AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-10-30

kategori2

ABD büyümesi yüzde 3.5 geldi kötümserler yine sınıfta kaldı

Dün ABD üçüncü çeyrek reel büyümesi ilan edildi: Yüzde 3.5!.. Biz yüksek pozitif büyüme sayısı gerçekleşeceğini üç aydır yazmakta idik. Ama çok bilen Goldman Sachs bile sayının ilanından bir gün evvel tahminini yüzde 2.7 düzeyine düşürmüştü, Bloomberg'de konuşulup duruyordu. Yani her kişi ve kurum fani!

1992 yılında Ross Perot adlı zengin işadamı Başkan adayı olduğunda James Stockdale adlı eski bir ABD askeri de onun Başkan Yardımcısı adayı idi.
Bugün birçok kitapta adı geçen 'Stockdale Paradox' adlı çelişki, bu kişinin hayat hikayesi ile ilişkili. James Stockdale, Vietnam'da esir düşen Amerikalılar arasında en kıdemli, en yüksek rütbeli askermiş. Stockdale yedi yıllık esaret süresinde sürekli işkence görmüş ve Vietkong mensuplarından dayak yemiş durmuş. Stockdale bu uzun süreli işkence ve dayak döneminde nasıl 'kafayı yemeden  ayakta kaldığını' ikili şekilde açıklıyor.

Birincisi, hiçbir zaman uzun vadede kurtarılacağı veya serbest bırakılacağı konusunda ümidini kaybetmemiş. Ancak, ikincisi, değiştiremeyeceğini bildiği günlük olaylara, geriye çekilerek ve reaksiyon vermeyerek dayanmış. Yani kurtuluş inancı ile pragmatik reaksiyonsuzluk yaklaşımını karıştırmış, böylece sağ ve ayakta kalmış. 

Stockdale'in sonradan anlattığına göre bu yedi yıllık sürede esirken dayanamayıp ölenlerin çoğunluğu 'Yılbaşına kalmaz çıkarız!' diye düşünen iyimserlermiş. Bu kişiler geleceğe dönük olumlu tahminleri sürekli boş çıkınca ümit ve yaşam gücü kaybına uğramış ve ölmüşler!
Düşünülürse 'Stockdale Paradoksu' denen çelişki ilginç. Kısaca en iyimser olanlar sonunda en büyük sukutu hayal yaşayanlar olup, en sonda da olaylara teslim olmuşlar demek! Ama bu paradoks tüm toplumlarda geçerli değil! Bizde de hiç değil! 
Şimdi ülkemize dönelim. Bizim ülkemizde iki değişmez parametre vardır. Birincisi, Akdeniz çocuklarının nerede ise tümü ama kesinlikle  büyük çoğunluğu,  kötümserdirler. Bu nedenle kötümser yorumlar ülkemizde prim yapar. İyimser olan 'cahil hıyar' statüsüne girer! Ama toplumsal düzeyde yaygın kötümserliğin yatırım, üretim ve tüketimin ayağını bağladığını düşünmeyiz.
Ayrıca ülkemizde ideolojik olmayan, siyasete bulaşmayan entelektüel sayılmaz. Hele biraz sol eğilimli iseniz, 'son derece makbul' bir kişisinizdir. Hem ortanın solunda demir atmış hem de kötümserseniz 'iyice entelektüel' sayılırsınız. Stiglitz, Roubini, Soros gibilerinin ülkemizde prim yapmasının nedeni budur.
Bu kişilere prim vermiyorsanız ve iyimser bir yorum getirmeye çalışıyorsanız da,  'zayıf eleman' sayılır, horlanırsınız!
Tersine, mesela ömrünüzü dünyayı sadece sosyalist düzenin kurtaracağına adamışsanız ama Rusya ve Çin'in bile kapitalizmin ve piyasanın bir türüne teslim olduğunu görünce de, ümidiniz siyasette Castro ve Chavez gibilerine kalmış da olsa, direnir ve debelenirsiniz. İktisatçı olarak da Stiglitz, Soros, Roubini gibilerine teslim olur, felaket senaryolarına angaje olursunuz! Bu kişilerden 'Bugünkü gidişat büyük depresyondan kötü!' veya 'Marksizm ve devletçilik geliyor' veya 'Bu kriz iki dipli olur!' gibi beyanatlar gelince 'orgazm' haline geçersiniz! Ama kimse sizin birkaç kişinin ağzından çıkanları tekrar ettiğinizi, uzman olmadığınızı düşünmez, durumu çakmaz!
Bu arada sağda solda 'Keynes haklı!' diye nutuklar da atarsanız çok daha makbul kişi olursunuz! Ama kimse hatırlamaz ki Keynes müthiş bir akademisyen olmakla beraber, para ve sermaye piyasalarında defalarca batıp çıkmış bir spekülatördü.  Piyasaları gayet iyi bilirdi ve ekonomide sorunlardan çıkışın yolunun  beklentilerin değişmesinden geçtiğini de sık sık ortaya atardı. Bu nedenle de iktisatçıların kötümserlik yapmasından bıktığı zaman ve tüketicilerin ve yatırımcıların  harcamayı kötü beklentiler nedeni ile kestiğini de gördüğü zaman, çözüm olarak devletin devreye girip harcama yapmasını öngörürdü. Beklentiler iyimsere dönmeden düzelmenin tutunamayacağını da çok iyi bilirdi. Yani beklentilerin değişiminde realistik ve pozitif yorumun katkısının önemini anlamış bir insandı.
Dün ABD üçüncü çeyrek reel büyümesi ilan edildi: Yüzde 3.5! Biz yüksek pozitif büyüme sayısı gerçekleşeceğini üç aydır yazmakta idik. Ama çok bilen Goldman Sachs bile sayının ilanından bir gün evvel tahminini yüzde 2.7 düzeyine düşürmüştü, Bloomberg'de konuşulup duruyordu. Yani her kişi ve kurum fani!
Üçüncü çeyrek tüketimi ise yüzde 3.4 artış sergiledi. ABD'de tüketiciler toplam harcamanın yüzde 70 kadarını yaparlar, ama bu seferki tüketim sayısında kamu harcamaları ile para politikasının ve otomotiv gibi sektörlere verilen desteklerin katkısı önemli. Bu kamu harcaması destekleri kesildiği zaman da hafif de olsa yavaşlama gerçekleşebilir. Bunu ancak zaman gösterir.
Krizde düşen stokların düzeyinin yeniden artmaya başlaması çok iyi bir gelişme. Konut inşaatının üçüncü çeyrekte yüzde 23 katkı yapması da çok önemli.
Yarın resmi sayılara dayanarak analiz ve 2009 dördüncü çeyreği için  tahmin üreteceğiz. Detay verileri de sayfaya taşıyacağız! Verilerin yıllıklandırılmış olduğunu da unutmayın!