandır Türkiye'nin 'güçlü kaslar, zayıf mide, sorunlu kalp ve ortalama beyin'le algılandığını söyleyen Davutoğlu, bu algıyı hakikaten değiştirecek gibi de görünüyor... Hoş, mide ve kalp problemi kolay kolay ortadan kalkacak gibi değil!

Kimileri bu müstehzi gülüşlü akademisyeni küçümserken, onun bir 'proje çocuk' olduğu da söyleniyor. Ne projesi, diyeceksiniz. Ailesi tarafından 'misyon sahibi' bir evlat yetiştirme projesi. Türkiye şartlarında 'beyaz' gibi eğitilip, zenci olduğunu asla unutmayan... Beyazlara ait kulvarda da koşabileceğini gösteren bir evlat. 

BEYAZLARIN OKULU
Benzetme mantıklı gelse de, beyaz ve zenci ayrımında 'imam hatip'e değil de İstanbul Erkek Lisesi'ne gönderilmesinin örnek verilmesi pek yerinde değil. Davutoğlu'nun 'zenci'liğini bilemem ama kendi okulumu iyi tanırım: İstanbul Erkek Lisesi'ni, -en azından bizim okuduğumuz zamanda- farklı kılan, beyazların eğitim gördüğü yer olması değildi. Aksine, devlet okulu olduğu için çoğunluğun ailesi memur, tüccar veya esnaftı... Bu anlamda 'beyazlar' genellikle koleje giderdi ve bir numarada Robert Kolej vardı. Olmadı Alman, Avusturya Lisesi ve Fransız kolejleri... Kaldı ki Davutoğlu'nun ortaokul yıllarında bugünkü imam hatip-kolej ayrımı yoktu. Belli ki iyi puan tutturmuş, girmiş...

İstanbul Erkek'te 'zenci' boldu; zenciden tek kastınız muhafazakar ve orta sınıf bir aileden gelmekse... Süper çalışkanların ve süper zekaların yuvasıydı, hala da öyle. Anadolu'dan gelip yatılı okuyan çok öğrenci vardı, diğerlerinde parmakla sayılacak kadar az burslu.  Bizim okuldan bol miktarda mühendis, doktor ve politikacı (Mesut Yılmaz) çıktı. Çünkü fen bilimlerinde acayip iddialıydı. 

ASIL ZENCİ KİM?
Bu yüzden Davutoğlu'na afacan bir çocuk edası veren gözlerine bakınca, beyazların içinde yetişen bir zenci değil, tipik bir İstanbul Erkek'li görüyorum: Çelik gibi Alman disiplininden geçmiş, görüntüde mütevazı ama alanında hırslı, analitik zekaya sahip, gerçek anlamıyla çalışkan bir dünyalı... Boğaziçi Üniversitesi'nde okumasını da, 'Derin Strateji'yi yazmasında da, bugün Türkiye'nin kalp-mide-beyin problemlerini çözmeye soyunmasında da bunun etkisi olduğu kesin. Hatta bölgede ekonomik gücü ön plana çıkarmasında, öğrenciliğin eski Düyun-u Umumiye binasında geçmesinde etkisi vardır, kim bilir?

'Azınlık' anlamındaki zenciler ise, altıya bir oranındaki kız öğrencilerdi. Kendimizi hiç zenci hissetmedik! Ama okuldaki asıl zenci, kimdi biliyor musunuz? Sırf babası komünist olduğu için müdürün odasına çağrılıp dövülen arkadaşımızdı...