Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Dikkat edepsiz yazıdır okumanızı tavsiye etmiyorum

Hayatın detaylarında ve haberlerde durmadan tuhafın ve edepsizin peşinde olan anormalliğe yatkın beynim daima aradığını bir şekilde bulur da. Maksimum edepsiz bir yazı yazmaya kararlı olduğumdan titiz bir arayış sonucunda aradığım kaynağı bu kez sabah Pazar ekinde buldum Habere göre ilk feminist porno ödülleri verilmiş. Birinci Avrupa feminist porno ödülleri Berlin'de dağıtılmış. Ödülü alanlar arasında şahsen cinsel organını muayene etmiş olduğum bir kadın da var. Ama buna daha sonra detaylı gireceğim.

İlk önce bu porno film ödülünün dünya feminist hareketinin doğru olarak yaptığı ilk iş olduğunu da söylemeliyim. Feministler işin başında pornoya karşıydılar ve hatta her türlü pornonun kadının sömürülmesi olduğunu da söylerlerdi. Porno filmler dışında her türlü cinsel ilişkinin kadına tecavüz edilmesi olduğunu öne süren feminist teorisyenler bile vardı.
Bunların porno filme karşı tavırlarındaki tuhaf bakışı ben birinci elden henüz 21 yaşınayken görmüştüm. Sado mazoşistik temalı bir porno filmden çıktığımda feminist göstericiler ile karşılaştım. Filmde kadının vücudunun sömürüldüğünü iddia ediyorlardı. Oysa filmde kadınlar erkeklerin vücuduna akılların alamayacağı vahşet uygulayıp onlara acı veriyorlardı. Göstericilere 'Siz filmi gördünüz mü?' diye sordum. 'Hayır' dediler, erkekleri tahrik eden her filmin kadını sömürdüğünü söylediler. Ben 'Öyleyse artık bir daha hiç film yapılmaması gerekiyor. Çünkü erkekleri her şey ama her şey tahrik edebiliyor' dedim. Bu mizahi yaklaşımım kadınları biraz kızdırmış olmalıydı. Çünkü birkaç tanesi hemen o anda suni penis (Dildo) takıp bana tecavüz edeceklerini söylediler. 'Bu benim hoşuma gider' deyip üzerlerine daha fazla gitmek istemedim ve doğruyu söylemek yerine onlara 'Madem bu konuda bu kadar duyarlıysanız, peki o zaman siz haklısınız' dedim.
O badireden kurtulmuştum ama galiba o deneyim benim biraz daha kafayı yemiş olmama yol açmış olmalı. Tuhafı ve edepsizi o günden sonra daha da bir tutkulu şekilde araştırmaya başladım. Çok tehlike geçirdim, hayli tuhaf ilişki türleri yaşadım ama yıkılmadım ayaktayım. Belki biraz delirmiş olabilirim fakat en azından henüz ölmedim.
O arayışım sürecinde son feminist porno ödülünü alan ve şahsen cinsel organını muayene etmiş olduğumu söylediğim Annie Sprink ile de tanıştım.
Bakın başlığı attım, uyardım herkesi. Şimdi tekrar ediyorum; bu noktadan sonra yazının okunmasını katiyen tavsiye edemiyorum. Kendi ruh sağlığınızı düşünün, benim gibi olma riskini almayın, gelin okumaya burada bir son verin.
Bu Annie Sprinkle'ı bir tanımalıydınız. O kadın bence Kürt açılımından çok daha önemli bir iş yaptı. Bir kadının utanma duygusundan tamamen  arınması durumunda neler olabileceğini dünyaya gösterdi.
Bir gün Annie Sprinkle şov için New York'a geldi. Şovunu performans sanatı olarak nitelendiriyordu. Adını da 'Umumi rahim açıklaması' (Public cervix announcement) olarak koymuştu.
Açıkça söylemek gerekirse şovun adı oldukça enteresandı ve hatta bu adı duyduktan sonra şova gitmemek imkansızdı. Türkiye'de şovun adını duyunca, 'Yoo ben katiyen gitmem buna. Utanırım, olur mu böyle şey?' diyenler belki çıkacaktır mutlaka. Şimdi diyeceğim belki bazılarınıza sürpriz olacaktır ama ben o tür insanlardan birisi değilim. Ve şova gitmeye karar verdim.
Gerçi kadının kendisine koyduğu takma soyadı nedeniyle korkmuyor da değildim. Sprinkle ıslatmak ve su serpiştirmek anlamına geldiğinden kadının ya fışkırtarak orgazm olacağını ya da üzerimize işeyeceğini düşünüyordum. İşemek opsiyonunun olması için dua ettim. Çünkü daha önce de yazdığım gibi fışkırtarak ıslatan başka bir kadının şovunu zaten seyretmiştim. Bu nedenle giderken 'İnşallah üzerimize işeyecektir' diye de içimden geçirdim. Kadının o tuhaf soyadını bir şekilde hak etmesi gerekiyordu.
Şov başladı. Tahminimin tamamen dışında çok daha tuhaf bir şey oldu. Kadın belki Sprinkle soyadını hak edemedi ama dünyanın utanma hissinden en yoksun insanı unvanını hak etti. (Şimdilerde o unvanı ben, kadının elinden yazılarımla var gücümle almaya çalışıyorum). Kadın
sahneye çıkmadan önce her seyirciye birer spatula ve bir de el feneri verildi. Jinekologların kullandığı spatula ile ne yapacağımızı o anda kendimize itiraf etmek istemesek bile, haddinden fazla açıktı. Durup dururken bir yerimize sokacak değildik ya onları. Salonun ışıkları loşlaşınca el fenerinin nedeni de ortaya çıktı.
Evet; Annie Sprinkle, şovuna gelmiş olan her insanın el fenerini ve spatulayı kullanarak kendi cinsel organını iyice incelemesini istiyordu. Aletleri orada bırakıp gitmek nezakete sığmayacağından ben de denileni çaresiz yaptım tabii ki... Ne görmem gerektiği meçhuldü. Kadın bunu yapma nedenini çok duygusal ve ruhani açıklamalarla anlatıyordu. Geçtiğimiz pazar günü Ertuğrul Özkök'ün pazar yazısını okurken Annie Sprinkle'ın o konuşmasını hatırladım. İçerik olarak ikisi de eşit oranda gariptiler. Annie Sprinkle'ın Özkök'ten tek farkı o günlerde henüz daha tamamen delirmemiş olmasıydı.
Eğer yazıyı bu noktaya kadar okumaya inat etmiş okuyucu kaldıysa ortada, şimdi onları da pes ettirecek bölüme geliyorum,
Ödül aldığını öğrenince Annie Sprinkle'ı bir Sedat Ergin titizliğinde incelemeye başladım. Gördüm ki kadın bir filminde Ron Jeremy'i de oynatmış.
Bu Ron Jeremy dünya tarihi açısından çok çok önemli bir insandı. Bir porno filminde Ron Jeremy yere uzanıp kendi kendisine oral seks yapmıştı. Daha sonra uzmanlar bu tuhaf eyleme 'Auto-fellatio' adını taktılar. Bunu nasıl yapabildiğini düşünüyorsanız ben de size fazla zorlanmadan yapıyordu derim. Çünkü Ron Jeremy belki cüce olabilirdi ama penisi tam tamına 24 santim 8 milimetreydi. Penisi nerdeyse boyu ile aynı uzunluktaydı. Net biliyorum uzunluğu. Çünkü bu rakam da ansiklopedilere filan girdi. Yani neredeyse Ron Jeremy yere uzandığında penisi kendisi hiç öne eğilmeden bile ağzına kadar geliyordu.
FEM-PORN'dan yola çıkıp Annie Sprinkle'dan geçip Ron Jeremy'i de vesile bulup anlattım. Şimdi görevimi tamamen yapmış olmanın ruh huzuru içindeyim.
Yazımın sonunda ölmeden önce Ron Jeremy'nin verdiği son demeci de anlatmak istiyorum size.
Hala daha 'Auto-fellatio' yapıp yapmadığını soran bir gazeteciye adam 'Maalesef  yapamıyorum. Hayli kilo almış olduğum için bugünlerde penisime ancak ona bir buse konduracak kadar uzanabiliyorum. Eski güzel günleri özlüyorum' demiş.  
Bu yazı nedeniyle takdirlerinizi e-mail adresime gönderebilirsiniz. Hatta başta cumhurbaşkanı olmak üzere tüm devlet erkanından bir takdir ve devlet teşekkürü yazısı da bekliyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3