AKŞAM 26 EKİM 2009, PAZARTESİ
ABD-Türkiye ilişkilerinde uzman, Marshall Fonu'ndan Ian Lesser'a göre geçen haftaya bakılarak 'Açılım sekteye uğradı' dememek lazım: ABD büyük bir merakla buradaki gelişmeleri izliyor. Süreci destekliyor ama kendisi yaratmıyor. ABD PEJAK'a göz yumabilir ama PKK'nın her zaman karşısında oldu. PKK Türkiye'ye zarar veren bir örgüt. Siz kendinizi İran ile bir mi tutuyorsunuz?
Hükümetin ön ayak olduğu 'Kürt açılımı'nda ilginç bir sürece girdik. Kandil ve Mahmur'dan gelenler kafaları karıştırdı. Sizce biz bu noktaya nasıl geldik?
Önce olanların sonucunu görmemiz gerek. Şimdilik ortada bir karmaşa var. Hiçbir şey net değil. ABD büyük bir merakla buradaki gelişmeleri izliyor. Yıllardır süren sorun ve şiddetin bitmesi çok önemli. ABD buna destek vermek durumunda.
Zaten destek vermiyor mu? Bazıları olanların arka planında ABD'nin bulunduğunu söylüyor...
Tabii ki destek veriyor ama bu tamamen 'made-in Turkey' bir inisiyatif. ABD kaynaklı değil. Bunun bilinmesi lazım. Washington süreci destekliyor ama süreci kendisi yaratmıyor!
Washington sürecin mimarı değil dediniz ama süreçte rolü var. Sizce bu rol ne kadar büyük? Geçen yıl Türk-Amerikan Konseyi eşbaşkanı ve Bush'un eski danışmanı General Brent Scowcroft ile yaptığımız bir röportajda general, ABD'nin PKK'ya verdiği destekten bahsetmişti. Şimdi bu desteği mi geri çekti?
ABD, PKK'ya hiçbir zaman destek olmadı. Scowcroft başka bir şeyden bahsetmiş olmalı.
Hayır, PKK'nın İran'a karşı kullanıldığından bahsetmişti.
Bu farklı bir şey. PEJAK ve PKK aynıymış gibi bir kanı var Türkiye'de. PEJAK İran'da etkili. İran-ABD ilişkilerinin zorluğunu biliyorsunuz. Bu nedenle ABD, PEJAK'a karşı açık ve kararlı bir tavır koymamış olabilir. Açık açık destek vermek değil, ama örgütü bitirmek için bir şey yapmamaktan bahsediyorum. Oysa PKK farklı. Türkiye'ye zarar veren bir örgütten bahsediyoruz. Türkiye bir NATO müttefiki. Siz kendinizi İran ile bir mi tutuyorsunuz?
İran'a zarar vermek için ABD oradaki teröre göz yumuyor ama buradakine yummuyor, öyle mi?
ABD İran'daki bir sorun için harekete geçmez. Gerçi 11 Eylül'den sonra genel olarak teröre karşı daha kararlı bir tutuma girildi. O dönem iki ülke ilişkilerini düzeltmek için fırsatlar vardı. O fırsatlar kullanılsa ABD PEJAK'a karşı harekete geçerdi ama bu fırsatlar kaçtı.
Neydi o fırsatlar?
Örneğin Afganistan'daki operasyonlar başladığı zaman. O dönem İran'da Afganistan'da uygulanacak strateji ile ilgili ateşli tartışmalar yaşanıyordu. ABD ve İran'ın çıkarı ortaktı. İkisi de Taliban'a karşıydı. Ama ABD bunu çok ciddiye almadı.
Alsa bugün İran bu kadar agresif olmaz mıydı?
Bunu bilmek zor ama İran ile sorun çıkarlar ötesinde. Çünkü zaten çok fazla ortak çıkarımız var. İran da, Türkiye de, ABD de bölgede statü sembolleri. Sınırların değişmesine karşı çıkan güçler. İstikrar istiyorlar. Ama İran'la olan sorunların çoğu Ahmedinecad yönetiminden kaynaklanıyor. Lider o olmasa işler çok daha kolay olurdu. O zaman belki hem Bush hem de Obama İran ile ilişki kurabilirdi.
İran lideri Ahmedinecad'dan bahsettiniz. Bazı yorumcular son dönemde Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e karşı takındığı tavır ile İranlı liderin tavırları arasında paralellik kuruyor. Siz benzerlik görüyor musunuz?
Hayır, hiç görmüyorum. Türkiye ve İsrail arasında son dönemde sorunlar var ama Ahmedinecad'ın İsrail'e yaklaşımı ile bunun arasında bir benzerlik yok. Evet, iki ülke ilişkileri iyi gitmiyor ama bunun altında 90'lardaki stratejik önemin azalması da var.
İSRAİL'İN ÖNEMİ AZALDI
Yaşanan krizde Erdoğan ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun duruşları ne kadar belirleyici?
İkisinin de kararlı ve fevri olması önemli bir etken ama bir de Suriye meselesi var. Suriye ile Türkiye ilişkilerinin düzelmesi ile birlikte İsrail Türkiye için önemini yitirdi. İran ile gelişen ilişkiler de etkili. Kısacası İsrail Türkiye için artık eskisi kadar önemli değil.
İran'ın Türkiye için önem kazandığı iddia ediliyor ama İran meselesi çok komplike. İran'ın nükleer güç geliştirmesi konusunda Türkiye BM Güvenlik Konseyi'nde yaptırım kararı oylamasına girerse zor durumda kalacak. ABD, Türkiye-İran ilişkilerine nasıl bakıyor?
Türkiye'nin İran ile ilişkilerini geliştirme çabası çok anlaşılır. İki ülke arasında enerji konusu var, ekonomik işbirliği var. Üstelik Türkiye'nin yeni komşu politikasında İran kilit bir ülke. ABD İran'ın Türkiye için önemini anlıyor.
ABD, İran'la diyalog istese
arabulucuya ihtiyaç duymaz
Sizin de bahsettiğiniz değişen 'komşu politikası' Türkiye'nin uluslararası gücünü artırdı mı?
10 yıl önce Türkiye komşuları ile çoklu sorunlar yaşıyordu. Bu değişti artık. Böyle olması ABD için iyi haber. Çünkü eskiden Türkiye-ABD ilişkileri, kriz yönetimi üzerine kuruluydu. Artık böyle değil. Başka şeyler konuşabiliyoruz. Ancak öte yandan Türkiye, İran ile iyi ilişkilere sahip olduğu için ABD ile İran arasında arabuluculuk yapabileceğini iddia ediyor. Burada bir yanlış anlama var herhalde. ABD İran ile diyalog kurmak isterse bir arabulucuya ihtiyaç duymaz!
Ama Türkiye İran'ı iyi tanıyan bir ülke. Köprü olamaz mı? Üstelik Suriye ve İsrail arasında da arabuluculuk yaptı.
Yardımcı olabilir tabii ki ama iki ülke konuşmak isterse bunu yapmak için Türkiye'ye ihtiyaç duymazlar. Bu arada Suriye ve İsrail arasındaki de arabuluculuk değildi. Türkiye işleri kolaylaştırıcı rol oynuyor.
Türkiye'nin arabuluculuğuna gerek yok diyorsunuz ama ABD Kuzey Irak ve Türkiye arasında arabuluculuk yapıyor?
ABD global bir güç ve birçok meselede kolaylaştırıcı rol oynama gücüne sahip. Kürtler ABD için önemli olsa da Türkiye ile ilişkiler ABD için çok daha önemli. Türkiye neden kendini sürekli Kürt yönetimi ile kıyaslıyor ki?
ABD, IRAK SAVAŞINDA PKK'yI Barzanİ'ye bIraktI
ABD PKK'ya yardım etmemiş olsa da onu bitirmek için fazla bir şey de yapmadığı ortada...
Doğru, daha fazlasını yapabilirdi ama son dönemde Türkiye'ye verdiği destek kesinlikle arttı. Belki de Türk hükümetinin cesur açılımlarında bu destek de bir faktördür. Bir güvence olarak algılanıyordur.
PKK konusunda neden uzun süre pek destek gelmedi ABD'den?
Konsantrasyonu başka bir yerde olduğu için mi?
Bunun birçok nedeni var. 90'larda Türk güvenlik güçlerinin metotları insan hakları açısından çok şüpheliydi, sonrasında dikkatini Irak'ın diğer bölgelerine verdi ABD. Ama son iki yılda PKK odak oldu ve bu yaklaşım değişikliği de önemli bir fark yarattı. Irak Savaşı zamanında PKK meselesi bölgesel Barzani yönetimine bırakılmıştı.
Türkiye kendini Karabağ'a bağlamasın
Türkiye-Ermenistan arasında gelişen ilişkiler Azerbaycan'a rağmen istenen sonuca varacak mı?
Sınırların açılması hem Türkiye, hem Ermenistan hem de tüm bölge için çok önemli. Bunun Dağlık Karabağ meselesinden çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta sınırlar açılırsa bunun doğuracağı olumlu hava Karabağ'ın çözümü konusundaki çalışmalara yansıyabilir.
Ancak Türkiye Karabağ'ın çözümünün ön şart olduğunu söylüyor.
Bu beklenilir bir tutum. Azerbaycan tarihsel olarak sizin için önemli ama bu önem psikolojik. Reel politik olarak pek önemi yok. Türkiye-Ermenistan yakınlaşması bundan çok daha mühim. Türkiye kendini Karabağ'ı ön şart koşarak bağlamamalı.
ABD-Türkiye ilişkileri üzerine 'proje adamı'
Pennsylvania Üniversitesi ve London School of Economics'de öğrenim gördükten sonra Oxford Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayan Ian Lesser Transatlantik ilişkiler, NATO, AB, Türkiye, Ortadoğu, terör, enerji ve uluslararası güvenlik üzerine çalışıyor. Woodrow Wilson International Center'da ABD-Türkiye ilişkileri üzerine büyük bir proje hazırlayan Lesser, çalışmalarına 2006'dan beri Alman Marshall Fonu'nda devam ediyor.