AKŞAM GAZETESİ | Deniz Güçer | 2009-10-28
Bu yazının girişini en az 10 defa değiştirdim. Hiçbiri üzüntümü anlatmaya yetmedi. Orman, sahil yağması falan derken, rant için neler yapılabileceğinin ilginç bir örneğini daha yaşamaya başlamışız meğer: Türkiye genelinde halk kütüphaneleri elden gitmeye başlamış.
'Zaten gitmiyor muydu?' diyenleri de duyar gibiyim. Eeee, o halde bütün kütüphaneleri kasap yapmakta sıkıntı yok tabii.
Neyse uzatmayayım, bir süre önce Resmi Gazete'de Gemlik Halk Kütüphanesi'nin Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldığı bilgisi yer aldı. 'Halk kütüphanesi için böyle bir karar neden çıkar?' deyip araştırınca olay biraz değişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı ilçe kütüphanelerinin bir süredir esrarengiz şekilde el değiştirdiği ortaya çıktı. İl Kültür Müdürleri'nin, aynı ildeki kütüphane müdürlerine haber vermeden devirleri gerçekleştirdiklerini öğrendim. Birçok müdürün genellikle belediyelere yapılan bu devir işlemlerini, olaydan çok sonra öğrendiklerini doğrulattım.
Gemlik gibi denize nazır kütüphane binaları belediyeye verilirken, Isparta'da depremin ardından 'Dayanıklı değil' denilerek boşaltılan İl Halk Kütüphanesi'nin Baro'ya verildiği ortaya çıktı. Kütüphane ise şehir dışına taşındı. Sivas'ta benzeri bir durum yaşanırken İzmir'in ilçelerinde kütüphaneler sessiz devirlerle elden gitti...
Türkiye Kütüphaneciler Derneği Başkanı Ali Fuat Kartal, birçok ilde müdürlerin devirlere karşı çıktığını söyledi. Kartal, 'Şehir merkezinde olması gereken kütüphane şehir dışına taşınıyor. Devirler yapılırken rapor istenmiyor, il halk kütüphanelerinin müdürlerine sorulmuyor. Bir binanın yeri iyi diye her belediye el koyarsa ne olacak? Üstelik binaların kütüphane olarak kullanılacağı garantisi de verilmiyor' dedi. 'Gemlik'e doğru denizi göreceksin' diyen Orhan Veli'nin kemikleri sızlamıştır, ne diyeyim. Aferin size!
İşin içinde ticaret var ama...
SAADET Partisi'nin Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, göreve geldiğinden bu yana farklı bir profil çiziyor. Geçtiğimiz günlerde Abant'ta gazetecilerle bir araya gelen Kurtulmuş'un ilginç bir özelliğini öğrendik.
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, genel başkan seçilmeden önce İstanbul Üniversitesi'nde öğretim görevlisiydi. Kurtulmuş ailesi geçimlerini böyle sağlıyordu. Ancak işin içine siyaset girince Kurtulmuş bir karar vermek zorunda kaldı. Hem para kazanıp hem de siyaseti sürdürebilmek için part time öğretim görevlisi olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi'ne geçiş yaptı.
Numan Kurtulmuş, bütün hafta Türkiye'yi genel başkan sıfatıyla geziyor. Pazartesileri ise 'hocalık' cüppesini giyip okulun yolunu tutuyor, öğrencileriyle buluşuyor.
Üstelik üniversitede yapılan 'en çok sevilen öğretim görevlileri' anketinde 5 üzerinden 4.94 gibi bir puanla listenin en üst sıralarında yer alıyor.
Kurtulmuş'un ticaretle ilgisi üniversitenin ismiyle sınırlı kalacak gibi görünüyor.
Küsmek yok yola devam
GEÇEN hafta 'AKP'de küskün hocalar' kulisinde, eski Bakan Nazım Ekren'in de kırgın olduğunu yazmıştım. Bir dönem ekonominin koordinasyonunu sağlayan, AKP'de herkesin 'Nazım Hoca' dediği Ekren'in, TBMM'ye de pek uğramadığının konuşulduğunu eklemiştim. Ancak Ekren'in yakın çevresinden farklı bir açıklama geldi. Ekren'in parti yönetiminde görev almamasına karşın Meclis'teki tüm çalışmalara katıldığını, iddia edildiği gibi daha çok İstanbul'da bulunmadığını ifade ettiler.
Anlaşılan Nazım Hoca, 'Küsmek yok, yola devam' diyor. Bize de bunu iletmek düşüyor.