AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-10-22

kategori2

Oslo'da ayrılık travması

Monocle dergisinin 'En yaşanılası şehirler' sıralamasında  17'nci, Mercer araştırmasına göre 24'üncü seçilen Oslo'dayım. Aynı zamanda Avrupa'nın en pahalı şehri: Bir küçük pet şişe suyun fiyatı 30 Norveç Kronu, yani 7.8 TL!
Burada bulunma sebebim, Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasına istinaden 'Norveç gibi, bir gün AB'yi reddedecek bir ülke olabilir miyiz' temalı muazzam bir araştırmacı gazetecilik konusu değil... Avrupa Bağımsız Basın Konseyleri Birliği (AIPCE) konferansının Oslo'daki yıllık toplantısına 'misafir sanatçı' olarak katıldım, hepsi bu.

Adı 'Avrupa' olmasına rağmen, katılımı genişletmişler: Rusya, Ermenistan, Uganda, Kırgızistan, İsrail, Kazakistan gibi ülkeler de var, AB'ye henüz üye olamamış Karadağ, Hırvatistan, Makedonya ve bizim gibi çeyrek-Avrupalılar da. Türkiye'den bu birliğe üye olan basın kuruluşu yok, onu da belirteyim: Adı üstünde, 'bağımsız' işte.

İki günlük konferans süresince, Balkan ve Ortadoğu ülkelerinin temsilcileri her mola fırsatında kapı önünde sigaraya çıktı. Slavların tamamı ve İsrail'den Arik'le böyle tanıştık. Nanemolla seyreden ilişkinin gelip geçici olduğundan bahsettik. Birkaç saat sonra 'Türkiye'de bir televizyon dizisi yayınlanmış, Gazze'de askerlerin Filistinlileri vurduğu sahneler gösteriliyormuş. Bizimkiler ayaklanmış' diye yanıma geldi.

AYRILIK, REZALET
O ana kadar TRT'de 'Ayrılık' diye bir dizinin yayınlandığından haberim yoktu, herhalde eski bir belgeseldir, diye düşündüm. Perşembe akşamüstü internete baktım, tık yok... Halbuki Arik, diplomatik düzeyde bir kriz yaşandığını, oğlunun bile 'Türkiye'yle neler oluyor?' diye arayıp sorduğunu iddia ediyordu. Olayı abarttığını, varolan tatbikat krizi yüzünden muhtemelen İsrailli gazetecilerin arşivden dandik bir görüntünün çıkartmış olabileceklerini söyledim. Hay söylemez olaydım!.. Akşam saatlerinde 'Ayrılık' dizisi krizi, Türk internetine düştü, ertesi gün de birçok gazeteye manşet oldu.
Malum görüntüleri izleyince utandım. Bir kere 70'lerde çekilmiş Türk filmi tadında. Bırakın İsrailli'yi rahatsız etmeyi, herhangi bir izleyicinin içini bayacak kadar ağdalı, bir o kadar lüzumsuz, biteviye uyuz sahneler. İsrail askerlerinin çevrelediği avluda Müslüman bir kadın sürekli inleyerek, yerde yatan bir cesetten diğerine doğru sürükleniyor... Bir başka sahnede İsrail askerine meydan okuyan bir Gazzeli, yeni doğan bebeğini 'Güneşi Gördüm'deki Mazlum gibi göğe doğru kaldırıp isyan ediyor.  Ve askerler kundaktaki bebeği, makineliyle tarıyor!

AŞK DİZİSİ BUYSA...
TRT müdürünün açıklaması daha da vahim: 'Bu bir aşk dizisi'. Aşk anlayışı buysa, vahşet anlayışları nedir, çok merak ediyorum! Dizinin danışmanı, Yeni Şafak yazarı Hakan Albayrak'mış. Gazetesinde 'Ne var yani, yaparken iyi de bakarken travma mı geçiriyor İsrailliler?' diye alay ediyor.
Albayrak, kendi düşüncelerini, İsrail'e olan nefretini köşesinde yazmakta özgür... Fakat devlet televizyonunda halkı alenen başka bir ülkeye karşı 'kin ve düşmanlığa' sürekleyecek yayına imza atması, tek kelimeyle büyük bir gaf.

O RAPOR BAĞLAMAZ
BM İnsan Hakları Komisyonu, önceki gün Goldstone raporunu onayladı: Rapor, Gazze'de İsrail ve Hamas'ın geçen şubatta işlediği savaş suçlarını anlatıyor. Bazıları pek sevindirik olmuştur ama üzgünüm: Karar, Ayrılık dizisindeki malum sahneleri aklamıyor. İnsan Hakları Komisyonu'nda her onaylanan rapora göre davranacak olursak, en başta Türkiye yanar! Hem şimdiye kadar BM'nin hangi kararını bu kadar ciddiye aldınız ki?
İsterse o sahnelerin tümü birebir yaşanmış olsun; bu kadar 'politically incorrect' bir yayın, hükümetin bölgede tesis etmeye çalıştığı 'sıfır problem politikası'na zarar verir.
O rapor Savaş Suçları Mahkemesi'ne gitmez, bunu da bir yere not alın.