Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Genelkurmay Başkanı yalancı mı?

Benim aklım almıyor, sizin mantığınız alıyorsa lütfen açıklayın. Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı çok kritik bir olayla ilgili basın toplantısı düzenleyip, herkesin ama herkesin yanıtını merak ettiği bir konuda yalan söyleyebilir mi? Bu kadar basit mi bu iş?

Eğer yandaş gazetelerin tavırlarına bakarsanız Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ yalancı. 'İrticayla mücadele planı' diye bilinen bir belgeyi 'kağıt parçası' olarak değerlendirdiği için. Şimdi, o belgenin aslının bir yerlerde dolandığına dair iddialar var ya... Topyekun saldırıların hedefi.
Bugüne kadar İlker Başbuğ'u son derece dikkatli ve bilgiye dayalı konuşma yapan bir komutan olarak tanıdık. Hukuka saygılı ve komplolara hitap etmeyen bir yapısı var. Ve yine bugüne kadar sadece çok emin olduğu, tamamen hakim olduğu konularda açıklama yaptı.
Oysa şimdi 'Etrafı da yanılttı' denmiyor, düpedüz kendisi yalan söylemekle itham ediliyor.

Türlü senaryolar yine dünkü gazetelerde vardı. Belgenin kayıtları Genelkurmay'ın bilgisayarından 35-40 defa silinmiş, tekrar ortaya çıkmayacağına emin olunana kadar. Tam bir sayı veremiyorum, çünkü dünkü yandaş gazeteler de silinme konusunda çelişkili rakamlar yazmışlardı.

Deniyor ki Başbuğ da bu operasyonu yönetti, belgenin tamamen yok olduğunu ve bir daha ortaya çıkmayacağını kesin olarak bildiği an meşhur 'kağıt parçası' açıklamasını yaptı.
Ben Genelkurmay'da işlerin bu kadar amatör, bu kadar çocukça ve bu kadar kolay senaryolarla yürüyebileceğine ihtimal vermiyorum. Bir kurumsal disiplin işleyişi değil bu senaryo. Kaldı ki değil İlker Başbuğ, hiçbir komutan bedeli çok ağır olabilecek bir yalanı bu kadar kolaylıkla söylemez.
Hatırlayalım, Başbuğ o gün bütün Türkiye'nin gözünün içine bakarak bu belgenin 'kağıt parçası' olduğunu söyledi. Bu sıradan bir basın toplantısı değildi. Tarihi bir andı. Entelektüel birikimini, tutarlılığını hiç kimsenin tartışmayacağı bir Genelkurmay Başkanı bütün kimliğini böylesi bir yalan uğruna riske edecek kadar amatör mü?
Öyle görünüyor ki bu 'belge' ya da 'non-belge' Türkiye'nin bir kez daha kafasını karıştırmış durumda. Kimi gazeteciler daha altından ne çıkacağı belli olmadan zafer sarhoşluğu yaşıyor. Bazıları özür diliyor falan...
Bulutları dağıtacak tek kişi yine İlker Başbuğ... Bir an önce kamuoyunun önüne çıkıp bir açıklama yapmalı, gecikmemeli. Türk Silahlı Kuvvetleri sustukça süreç hep aleyhine işliyor.

Bir de işin diğer tarafı var...
Bu belgenin zamanlaması tabii ki... Tam da Türkiye'nin gerildiği, Kürt açılımının hükümetin elinde patlama sinyalleri verdiği, sınırdan PKK'lıların 'evde bir bayram havası'yla geçtiği bir dönemde askeri yıpratabilecek en kuvvetli silahlardan biri olan bu belge haberleri yeniden sızdırıldı...
Kesinlikle çok ilginç...

Hürriyet yazarına sahip çıkmadı
Cuma akşamı Hürriyet'in Kelebek ekinde yazan Onur Baştürk bir saldırıya uğradı. Can Tanrıyar, Bebek'in ortasında, herkesin gözü önünde ona bir tokat patlattı. Sebebi Baştürk'ün Petek Dinçöz'ü eleştirmesiydi. Bu çirkin olay haftasonu internet sitelerinde duyuruldu, dün de Onur Baştürk 'devam edecek' notuyla bu konuya girmiş köşesinde.
Bu olayda tek bir şeye şaşırdım... Hürriyet'in tavrına. Şehir terörü mağduru olan yazarına sahip çıkar bir görüntü vermedi bana dünkü Hürriyet. Bir destek, bir kınama, ortak bir duruş göremedim. Bu konuya hiç girmemiş, hatta hiç bulaşmamak ister gibiydi... Dikkatimi çekti.

Modern tıbba inanan var mı?
Emİnİm, köşesi olan doktor yazarlarımız, başta da Osman Müftüoğlu bu konuya açıklık getirir... Ama dışarıdan biri olarak, bir vatandaş olarak tam da bu domuz gribi tartışmalarının ortasında modern tıbba inancımın tamamen sarsıldığını söylemem gerek. Sadece Türkiye'yle değil, dünyayla ilgili bir mesele bu...
Ben de domuz gribi aşısının bir tür kampanya, bu aşıya davet eden haberleri gizli reklam olduğuna inananlardanım... Her sene yeni bir isim altında evrim geçirmiş bir grip türü çıkmıyor mu zaten? Her sene bir ilaç ve aşı furyası başlamıyor mu?
İlaç firmalarının doktorları nasıl kandırdıkları, ilaçları satmak için nasıl seyahatlere götürdükleri, hediyelere boğdukları herkes tarafından biliniyor.
Bu milyarlarca dolarlık bir endüstri... Şimdi de domuz gribi aşısından birilerinin çok para kazanacağı ortada... Giderek, dozu artılıyor, insanlar daha fazla zulüm çekiyor ve sonunda kazanan hep ilaç firmaları oluyor.
En azından benim algım bu sayede... Yetersiz doktorlar, kolayca kandırılan kurumlar ve de tabii ki hepimizin yaşadığı tıbbi facialar bunu bana düşündürdü... Düşünün, kaç kere 'doktor hatası' cümlesini duyduk...
Gazetelerdeki tıp haberlerine de bu yüzden mesafeyle yaklaşıyorum, domuz gribi aşısına da inanasım gelmiyor. Hepimizin denek olarak kullanıldığını düşünmeden edemiyorum.
Söyleyin Osman Bey bu inancı ve güveni nasıl geri kazanacak tıp dünyası?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3