AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-10-28
Akıl tutulması mı yoksa bu adamların kafası gerçekten mi böyle çalışıyor, diye merak ediyorum Taraf'ın kabarık siciline bir sürreal haber daha eklendikçe. Dün, helikopteri düşünce hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu'nun 136 kere NTV santralından arandığını haber yapmışlar. Tabii ki sadece bu bilgiyi vermekle kalmayıp, bu 136 aramanın ne anlama gelebileceği üzerine de yorum yapmaktan geri kalmamışlar...
136 kere aranınca bir manyetik alan oluşabilirmiş, Yazıcıoğlu'nun helikopteri de bu yüzden düşmüş olabilirmiş... Aslında hiç de lafı dolandırmadan Yazıcıoğlu'nu NTV santralındaki telefonların öldürdüğünü iddia ediyorlar!
Haberin altındaki imza Mehmet Baransu'ya ait. Şaibeli bir muhabir bu. Daha evvel de bir 'kağıt parçası'nı irticayla mücadele planı diye haber yapmıştı... Taraf, onu dezenformasyon amaçlı haberlerinde tetikçi olarak kullanıyor anladığım kadarıyla.
Akıl sınırlarını zorlayan bu habere karşılık dün NTV yayında Uğur Cebeci'nin görüşlerini aktararak Yazıcıoğlu'nun helikopterinin manyetik alandan etkilenmeyeceğini açıkladı. Kaldı ki, yıllardır tartışılan cep telefonu ve uçuş güvenliği arasındaki tehlikeli ilişki de bir mitten ibaret... Bırakın helikopteri, uçaklarda 1960'lardan beri varolan teknoloji manyetik alana karşı koruyor. Bu haberin ilk 'teknik' boyutunu çürütüyor zaten...
Haberin göze çarpan diğer unsuru da Yazıcoğlu'nun 136 kerte aranmış oluşu. Taraf gazetesi haber kaynaklarını pek arayıp görüş almayı tercih etmeyen bir yayın organı olduğundan, Yazıcıoğlu'nun da böyle abartılı aranmasını kendi kafalarındaki haber senaryosuna uygun bir şekilde öne çıkarmış...
Oysa o sırada bir kriz anı... Dört bir koldan Yazıcıoğlu'na ulaşmak için insan üstü bir haber yarışı var. Eminim sadece NTV'de değil, başka haber kanallarında da Yazıcıoğlu'na ulaşmak için büyük yarış var... İlk ulaşan kazanacak; böyle bir koşuşturmada karşı tarafı bir an bile boş bırakmak imkansız. 136 kere birini aramak abartılı olabilir ama o günün şartlarında son derece olağan.
Ancak haberci olmayana, hayatı boyunca hiç haber merkezin bulunmamışlar bu rakama takılabilir.
Bu bile Taraf'ın haberini kurgularken nasıl boşa düştüğünü kanıtlıyor aslında. Daha evvelki yalan haberlerinde olduğu gibi, kurgu yaparken bile bunu çok kolay çarpıtacak bir zeka yoksunluğu var... Anladığım kadarıyla, kendi haberlerinin çarpık olduğu ortaya çıkınca da yeni komplo üretmekten hiç mi hiç çekinmiyorlar.
Mesela dün canlı yayında yüzleştiklerinde Mirgün Cabas ısrarla Yazıcıoğlu'nu aradığını, dahili telefonu otomatiğe bağladığını söylüyor. Yasemin Çongar buna rağmen 'Belki de santralınızı kullandılar' diyor. Hayal gücünün sınırı yok.
NTV kendisini savunur, savundu da zaten.
Ama bence Taraf iyi ki böyle bir haber yapmış... Tek bir açıdan bu sürreal komploya sevindim.
NTV yöneticileri, özellikle de 'Yazıişleri' programını hazırlayan Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır belki şimdi gözlerini açarak Taraf'ın nasıl bir gazete olduğunu anlar. Zira, zamanında Taraf'ı yıkayıp yağlayan, yalancı muhabirini televizyonda ağırlayan ve ona büyük gazetecilik başarılarına imza etmiş biri muamelesi yapan tam da bu ikisiydi...
Seçtikleri yazarlarda özellikle Taraf'ı kayıran, bu gazetenin haberlerini doğru kabul eden, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Taraf'çı duran da 'Yazıişleri'nin ikilisi değil miydi?
Başkaları hakkında böyle komplo kokan haberler yaptığında Taraf'ın inandırıcılığını sorgulamıyorlardı; şimdi başlarına benzer bir şey geldiğinde haklı olarak sinirleniyorlar. Keşke, diyorum, bu tepkiyi daha evvel de gösterselerdi... Keşke, medya eleştiri programı yaparken herkese eşit mesafe ve objektif tavırla yaklaşsalardı...
Yine de bir musibet, bin nasihatten iyidir...
Okan'la Burcu akraba mı?
Pazar günü bir televizyon programına katıldım, oradaki saçma tartışma hala sürüyor. Geçen gün Milliyet'in magazin servisi de bu programın sunucusu Okan Bayülgen'in 'Burcu Esmersoy güzel değil' sözünü haber yapmış, çeşitli görüşlere yer vermiş.
Haberi yazan muhabir teknik bir hata yapmış. Burcu Esmersoy çok güzel, hata bu değil.
Programda, Okan Bayülgen'in ağzından 'Zaten akrabam olur' diye söz çıktı. Milliyet, bu sözü Okan Bayülgen'in Burcu Esmersoy'la akraba olabileceği şeklinde yorulmamış haberinde.
Oysa kastedilen programın diğer konuğu Yekta Kopan'dı... Okan Bayülgen ve Yekta Kopan, eş durumundan akrabalar...
Daha evvel de yazmıştım. Bu sene bir cenaze ilanında ortaya çıkan akrabalık şu şekilde:
Vefat eden Şefika Ural Ediger, Okan Bayülgen'in eşi Şirin Ediger'in babaannesi.
Aynı zamanda çocuk kitaplarından ve fıkralarından tanıdığımız Yalvaç Ural'ın annesi...
Yekta Kopan'ın eşi Burcu Ural'ın da anneannesi.
Kısacası, Okan Bayülgen bir evlilikle hem Yalvaç Ural hem de Yekta Kopan'la akraba olmuş.
Eş demişken bir de haber vereyim...
Basında hakkında çıkan olumsuz moda eleştirilerden dolayı Şirin Ediger bu yakınlarda bir 'stylist'le çalışmaya başlamış. Moda eleştirisi ülkemizde de çok etkili demek ki... Şirin Ediger gibi biri bile bu eleştirileri ciddiye alıp, kendisini komplekssizce bir sylist'e teslim etmiş... Okan
Bayülgen'i 'dandy' bir görüntüye büründüren Ediger'e yeni danışmanının yaratacağı tarzı ise merak ediyoruz.