İSLAMABAD
Dün sabah Pakistan heyeti ile Türk heyetinin yaptığı görüşmelerin ana maddelerinden birinin teröre karşı işbirliği olduğu ilan edildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Pakistan Başbakanı Mahdum Yusuf Rıza Geylani'nin yaptıkları basın toplantısı sırasında; itiraf etmek gerekirse, ben resmi açıklamaları hakkıyla dinlemedim. Daha çok Pakistanlı gazeteciler, yetkililer ve Türk heyeti ile yaptığım küçük diyaloglarla, heyetler arası görüşmeden daha önce Başbakanların yaptıkları ikili görüşmenin içeriğinin ne olabileceği konusunda ipuçları toplamaya çalıştım.
Kanaatim şu: Sabahki ikili görüşmenin ana maddelerinden biri terör ve teröre karşı yapılacak işbirliği idi.
Ama terör konusunun ana unsurunu da, 'uyuşturucu ticareti' ve 'uyuşturucu lordları' ile mücadele oluşturmuş olmalı, diye düşünüyorum.
Afganistan-Pakistan hattından gelen ve Kuzey Irak'ı da içine alarak Türkiye'ye ulaşan uyuşturucu trafiğinin teröre finansman sağladığı bilinen bir gerçek.
Hatta öyle ki; Amerikan Başkanı Obama'nın Afganistan-Pakistan temsilcisi Richard Holbrook daha bu göreve atanmadan önce yaptığı açıklamada; öncelikli konunun terörü finanse eden uyuşturcu lordlarının ve yolsuzluk kaynaklarının yok edilmesi olduğunu söylemişti.
Anlaşılan, teröre karşı ortak mücadelede Türkiye de oynaması gereken rolü küresel ölçekte üstlenmeye başlayacak.
Konu Türkiye için de hayati.
Çünkü, Başbakan'ın Pakistan gezisinden birkaç gün önce, Karayılan gibi PKK elebaşlarının uyuşturucu ticaretindeki rolünün Amerikan makamları tarafından açıklanması, bu trafiğin PKK'yı da beslediğinin artık dünya ölçeğinde kabulü anlamına geldi.
Öte yandan Afganistan'da 2001 yılında sıfırlanan uyuşturucu hammaddesi üretimi bugün yüzde 95 oranında arttı. Bu PKK'nın uyuşturcu ticaret hacminin de arttığı anlamına geliyor.
Bu bilgiler ışığında bakınca...
Pakistan ile imzalanan Yüksek İşbirliği Anlaşması'nın 'istihbarat' ayağının uyuşturucu trafiği üzerine yoğunlaşacağını tahmin edebiliriz.
Pakistan'a laik imam hatip modeli
BUGÜN ikinci günümüz ama İslamabad'da otelden dışarı henüz yüksek koruma önlemleri olmadan çıkamadık. Daha uçaktan iner inmez şehrin girişinde yaşanan bir intihar girişimi; geçen ay içinde terör saldırılarında toplam 200 kişinin hayatını kaybetmesi, hatta 'şeriatçı' militanların İslam Üniversitesi'ne saldırıp Şeriat Fakültesi'ne okuyan 6 öğrencinin ölümüne sebep olması güvenlik önelmelerini yükseltmiş. Şehir bomboş.
Bu açıdan bakınca, Pakistan Devlet Başkanı'nın İmam-Hatip modelini Türkiye'den almak istemesi ve Tayyip Erdoğan'ın bu konuyu destekleyen yaklaşımı daha da anlam kazanıyor.
Pakistan; medreselerde yetişen aşırı dinci militan kuşağa karşı, Türkiye'nin 'imam hatip geleneği'ni bir 'laik model' olarak yerleştirmeyi hedefliyor.