AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-10-28
Galatasaray'ı geçen yıl beşinci yapan kadro, bu sezonda aynı futbolculardan oluşuyor. Elano henüz meydanda yok. Keita, bazen iyi oynuyor, farklılığı da o oluşturuyor. Yaratılan onca tantana ve takdirlere rağmen sahaya çıkan on birin dokuzu eski futbolcular. Yedekler de öyle... Hatta sakatlar da geçen sezonki isimlerden oluşuyor. Aşık, Güngör ve Linderoth...
Takım aynı oyunculardan oluşursa skorlarda farklı olmaz. Beşiktaş'ı 3-0, Panathinaikos'u 3-1 yenenler, Ankaragücü'ne 3-0 yeniliverdiler. Aynı geçen yıl Benfica ve Bordeaux'yu eleyip Eskişehir, küme düşen Hacettepe ve Kocaeli'ne farklı yenildikleri gibi.
Santrfor olmak isteyen Servet'in yine aklı gol atmakta, Arda'nın ki ise ona gol attırmakta.. Bütün korner ve Frikiklerde topu Servet'e gönderiyor. Diğer futbolcuları düşüneceği umurunda bile değil. Sabri, hızlı ve mücadeleci. Kabul ediyorum, ama rakip kontratağa kalkınca santrada eli belinde onları izliyor.
Yöneticiler, geçen sezonun mağlubiyetle sonuçlanan kasetlerini Rijkaard'a izletmeliler. Bu futbolcuların kişisel amaçlı oyunlarını belki düzene sokar. Belki de üçünü de kulübeye çeker.
Galatasaray kimsenin oyuncağı olmamalı. Futbolculuk yetenekleri çok iyi olsa da sahadaki sorumsuz davranışlarına nazlı, niyazlı, şımarık ve anarşik eylemlerine yönetim ve Rijkaard son vermeyi bilmeli. İşte o zaman hamam da tas da yenilenir...
Anarşi spora karşı
Demirören'e havaalanında ve statta, Aziz Yıldırım'a da Bursa'da yapılanlar anarşinin boyutunu genişletti. Diyarbakırspor'a yapılanlar ise olayı ulusallaştırdı. Bu sıkıntının varlığındaki en önemli neden bence bir dönem yöneticiler ile taraftarlar arasında yaratılan para trafiği oldu. Amaçlarına ulaşmak isteyenler taraftarları araç olarak kullandılar. Seba giderken atılan sloganları daha sonra Bilgili için de duymuştuk. Tıpkı şimdi Demirören'e yapılanlar gibi.
Spor camiası elbirliği ile devleti yanına alarak her türlü anarşinin karşısında dimdik durmalı. Ve bu tip olaylara neden olan yöneticileri de çok ağır cezalandırmalı.