AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-28
Gelecek yıla ilişkin bütçe hedefleri geçen hafta detaylı olarak Maliye Bakanı tarafından açıklandı. Merkez Yönetim Bütçesi'nde, 2009 yılı için 10.4 milyar TL'lik açık hedeflenmişti. Resmi gerçekleşme tahmini ise 62.8 milyar TL olarak açıklandı. 2009 hedefi belirlenirken henüz ortada ekonomik kriz yoktu. Bu nedenle bütçe açığındaki sapma da çok sürpriz sayılmamalı.
Ekonomik krizin bütçeye iki etkisi oluyor. Daralma nedeniyle vergi hasılatında gerileme yaşanıyor. Ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de krize karşı alınan önlemler (harcama ve vergi indirimi) bütçe açığını artırıyor. Maliye verilerinden bütçe açığındaki 52.4 milyar TL'lik sapmanın 44.8 milyarının gelirlerdeki azalmadan kaynaklandığını öğreniyoruz. Gelirlerdeki azalmanın önemli bir kısmı (40.1 milyar TL) ekonomideki daralmadan, sadece 4.7 milyar TL'lik kısmı da yapılan vergi indirimlerinden kaynaklanmış.
Giderlerdeki artış ise bütçe açığını 7.6 milyar TL artırmış. Bu artışın da önemli bir kısmının sosyal güvenlik sistemine yapılan transferlerden kaynaklandığını görüyoruz. 2009 bütçesinde 47.7 milyar TL olarak hedeflenen sosyal güvenlik sistemine transferlerin 53.8 milyar TL olarak gerçekleşmesi tahmin ediliyor. Toplam giderlerde önemli bir yer tutan faiz ödemelerinin ise hedeflenenin altında gerçekleşmesi bekleniyor. Faiz giderlerinin 2010 yılında nominal yüzde 2.3 oranında hedeflenen artış reel anlamda, yani enflasyon dikkate alındığında reel azalma demek. Bu da son dönemde faiz oranlarında yapılan indirimlerin sonucu.
Aşağıdaki tabloda bütçede 2009 ve 2010 yılına ilişkin hedefler ve tahminler yer alıyor. Genel bütçe dengesinde 2009 yılı sonunda 62.8 milyar TL'ye yükselen açığın 2010 yılında 50.1 milyar TL'ye indirilmesi hedefleniyor. Bu da GSYH oranı olarak yüzde 6.6 seviyesindeki açığın yüzde 4.9'a düşürülmesi anlamına geliyor.
Bütçe gelirlerinde nominal olarak yüzde 16.1 oranında artış hedeflenmiş. Bu artış, vergi oranlarının artırılacağı anlamına gelmiyor. Ekonomideki toparlanma ile birlikte vergi gelirlerindeki artış normal sayılmalı. 2009 yılında yüzde 6.5 oranında küçülen bir ekonomideki vergi tahsilatı ile 2010 yılında yüzde 3.5 oranında büyümesi beklenen bir durumdaki vergi tahsilatının karşılaştırılması anlamsız. GSYH oranı olarak 2010'da bütçe gelirlerinde 1.5 puan artış bekleniyor. Buna karşılık nominal yüzde 9 artması hedeflenen faiz dışı harcamalar GSYH oranı olarak hemen hemen sabit kalacak. En önemli tasarruf nominal olarak yüzde 8 azaltılması beklenen mal ve hizmet alımları. Sosyal güvenlik sistemine yapılan transferler ise 57.7 milyar TL'ye yükselecek. Yani sosyal güvenlik kurumlarına GSYH'nın yüzde 5.6'sı oranında transfer yapılacak. Faiz giderlerinde ise GSYH oranı olarak 0.4 puanlık azalma hedeflenmiş. Bunun sonucunda da faiz dışı bütçe dengesi 2009 yılındaki yüzde 0.8 oranındaki açıktan yüzde 0.6 oranında fazlaya geçecek. GSYH'nın yüzde 6.6'sına yükselen bütçe açığı da yüzde 4.9'a düşecek.
Bütçe açığında 2009 yılında görülen artış sadece Türkiye'ye has bir durum değil. Bütçe açığındaki artış sadece Türkiye'ye has bir durum olmadığı için de 2009 yılındaki bütçe performansı ülke riskimizi artırmadı, faizlerde yükselme görülmedi. Ancak yukarıda özetlediğimiz bütçe hedeflerinin büyük sapmalar olmadan gerçekleşmesi, daha sonraki dönemde bütçe açığının Orta Vadeli Program'da hedeflendiği gibi kapatılmasını kolaylaştıracaktır.