AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-10-28
İran kritik bir ülke. Yalnızca Ortadoğu için değil. ABD'den Çin'e, Rusya'dan Türki cumhuriyetlere kadar neredeyse tüm dünya için. Kritik olduğu kadar esrarengiz de. Bir taraftan köklü bir kültürü, büyük bir medeniyeti temsil ediyor. Diğer taraftan yaramaz çocuğu oynayarak diğer aktörleri şaşkına çeviriyor. Bütün büyük güçler işi gücü bıraktılar İran'ı iknanın peşine düştüler. Amaçları Tahran'ın nükleer faaliyetlerine son vermek. Bunu başarıp başaramayacaklarını anlamak için önceki gün Cenevre'de yapılan toplantının kodlarını deşifre etmek şart.
***
O toplantıda ABD, İngiltere, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya İran ile bir araya geldi. Bunun yanı sıra İranlı temsilci Said Celili ile ABD'li temsilci William Burns baş başa görüştü. İkili en son 2008 Temmuz'unda bir araya gelmiş, herhangi bir fikir birliğine varamamıştı. Peki ne konuda fikir birliğine varmak istiyorlar?
***
İran'dan ilk etapta talep edilen, nükleer faaliyetlerine 6 hafta ara vermesi. Bu altı hafta süresince ülke üzerindeki yaptırımlar kalkacak ve taraflar pazarlığa oturacaklar. ABD'nin başını çektiği grup, İran'dan nükleer faaliyetlerinden tamamen vazgeçmesini istiyor. Bunun karşılığında ekonomik avantajlar ve güvenlik garantileri sunuyor.
***
Perşembe günü yapılan toplantıdan ekim ayı içinde ikinci kez bir araya gelinmesi kararı çıktı ancak İran tek başına nükleer faaliyetlerinden vazgeçmeyeceğini açıkladı. Bu, beklenir ve anlaşılır bir tepki. Neden mi?
***
Çünkü İran kendini büyük bir tehdit altında hissediyor. Hem Şii olduğu hem de Arap olmadığı için ciddi bir yalnızlık içinde. Buna iki tarafındaki Amerikan tehdidini ekleyin. (Irak ve Afganistan-Pakistan). Ve üzerine bir de İsrail tehlikesini ilave edin. ABD, İsrail nükleer silahlanmaya devam ederken hangi güvenlik garantisinden bahsedebilir? Böylesine bir ateş çemberi ile sarılmışken en büyük kalkanı olan nükleer güçten neden vazgeçsin?
***
Kısacası mevcut resme bakıp da İran'ın uzlaşacağına inanmak zor. Bu, onun için kendi çıkarına ters hareket etmek demek olur. İran'ın Batı'nın istediği çizgiye gelmesi için gereken tek şey var: Üzerindeki tehdit hissini kaldırmak. Bu da öncelikle İsrail'in nükleer gücünden vazgeçmesini şart kılıyor.
***
Bu bir kazan-kazan ya da kaybet-kaybet oyunu. İsrail ve İran'ın karşı karşıya olduğu bir oyun. Ya ikisi de iddialarından vazgeçip kazanacaklar ya da ikisi de ısrar edip, dünyayı büyük sıkıntıya sokacaklar.
İki arada bir derede Türkiye
Dünya sıkıntıya girerken Türkiye'nin konumu ne olacak? Bu sorunun cevabı pek de iç açıcı değil, zira Türkiye bu konuda en çok zorlanacak ülke. Çünkü konumumuz nedeniyle ister istemez arabulucu sıfatı gelip yapışıyor üzerimize.
***
Ancak bu arabuluculuk işi genelde iki tarafa eşit mesafede durmak gibi algılanıyor. Oysa dünya dengeleri gereği 'herkese eşit mesafede durma' yalnızca bir mit. Gerçekçi değil. İlla bir taraf tutulacak. Ama hangi taraf?
***
Türkiye tamamen ortada durmanın mümkün olmadığını anladığı gün daha rahat hareket etmeye başlayacak. Önemli olan İran karşıtı bloğa yaklaşsa da İran'ı bunun nedenlerine ikna etmek. Tahran sorun yaşamadığı güçlü komşusuna meydan okumaya kolay kolay cesaret edemez.
Devr-i Avrupa başlıyor
10 ayrı ülkede çektiğimiz "Karavanla Avrupa" yarın saat 14.15'te Sky Türk'te başlıyor. Bulgaristan'dan, Estonya'ya kadar dolaştık, Doğu Avrupa'nın altını üstüne getirdik... Bakalım beğenecek misiniz?