AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 25 EKİM 2009, PAZAR
Ceren Şekerci, 'Kanal-i-zasyon' filminde bir televizyon kanal müdürünün sevgilisi rolünde oynuyor. 'Hayvanım Olur musun?', 'Kim 500 Tokat İster?' gibi bölümlerle televizyon dünyasıyla dalga geçen filmde Okan Bayülgen ve Hakan Yılmaz da yer alıyor.
1982 İstanbul doğumlu Ceren Şekerci şair bir annenin, ressam bir dayının ve Türk sanat müziği ile ilgilenen bir teyzenin izinden giderek oyuncu olduğunu anlatıyor. Önceleri ailesinin oyuncu olmasına karşı çıktığını belirten Ceren Şekerci, 'bu mesleği bırakmaya niyetim olmadığını anlayınca onlar da kabullendi' diyor.
- Kanalizasyon filmine nasıl dahil oldun?
Filmin yönetmeni Alper Mestçi çok yakın arkadaşım ve çok önce bu projeden söz etmişti bana. Filmde yer alan 'Kim 500 Tokat İster' ve 'Tuvaletteyiz' bölümlerini gülerek öyle bir anlamıştı ki, gerçekten benimle dalga geçtiğini düşünmüştüm. Hatta 'Okan Bayülgen böyle bir filmde oynamaz ki' demiştim içimden. Bir de seksapelini kullanan bir kadını oynayacağımı söyleyince önce pek gönüllü olmamıştım. İlk sinema filmim olacaktı ve böyle bir karakterle seyirci karşısına çıkmak istememiştim. Ama Alper 'bu bir komedi filmi ve bu rolü çok güzel oynarsın, bana inan' deyince ona güvenip Burçin rolünü kabul etmiştim. İyi ki de kabul etmişim.
- İzleyenlerden nasıl tepki aldın?
Filmi izleyen tanıdıklarım 'ağzını niye öyle büzdün, kaşını niye öyle kaldırdın, sen böyle yapmazsın' gibi eleştirilerde bulundu. Filmde giyimiyle, kuşamıyla, kendini gösterişiyle ve vücuduyla ön plana çıkmasıyla Ceren'den çok farklı bir karakter vardı. Şimdiye kadar oynadığım roller arasında kendimden hiçbir şey katmadığım bir roldü. İyi eleştirilerin yanı sıra ağır eleştiriler de aldım. Mesela en ağır eleştiri anneminkiydi; 'seni izlerken iğrendim, neydi o davranışların, biraz daha usturuplu giyinip öyle davransaydın ya' dedi. Bu eleştiri karşısında anneme teşekkür ettim. Çünkü bu, karakteri çok güzel bir şekilde ortaya koyduğumu gösteriyordu.
- Sen sonuçtan memnun musun?
Filmin galasında etrafımdaki insanların tepkisini ölçmekten filmi çok fazla izleyemedim. Birkaç gün sonra sakin bir kafayla izlemek istiyorum. Bütünüyle çok güzel bir proje oldu. İlk başrol, ilk film ve ilk defa usta oyuncularla bir arada çalıştığım film oldu. İlklerin ve başlangıçların filmi diye düşünüyorum. Çünkü en çok sinema filmlerinde oynamak istiyorum.
İLKLERİN FİLMİ
- Bazı TV programlarının gerçekten 'suyu çıkmış' durumda ve filminizin de televizyon programlarıyla dalga geçen çok güzel bir senaryosu vardı, ayarı bozulmuş televizyon dünyasıyla ilgili senin düşüncelerin nedir?
Bir arkadaşım sinema-televizyon bölümünde bu filmin ders olarak okutulması gerektiğini söyledi. Gerçekten bazı programlarda işin ucu kaçmış durumda. Filmimizde dalga geçilen programların çoğu bugün televizyonlarda olanlar. Aslında bu filmde oynayan herkes kendine bir özeleştiri yaptı. Filmde televizyon dünyasının insanı ne kadar çileden çıkarttığı ve farklı bir boyuta taşıdığı gösterildi. Bu sektörden para kazanıyorum ama yapılanları bir daha gözden geçirmekte yarar var. Her şey alenen yaşanmamalı. Kültür seviyesini düşürecek programlar yapılmamalı.
- Peki, dizilerdeki sevişme sahneleri için ne düşünüyorsun, sence olmalı mı?
Neyin niçin yapıldığı çok önemli. Senaryo bu sahneleri gerektiriyorsa işin adabına uygun olarak güzel bir şey çıkıyorsa tabii ki çekilmeli. Bugün bir tuvalet sahnesi bile çekilebilir dizilerde. Gerçekleri yansıtmıyor muyuz? Tabii ki çekecekler. Bu sahneler de bir dengede tutulmalı. Sonuçta romanlarda da öpüşme ve sevişme sahneleri var, insanların bunu nasıl algıladığı önemli.
KEŞKE YALNIZ OLMASAYDIM
- Ailen oyuncu olmanı istememiş değil m?
Ailem asla oyuncu olmamı istemedi. Annemin uzun bir süre beni izlediğini bile düşünmedim... Çünkü rahat bir hayat, belki de böyle bir hayata alışık değillerdi. Bir de sigortanız yok, çalışma saatleri belirsiz, senenin 8 ayı çalışmıyor olabilirsiniz. Ailem için zor bir şeydi ama kabullenmek zorunda kaldılar. 15 yaşından beri bu mesleği yapıyorum. Ailem baktı ki bırakmaya hiç meyilli değilim, o yüzden karşı çıkmayı kestiler.
- Genç yaşta kısa süren bir evlilik geçirdin, evliliğe inancında bir sarsılma oldu mu?
Şu an yalnız yaşıyorum. Eve giderken bazen keşke yalnız olmasaydım ve biri destek olsaydı diyorum. Hayatımda hiç kimseyi istemiyorum. Aslında çok sevdiğim ve değer verdiğim biri var hayatımda. Ama evliliği bir daha kolay kolay düşünmüyorum. Benim için artık çok zor.
- Niçin; kaybetme korkusu yüzünden mi?
Hiç alakası yok. İki insanın aynı evde yaşaması ve aynı hayatı paylaşması çok zor. Bu dönemde evlilik kurumuna saygı duyan ve yükümlülüklerini de yerine getiren çok fazla insan yok. Ben sadece işimi yapmak istiyorum. İşimin dışında çok fazla bölünmek istemiyorum. Evlilik kurumuna saygı duyuyorum, çocuk doğurmayı da çok isterim. Şu an hayatımdaki insanla çok mutluyum. Ama evliliği bir daha düşünmüyorum. Yalnız yaşamak daha çok hoşuma gidiyor.
SİBEL ATEŞ YENGİN