AKŞAM GAZETESİ | SIYASET | 27 EKİM 2009, SALI
Ergenekon savcılarına gönderilen 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 5 sayfalık ekleri arasında emekli Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın hazırlattığı iddia edilen 'Bilgi Destek Planı' ortaya çıktı. Planda, 22 Temmuz seçimleri sonrası AKP ve Köşk'le ilgili tespitler var
Devrim TOSUNOĞLU
İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 'ıslak imzalı' orijinal belgesiyle birlikte Ergenekon savcılarına gönderilen 5 sayfalık ihbar mektubunun ekleri ortaya çıktı. Ekler arasında bulunan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın emriyle hazırlandığı iddia edilen 'Bilgi Destek Planı'nda AK Parti ile ilgili ilginç tespitler yer alıyor. Planda AK Parti ile 'Ilımlı İslam Devleti' kurulduğuna vurgu yapılarak, 'İslami Demokrasi' bağlamında kazanılmış olan bu ivmeden geri çevirmenin son derece zor olduğu belirtiliyor. '22 Temmuz 2007 seçimleri Türkiye Cumhuriyeti için devletin temel nitelikleri açısından dönüm noktasıdır' deniliyor.
Bir subay tarafından Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz'e 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 'Islak imzalı' orijinal belgesiyle birlikte gönderilen 5 sayfalık ihbar mektubunda 5 sayfalık bir ek de gönderildi. Dönemin Harekat Başkanı Korgeneral Nusret Taşdeler'in adı bulunan ve 22 Temmuz seçimlerinin sonrasında hazırlandığı görülen plan 5 başlık altında toplanıyor.
İSLAMİ GELİŞMELER
- Seçimler sonrasında Milliyetçilik söylemleri ve politikalarının darbe aldığını kabul etmek gerekmektedir. Seçim sonuçları ılımlı İslamın zaferi olarak kabul görmektedir.
- The Economist Dergisi, Türkiye'nin AKP gibi bir partinin yükselmesine müsaade ettiğini ve demokrasinin güçlendirdiğini savunmakla, İslam dünyasının bu durumdan ders çıkarmasını, örnek almasını tavsiye etmektedir.
- 22 Temmuz seçimlerinin Avrupa ile ekonomik entegrasyonu sağlamaya çalışan Türkiye'nin siyasi ve sosyal yönden Asya'yı tercih etiği yolundadır.
- Türkiye'de Ilımlı İslam'ı gerçekleştirmek isteyenler amacına ulaşmıştır.
- Seçimde kazanılmış olan başarının verdiği cesaretle AKP'yi ve destekçilerini daha fütursuz ve cüretkar davranmaya yöneltebilecek din eksenli yeni bir dönemin de ötesinde cumhuriyetin ve milletimizin temel değerlerinin aşındırılmasına yönelik bir süreci başlatma tehlikesini ortaya çıkardığını söylemek mümkündür.
- 22 Temmuz ayrıca Ilımlı İslam'ın kazançları ile bitti denilen Büyük Ortadoğu Projesi'nin tekrar canlanmasını sağlamış Türkiye'ye biçilen Yeni Osmanlı rolünün yeniden gündeme getirilmesine yol açmış, cumhuriyetin değerleri ve kazanımları hedef alınmaya başlanmıştır.
- Başbakana yapılan bütün telkinlere rağmen Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu durumu parti içi dengelerin ve partinin prestijinin korunmasının bir gereği olarak görmek mümkün olsa da Gül'ün cumhurbaşkanlığının yaratacağı sıkıntıları sineye çekmeye ve göğüslemeye hazır oldukları şeklinde anlamak gerekmektedir.
- DTP'nin TBMM'ye girmesi Türk demokrasisi için bir talihsizliktir. PKK'yı kardeş ve hatta 'kendileri' ilan eden bu kişilerin geçmişten ders almadıkları, amaçlarının kendilerinden öncekiler gibi demokratik bir platformda görüşlerini dile getirmek değil devletle kavga etmek olduğu daha ilk günden anlaşılmıştır.
TSK'YA DESTEK
- TSK'nın işbirliği yapabileceği kurum ve kuruluşlar azalmaktadır. Basın, iş dünyası, sendikalar üniversitelerin bir kısmı, Sivil Toplum Örgütleri hatta kamuoyunun bir kısmı artık TSK'nın yanında değildir.
- Dini ağırlıklı TV kanalları ve yazılı basın, Peygamber Ocağı olan ordunun halkın ordusu olduğu ancak Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlarından oluşan komuta kademesinin halkın ordusu olmadığı yönünde yayınlar yapıyor. Emekli veya muazzaf TSK mensuplarının karıştığı olaylar TSK'nın tamamına mal edilmeye çalışılmakta.
- AKP'nin TSK'nın temel konulardaki hassasiyetlerini hatta itirazlarını dahi dikkate almadığı, kendi bildiği yolda yürümeye devam ettiği görülüyor.
- Esas mesele ılımlı İslam veya demokratik İslam olarak nitelendirilen yeni devlet düzeni içerisinde cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı TSK'nın kendisine nasıl bir yer bulabileceği ve burada nasıl barınabileceğidir.
- TSK'nın TBMM tarafından kurallara uygun olarak seçilmiş ve gerçek niyeti bu olmasa da devletin anayasada belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkacağını açıkça deklare etmiş bir cumhurbaşkanına karşı çıkmak için geçerli bir gerekçesi ve desetği bulunmamaktadır.
- TSK'nın bugüne kadar devletin temel niteliklerinin korunması konusunda gösterdiği titizliğe aynen devam etmesi izlenebilecek en tutarlı politika olacaktır.
- Bir diğer önemli konu da, TSK tarafından izlenecek politikanın başta CHP olmak üzere siyasal bir partinin politikaları ile çakışmaması, bir diğer deyişle TSK üzerinden veya arkasına sığınarak muhalefet veya politika yapılmasına imkan verilmemesidir.
VE SONUÇ BÖLÜMÜ
- 22 Temmuz seçimleri Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir dönüm noktasıdır. Hükümet de iç kamuoyu, AB ve Avrupa'nın desteği ile elde ettiği kazançlarını pekiştirmeye kararlı görülmektedir. Bu ivmeyi halen gelmiş olduğu noktadan geri çevirmek çok zordur.
- TSK'nın imaj tazelemesine büyük kitlelerin ortak meselelerini kullanarak başlamak gerekmektedir.
- Seçimlerden sonra AKP'nin gerçek yüzünün görülmeye başlaması ile AB çevrelerinde hükümete karşı oluşmaya başlayan tavır istismar edilmelidir.
Bu arada Ergenekon savcılarına ihbar mektubunda gönderen subayın ekte gönderdiği belgeler arasında 7 Nisan 2008'de Taraf'ta yayınlanan andıçla ilgili hazırlanan bilgi notları da yer alıyor. Buna göre andıçın hazırlanmasına 29 Temmuz 2004'te başlandığı, Nisan 2006 ayı içinde ilgili makamlara arz edildiği belirtiliyor. Bilgi notunun sonuç bölümünde ise 'İstihbarat Başkanlığı'na verilen ve ilgili bilgisayara kayıt için kullanıldığı belirlenen CD hakkında yapılan işlemlerin incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır' denildi.
Genelkurmay: Yeni deliller yaratma çabaları olabilir
GENELKURMAY Başkanlığı, medyada 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'na ilişkin yeni bazı haberlerin yer almaya başlaması üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı'nca, bugün (dün) soruşturmaya başlanılmasının sağlandığını duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan duyuruda, 'Şayet ortada delil değeri taşıyan bir belge mevcut ise bunun bulunması gereken yerin basın organları değil, yetkili soruşturma makamları olduğu'' vurgulanarak, 'Yaşanan gelişmelerin, konuyla ilgili yeni deliller yaratmaya yönelik çabalar olarak algılanmasının dahi mümkün olduğuna'' dikkat çekildi. Açıklamada özetle şöyle denildi:
- Soruşturma konusu olaylarla ilgili olarak yargısız infaz sonucunu ortaya çıkarabilecek davranışlardan kaçınılmalı, soruşturmanın gizliliğinin ihlali anlamına gelebilecek bilgi ve belge sızdırma eylemleri önlenmeli ve failleri cezalandırılmalıdır.
- Belirtilen bu hususlar hukuk devletinin olmazsa olmazlarıdır ve bu konuda gelinen nokta vahimdir
- Hukuka saygılı olduğunu ifade eden hiç kimsenin söz konusu karara karşı saygısız tavırlar içine girmeye çalışma hak ve yetkisi yoktur.
- Bu tip davranışlar soruşturmaların şüpheli hale gelmesine ve kurumlar arasında güvensizlik ortamının doğmasına neden olabilecektir.
- TSK, hukuk devleti ilkelerine, hukukun üstünlüğüne bağlı olduğunu söylem ve eylemleri ile ortaya koymuştur, koymaya devam edecektir.
ANKARA