Centilmence alınan bir maç. 'Sarı Gelin' duyarlılığı. Türkiye değil, barış kazandı, mesajları...
Bunların hepsi iyi güzel de işin bir de 'karşı yaka' yani ABD tarafı var. Acaba Türkiye-Ermenistan arasında esen bu 'seviyeli beraberlik' havaları Washington'da nasıl yankılanıyor?
***
Cevap: Yankılanmıyor.
Buradaki 'yer demir, gök Türk-Ermeni dostluğu' mesajlarından etkilenip ABD'nin de bu meseleyle yatıp kalkıyor olduğunu düşünebilirsiniz. Ama öyle değil. Beyaz Saray günlerdir Afganistan-Pakistan meselesi ile meşgul. Başkan Obama önceki gün Afganistan ile ilgili beşinci konuşmasını yaptı. Hala ABD'nin Af-Pak stratejisi net değil ve bu, yeni yönetime inanılmaz bir zarar veriyor.
***
Kısacası şu sıralar Amerikan siyasetinin öncelikleri arasında Ermeni meselesi yok. Bizim maç orada gündemin alt sıralarına bile giremedi. Hatta izlenmedi bile.
Aslında diasporanın çıkardığı sesler dışında Türk-Ermeni meselesi ile ilgilenen tek makam Türkiye masası.
***
Diasporanın itirazlarının etkilerinin ne olacağını ise şimdi değil, önümüzdeki dönemde görmeye başlayacağız. Gerçi Obama, Türkiye ziyaretinde soykırımın tanınmamasını ilişkilerin normalleşmesine bağlamıştı ama 'normalleşme' ile kastettiği ne? Sınırların açılması mı? Yoksa protokollerin imzalanması yeterli mi?
***
Bilmiyoruz. Ancak şunu biliyoruz ki bu gidişle gelecek Kongre seçimlerinde diaspora, Demokratlar'a verdiği desteği çekip, Cumhuriyetçiler'i desteklemeye karar verebilir. Bu da Demokratlar için ciddi bir kayıp olur, çünkü Ermeni lobileri özellikle belli eyaletlerde seçim kampanyalarının önemli maddi kaynakları. Demokratlar böyle bir kaybı göze almamak için tavır değiştirebilirler.
***
Kısacası buradaki olumlu hava hepimizi umutlandırıyor ama 'bu iş oldu' demek için vakit henüz çok erken. Meselenin içinde çok ayak var. O ayakların pozisyonları netleşmeden 'havaya girmek' naiflik olur.
İsrail'le tansiyon bize ne zarar verir?
ERMENİ lobileri demişken...
Dış politikada konu başlıklarının nasıl birbirine bağlı olduğunu bazen unutuyoruz herhalde.
Şimdi 'komşularımızla sıfır sorun politikası var' deniyor. Suriye ile aramızdaki tüm gidiş-geliş engelleri kaldırılıyor. Ermenilerle yakalanan dostane hava var...
***
Bunlar iyi güzel de İsrail ile gerilen ipleri nereye koyacağız? Herkesle iyi geçinen hükümet ne oldu da İsrail ile karşı karşıya gelmeyi göze aldı?
Gazze'den beri Başbakan'ın aldığı tavrı biliyoruz ama hani 'One minute' krizi aşılmıştı?
***
Washington'daki güvenilir kaynaklara göre meğer aşılmamış. Nasıl mı? Hatırlarsınız, Başbakan Erdoğan BM zirvesi için New York'a gitmiş ve ilk iş olarak Yahudi lobileri ile görüşmüştü. O görüşme 'buzlar eridi' diye sunulmuştu. Halbuki görüşme sırasında yer yer gergin anlar yaşanmış. Şimdi gelinen nokta Gazze'de başlayan ve sanıldığı gibi ABD'de yumuşamayan atmosferin uzantısı.
***
Bu uzantı iki komşu arasındaki pürüzden öte maalesef. Ermeni konusunda da bizim ayağımıza dolanabilir. Şöyle:
ABD'de her yılın nisan ayında Kongre'de dile getirilen soykırım iddiaları konusunda bizim en büyük destekçimiz Yahudi lobileridir. Biz lobi yapmayı bilmediğimiz ve ABD Kongresi'nde söz sahibi de olmadığımız için İsrail'in de desteğiyle Yahudiler bizim savunuculuğumuzu yaparlar.
***
Ancak Türkiye-İsrail ilişkileri böyle sürerse bu yıl bu desteği kaybederiz. Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştiriyoruz diye sevinirken kendimizi soykırımı geçirmiş bir ABD Kongresi'nin karşısında buluruz.
İsrail'e kafa tutarken işin bu boyutu hesaplanıyor mu?
Özür: Çarşamba günkü yazımda MediaMarkt yerine yanlışlıkla Mediacat yazmışım. Özür diliyorum.