AKŞAM
Halkını nabzını en iyi onlar tutar
Yozgat-Hakari arası dolaşıp, 'Kürt açılımı'nın yansımalarını görmeye çalışırken yerel siyasilerin de kapısını çaldık elbet. Oraların nabzını tutan, halkın isteklerini bilen ve Ankara'daki havanın yansımalarını anlatan en 'görünür' kaynak onlar.
Yozgat'ta, kentin simgesi olan MHP'ye uğradık. ( Kim ne derse desin, AKP belediye seçimlerini almış olsa da Yozgat denince akla ilk gelen parti MHP). İl başkanı Ergin Çınarer ve Merkez İlçe Başkanı Ethem Sedef ile konuştuk. Yüksekova'da ise ilçenin DTP'li Belediye Başkanı Ruken Yetişkin ve beldenin ileri gelenlerinden, eski CHP'li Alaattin Canan ile bir araya geldik. Yetişkin, oyların neredeyse tümünü alan DTP'nin çizgisi ve açılımın etkilerini anlatırken, Canan CHP'nin bu bölgede neden ve nasıl yok olduğunu izah etti.
Yüksekova'daki DTP binasındayız. İçerisi hınca hınç kalabalık. Birazdan belediye başkanı gelecek. Gençler dizilmiş bekliyorlar. Kütüphanesi olan genişçe bir odaya geçiyoruz. Duvarlarda Deniz Gezmişler'in, Che Guevara'nın fotoğrafları. Kütüphanedeki tüm kitaplar Türkçe. 'Kürtçe kitap neden yok? Bulunmuyor mu?' diye soruyorum. Gençler hemen atılıyorlar: 'Bulunuyor ama daha ona sıra gelmedi abla.'
Birazdan içeriye bir grup kadın giriyor. Hepsi gelip beni kucaklıyorlar. 'Hoş geldiniz' diyorum ama cevap yok. Tek kelime Türkçe bilmiyorlar. 'Onlar Barış Anneleri. Belediye başkanımızı görmek için geldiler' diye açıklıyor gençler.
Aradan beş dakika geçiyor, geçmiyor içeriye Ruken Yetişkin giriyor. Şık ve kendinden emin bir kadın. 'Kadınların namus cinayetleri, kumalar ile hep ikinci cins olarak kaldığı bu topraklarda sizin gibi örnekleri görmek ne güzel' diyorum, 'Bu bölgede 19 DTP'li belediye başkanı var, bunlardan 14'ü kadın. Dışarıdan buralar pek bir erkek görünüyor ama aslında bir şeyler değişiyor' diye yanıtlıyor.
Yetişkin, Yüksekova'ya Van'dan gelmiş. Kendi memleketinden aday göstermemek DTP'nin bir stratejisi. Böylece parti, akraba kayırmanın ve saltanat ilişkilerinin önüne geçmeye çalışıyor.
Yetişkin ile hemen dalıyoruz konuya. Ben 'açılım' der demez başlıyor: 'Bir taraftan açılım diyorlar, bir taraftan cenazeler gelmeye devam ediyor. Buradaki köylere hala operasyonlarda atılan bombaların sesi geliyor. Biz nasıl ikna olalım?' diyor. 'Üstelik sizin oralara yansımayan çifte muameleler var. Mesela TRT-Şeş açıldığında Başbakan Erdoğan Kürtçe konuşmuştu. Bu nedenle alkış aldı. Ancak aynı günlerde ben de Kürtçe bir konuşma yapmıştım. O alkışlanırken benim hakkımda dava açıldı. Nerede bunun adaleti?'
'TRT ŞEŞ'İ İZLİYORUM' DİYEN YOK
Laf TRT- Şeş'ten açılmışken bölge halkı ilginç bir şekilde kanala tepkili. 'İzliyorum' diyen kimseye rastlamadık. Sanırım bunda Roj TV'nin 'TRT-Şeş'i izlemeyin' telkini etkili olmuş. Kürtler TRT-Şeş'i sus payı oyuncak olarak görüyorlar ve itici buluyorlar.
Sohbetimizde konu DTP'nin hükümetten beklentilerine geliyor. Yetişkin süreçte yaşananları olumlular ve olumsuzlar olarak ikiye ayırıyor. 'Olumluları, 1) DTP ve AKP'nin görüşmesi, 2) Atalay'ın temasları. Olumsuzları ise 1) Devam eden operasyonlar, 2) Anayasanın hala tartışılmaması' diye sıralıyor. Kürt kimliğinin anayasada tanınmasının öneminin altını en az dört-beş kez çiziyor.
PKK'nın dağa çıkış nedenini bulmak zorundayız
DTP'den çıktıktan sonra uzun yıllar CHP teşkilatında görev almış, eski gazeteci Alaattin Canan ile bir araya geliyoruz. Canan'ın duruşu önemli çünkü bölgede artık neredeyse olmayan bir partinin bünyesinde siyaset yapmış bir isim o.
'CHP ve MHP resmen bölücülük yapıyor' diyor. 'Kürtler kendi kendine kaşınmıyorlar ki. Bu ülkede Nazım Hikmetler, Deniz Gezmişler neden zulüm gördü? Tüm bunların cevaplarını aramamız lazım.' Canan'a göre açılım paketinin işe yaraması için PKK'nın neden dağa çıktığının cevabını bulmamız şart. Aksi takdirde havanda su dövülür.
'Peki neden CHP' diye soruyorum. 'Atatürk'ün partisiydi. Aslında bugün Kürt sorununa çözüm bulması gereken ilk parti o. Biz ona inanmıştık ama geçmişine ihanet ediyor' diye cevaplıyor. CHP'ye inat bu açılımın sonuna kadar desteklenmesi gerektiğini defalarca anlatıyor.
Yozgatlılar otoriteye karşı gelmezler
Yozgat'ın ana caddesinde yer alan bir iş hanının dördüncü katına çıkıyoruz. Burası MHP İl Teşkilatı. İçeride sigara yasağı henüz uygulamaya konmamış.
Bizi il başkanı Ergin Çınarer ve merkez ilçe başkanı Ethem Sedef karşılıyor. Büyük toplantı masasının etrafına kuruluyoruz.
'Biz' diyoruz, 'Kürt açılımı denen sürecin Yozgat'taki etkilerini görmeye, belediye seçimlerindeki AKP zaferinin bu şehirdeki MHP ruhuna nasıl etki ettiğini anlamaya geldik.' Bunun üzerine Ergin Çınarer alıyor sazı eline. 'O zaman anlatalım' diye başlıyor. 'Kürt açılımını kabul etmiyoruz. Bu ülkede Kürt sorunu yok ki. Bakın Yozgat'ın yüzde 15'i Kürt. MHP'li Kürt vekiller var. Buradakilerin aklına 'Ben Kürt'üm, hakkımı arayım' demek gelmiyor. Bunu isteyenlerin niyeti belli. Kürtler üzerinde baskı yok ki! Evlerinde Kürtçe konuşuyorlar zaten.'
'Peki ama öğrenemedikleri bir dili ne kadar geliştirip devamını getirebilirler' diye soruyorum ama Çınarer'e göre evin içinde konuşabilmek geliştirmek için yeterli bir özgürlük alanı. 'Biz Türk ve Kürt, kardeşiz, aklımıza yanlış fikirler sokmasınlar' demekle yetiniyor.
BİR BİLDİĞİ VAR DİYORLAR
'O zaman Yozgatlılar AKP'ye verdikleri oylardan pişmanlar mı? Başbakan'ın açılımına tepkililer mi?' diye soruyorum. Söze merkez ilçe başkanı Ethem Sedef giriyor. 'Hayır, bu önemli bir nokta. Yozgatlılar otoriteye, devlete karşı gelmezler. Devletçidirler. Vatanlarını, milletlerini severler. Bu nedenle Başbakan'a kızmıyorlar. Demek ki bir bildiği var diyorlar. Ama biz bu işe tepki gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.'
BAHÇELİ SOKAĞI ENGELLİYOR
Ergin Çınarer en tehlikeli şeyin Türk-Kürt çatışması olduğunu belirtek şöyle dedi: 'Bundan kaçınmak lazım. Bizim sokakta herhangi bir gösteri planımız yok. Böyle şeyler merkezden gelir, biz ona göre uygularız. Şimdi Sayın Devlet Bahçeli gençleri sokaklardan uzak tutuyor. Milli hassasiyetleri dile getiriyor ama bir çatışma ortamını da önlemeye çalışıyor. Bu çok önemli. Takdir edilmesi lazım.'
BİTTİ