AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-10-28
Bugün önemli bir gün. Peki aynı zamanda büyük bir gün mü? Onu henüz bilmiyoruz. Ancak şimdilik şunu biliyoruz: Bugün İsviçre'nin Zürih kentinde Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan-son dakika değişikliği olmazsa-bir araya gelecekler ve iki protokol imzalayacaklar.
***
Bu protokoller iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi için bir ilk adım olacak. İmzadan sonra iki ülke, protokolleri kendi meclislerine götürecek ve orada onaylatmaya çalışacak. (Toplantıda ABD, Rusya, Fransa ve Slovenya da bulunacak.)
***
Şayet süreç sorunsuz işlerse, yani protokoller imzalanırsa bu, Ermenistan açısından bir dönüm noktası olacak. Çünkü burada asıl zor durumda olan ve imza ile kendi meşruiyetini riske atan taraf Ermenistan hükümeti. Zira Ermeni diasporası protokollere büyük bir kararlılıkla karşı çıkıyor. Bu nedenle Ermenistan, diasporaya rağmen pozisyonunda ısrar edebilir ve imzaların yürürlüğe girmesini sağlayabilirse tüm dünyaya şöyle demiş olacak: Biz İsrail gibi değiliz. Diaspora tarafından yönetilmiyoruz, kendi kendimizi yönetiyoruz!
***
Gelelim diasporanın alerjik yaklaşımına...
Bunun üç ana nedeni var:
1- Protokollerde bahsedilen tarih komisyonunun kurulması diaspora için soykırımın tartışmaya açılması demek. Oysa Ermenistan ve Türkiye dışında yaşayan Ermenilerin birinci varlık sebebi soykırım. Kimliklerini bunun üzerine inşa etmişler.
2- Protokollerle birlikte sınırların açılması, mevcut Türkiye sınırlarını tanıyıp, toprak iddialarından vazgeçmeleri demek. Bu da onların gözünde büyük bir yenilgi (Bu yenilgiyi dün Ermenistan Başbakanı bizzat açıkladı, 'sınırları tanıyoruz' dedi.)
3- Karabağ konusunda tüm bölgeden olmasa da birkaç reyondan çekilmesi muhtemel olan Ermenistan, diasporanın gözünde önemli bir kozunu da yitirmiş olacak.
***
Gelelim Ermenistan Ermenilerine... Onlar için de yukarıdaki üç neden önemli itiraz noktaları ancak Ermenistan'dakilerin bunlardan daha yaşamsal bir önceliği var: karınlarını doyurmak. Türkiye'nin kuzeybatı ucundaki ülke içeriye sıkışmış, zor bir coğrafya. Ana nefes alma damarı olan Türkiye ile küslük onun nefes almasını engelliyor. Erivan'dakilerin yaşam standartlarını yükseltmek için Türkiye'ye açılmaları şart.
***
Kısacası Ermeni hükümeti iki ayrı kanat arasına sıkışmış durumda: Çözümsüzlük isteyen diaspora ve kapana sıkışmış olan Ermenistan halkı. Kendi iç kamuoyu ve iradesinin politikasında ne kadar etkin olduğunu bu protokolü imzalayarak gösterecek.
***
Ermeni Hükümeti'nin bu ikileminin yanında Türkiye'nin işi çok kolay. Gerçi CHP ve MHP yine eleştiri oklarını savuruyor ve protokollerin imzalanmasını 'vatan hainliği' ile eş tutuyorlar ama biz onların her türlü 'açılım'a karşı artık rutinleşen itirazlarına alışkınız. Üstelik bu kez elleri çok kuvvetli değil, çünkü Azerbaycan bile ikna olmuş görünüyor.
***
Protokolleri imzalarsak iki açıdan önemli kazançlar elde etmiş olacağız: 1) hem 'komşuları ile iyi geçinen, bölgesindeki barışçıl ve etkin ülke' imajımızı tazeleyeceğiz, 2) Hem de ABD Başkanı Obama'nın 'soykırımın gündeme gelmemesi için iki ülke ilişkilerinin normalleşmesi gerek' tezini yerine getirerek ABD'deki Ermeni lobilerinin kozunu ellerinden alacağız.
'Ötekileri' de kucaklamak
SAYIN Başbakan, 'Herkesi kucaklayalım' politikalarınız iyi güzel de Yahudi vatandaşlarımızı öveyim derken 'onlar şöyle biz böyleyiz' demek ayrımcılık olmuyor mu? Bu hepimizi değil, 'ötekileri de kucaklayalım' yaklaşımı değildir de nedir? Yoksa etnik ya da dini aidiyete vurgu yapmanın ayrımcılık olduğu prensibi henüz sizin coğrafyaya uğramadı mı?