Nagehan Alçı nagehan@nagehanalci.com

kategori2

Yollar

Diyarbakır,
Ankara'dan, İstanbul'dan 'açılalım', 'kapanalım' naraları atmak kolay. Zor olan önce, işin öznesi olan coğrafyada, o coğrafyanın rutinini yaşamaya 'tenezzül etmek'. O insanların gözlerine aynı hizadan bakabilmek. Hesap-kitap defterlerini evde bırakabilmek... Ve sonra konuşmak.

***
Bu amaçla Cem'le yine yollardayız. Diyarbakır yollarında, Cizre yollarında...
Diyarbakır'ın Fatih Mahallesi'ndeki dar sokaklardan yürüyoruz. Etraf toz-duman. Top oynayan oğlanlar, ip atlayan kızlar, sigara içip dedikodu yapan kadınlar... O sokaklarda, önü ayakkabı yığılı kapıların ardında, bir hole açılan odalardan ibaret evlerde hep aynı şeyi söyleyen yüzler oturuyor: Biz size güvenmiyoruz!

***
Nasıl güvensinler ki?
Adres sormak için uğradığımız karakolda bize 'neden soruyorsun bu adresi, bir şikayet mi vardı?' cevabını vermeye cüret eden güvenlik güçlerinin ülkesi burası.
Elinde toz var diye 'taş atma suçundan' 40 yıl hapsi istenen çocukların ülkesi...
Göz altındaki bir gence İstiklal Marşı'nın sekizinci dizesinin okutulduğu, bir yerde takılınca sabaha kadar dövüldüğü polis evlerinin ülkesi...

***
Yine buraların o bitmek bilmez hüznü çöktü üzerimize...
Hikayeler çok. Hikayeler bitmez.
Anlatacağız.

Ajda
BU coğrafya insanın yüzünü hiç mi güldürmez? Güldürür elbet! Hatta bazen insanı zevke getirip, dolunay eşliğinde şarkı bile söylettirir! Pazar akşamı Ajda Pekkan'ın Hasankeyf'te verdiği konseri izlerken buralarda işte böyle bir zevke tanıklık ettik.

***
Hürriyet Gazetesi'nin organize ettiği konserde yok yoktu... Birbirinden renkli gazeteciler, yöneticiler, onların 'araziye uyumunu kolaylaştıran' poşuları, Dicle'ye karşı yudumlanmak üzere hazırlanmış bol buzlu içkiler...

***
Ve Ajda...

***
Bazıları Ajda'nın 'Beyaz Türk' olduğunun altını çiziyor. Hasankeyf için yanlış tercih olduğunu ima ediyorlar böyle diyerek. Oysa o akşam o sahnede gördüğüm Ajda renkler üstü bir kadındı. Her yaşa, her gruba 'olduğu gibi' hitap edebilen bir kadın...

***
Bir ara Funda Özkan'la kalabalığın arasına karıştık. Bir kadın tuttu elimizi ve baş örtülü kızını işaret etti. 'Biliyor musunuz?' dedi, 'Bunun için geldim konsere. Sabahtan akşama kadar Ajda dinler bu.'

***
Yalnızca o kadın ve kızı bile 'Ajda'yı Beyaz Türkler'e hapsetmenin haksızlık olduğunun kanıtı değil mi?

Notlar
- Konserde herkes coşkuluydu ama bölge halkının coşkusu ile oraya çıkarma yapanların coşkusu farklı kaynaklardan besleniyordu. Hasankeyfliler 'biz'lerin tenezzül edip oralara gelmemizden dolayı coşkuluydular. 'Demek biz buna değermişiz' bakışı vardı gözlerinde. 'Çıkarma Yapanlar' ise 'buralara eğlence getirdik, hem yöre insanı hem kendimiz iyi vakit geçiriyoruz. Hasankeyf için büyük katkı' havasındaydılar. Evet, konser Hasankeyf'in önemini hatırlatmak için önemli ve anlamlı ama abartıp olayı 'eğlence ithalatı'na indirgemeyelim! Ayıp olur!

-  Ajda 'Caney Caney' şarkısını söylemeye başlayınca ayaklanan Hürriyet ekibi öyle bir toz kaldırdı ki ertesi gün yataklara düştük. Zemin kumdu, biz en önde oturuyorduk, zaten kuvvetli bir rüzgar vardı. Bu olumsuzluklara  onlarca insanın koşturması eklenince... İptal olduk. Bir ara 'acaba yabancı gazetecileri öldürme planı mı bu?' diye düşündüm. Sonra baktım, etrafta Doğan Grubu çalışanları da var.

-  Boğazlar şiş, ses kısık dolaşmaya başlayınca oturup 'bir dahaki sefere yanımıza alınacaklar' listesi yaptık: Gaz maskesi, sıkı bir mont, pastil, seyyar tuvalet ve yeni başlayanlar için halay çekme kılavuzu.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3