AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-28
Ülkemizin iki adet büyük açığı var. Zaman zaman elli milyar dolara varan enerji ithalatı ile delinen dış dengenin açığı ve zaman zaman 35 milyar doları aşan ve kamu bütçesini delen Sosyal Güvenlik Sistemi açığı.
Üstelik bu açıkların ikisi de yapısal, ama ülkemiz insanının bu sorunların nedenini anlama çabası yok. Şimdi bir de global kriz eklenince sorunlar yeniden belaya dönüşüyor: Kamu maliyesi açısından ve kamu borcu açısından 2005 yılına geri döneceğiz, cari denge ise iki sene daha bela olmaz.
İlginçtir, Almanya cari denge açısından bize benzemiyor ama, onların ihracatının daralması da, bize benzer sorunlar çıkartıyor, sanayi üretimi düşüyor ve işsizlik artıyor (onlarınki dönemsel ama bizimki yapısal ) . Fakat onların Sosyal Güvenlik Sistemi açıkları da bize benziyor, onların SGK açığı da bizimki gibi yapısal.
Alman sosyal sigorta sisteminde iki tür sigorta kurumu mevcut. Aylık brüt geliri 4.162,5 Euro'ya kadar olan çalışanlar yasal sigorta kurumlarına kayıtlı. Aylık brüt kazancı bu tutarın üzerinde olanlar yasal sigorta sisteminden ayrılarak özel sigortalara kayıt olabiliyorlar. Benzer şekilde serbest çalışanlar da özel sigortalı olabiliyorlar.
Almanya'da kurulacak yeni koalisyon hükümetinin karşılaşacağı sorunların en önemlilerinden bir tanesi yasal sosyal sigorta sistemindeki açık. Krizde giderek artan kısa dönem çalışma ve büyüyen işsiz sayıları sonrası Federal İş Kurumu'nun gelirlerinde büyük bir azalmaya sebep oldu. Sosyal sigorta sisteminin kapsadığı, işsizlik sigortası, hastalık, bakım, kaza ve emeklilik sigortasıyla çiftçiler için öngörülen ihtiyarlık sigortası 2009 yılının ilk altı ayında 9,2 milyar Euro açık verdi. Bu miktar 2008 yılı ilk altı ayına göre 7,1 milyar Euro daha fazla. Açık, birinci çeyrekte geçen yıla göre daha az olmakla beraber, özellikle ikinci çeyrekte büyük artış gösterdi. Sosyal sigortalardaki açığın artması işçi ve işveren sigorta ödemelerinde artışı veya bütçeden takviyeyi zorunlu kılmakta. Sorun genelde işsizlik sigortasındaki açıktan kaynaklanmakta. 12,8 milyar Euro gelire karşı 22,8 Euro gider ile bu kalem 10 milyar Euro açık vermekte. 2008 yılının aynı dönemine göre % 19,8 bir artış göze çarpmakta. Toplam olarak yasal sosyal sigorta gelirleri birinci altı ayda 2008 yılına göre % 1,7 artarak 238,8 milyar Euro'ya ulaşmasına rağmen, giderler de % 4,7 artarak 248 milyar
Euro'ya ulaşmış durumda.
Federal Merkez Bankası'nın Temmuz 2009 ayı raporunda, 2050 yılına kadar Almanya nüfusunun iyice yaşlanacağı düşünülerek, emeklilik yaşının 69'a çıkarılması teklifi gerek siyasal partiler gerekse sendikalar tarafından büyük protestolara sebep olmuştu. Geçtiğimiz günlerde tamamlanan koalisyon görüşmeleri bu soruna kesin çözümler önermemekle beraber, 2011 yılından itibaren yeni bir sistem getirilmesi konusunda anlaşmaya varılmış gibi görünmekte. Sigorta prim ödemelerindeki işveren payının dondurulmasına karşın, büyük bir olasılıkla öngörülen çözüm, çalışanların sigorta yükünü artıracak.
Bütün partiler seçim propagandaları döneminde vergi indirimi vaatlerinde bulundukları için, koalisyon partileri şimdi vergileri artırarak sigorta açığını kapatma olanağına sahip değiller. Açık ancak yan ödemelerin yükseltilmesiyle kapatılabilecek.
Yasal hastalık sigortası için işveren ve çalışan tarafından toplam ödenen prim miktarı brüt gelirin
% 14,9'u tutarında. Bunun % 7'si işveren, % 7,9'u ise çalışan tarafından ödenmekte. Sigorta kurumları ise sigortalıdan tedavi masrafının
% 1'i kadar ek bir ödeme tahsil edebilmekte. Doktor ücretlerinin, hastane ve ilaç ücretlerinin devamlı artışı ve masraflı yeni tedavi yöntemlerinin yürürlüğe girmesi ile sağlık harcamaları artmakta. Buna karşılık ekonomik kriz dolayısıyla gelirler azalmakta. İş Piyasası ve Meslek Araştırma Enstitüsü'nün (IAB) yaptığı çalışmalara göre, 2009 yılında, Almanya'da işsiz sayısı 640.000 kişi artarak 4,1 milyona ulaşacak. Önde gelen araştırma kuruluşlarına göre 2010 yılında bu sayı 5 milyon kişiye yaklaşacak. Sigorta sisteminin bu açığının sabit ödemelerin artırılmasıyla çalışana yükleneceğine neredeyse kesin gözüyle bakılmakta. Bunun da en kolay yolu sigortalıdan alınan tedavi masrafının % 1'i kadar olan ek ödemenin % 2 oranına çıkartılması olacak. Böylece çalışan tarafından daha fazla ödeme yapılmış olacak.
Özet: Sosyalist rejimler zaten battı da, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Refah Devleti yaklaşımı ile piyasa ekonomisi yaklaşımının, hemen hemen her yerde hem de her ikisinin birden çok zorda olduğu bir gerçek!