Adı: Dr. Ümit KartoÄŸlu... Halk saÄŸlığı uzmanı... 1993-2001 döneminde Pakistan, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Operation Lifeline Sudan'da UNICEF adına görev yapmış. 2001'den bu yana Dünya SaÄŸlık Örgütü Genel Merkezi'nde Aşı ve Biyolojik Ürünler Departmanı'nda Aşı Kalitesi, GüvenliÄŸi ve Standartları biriminde bilimsel danışman olarak çalışıyor.
Dr. KartoÄŸlu, aşı hizmetlerinde kullanılan tüm araç ve gereçlerin kalite kurallarının oluÅŸturulması, izlenmesi, onaylanmasının yanı sıra, aşı kalitesiyle ilgili dünya çapında 15 deÄŸiÅŸik eÄŸitim merkezi aracılığıyla çalışan Aşı Kalitesi Küresel ÖÄŸrenme Fırsatları (Global Learning Opportunities for Vaccine Quality) eÄŸitim ağını da yönetiyor. Bir haftalığına Antalya'ya gelmiÅŸ.
7 Kasım'a kadar DSÖ Aşı Kalitesi Küresel ÖÄŸrenme Fırsatları'nın düzenlediÄŸi bir eÄŸitimde kurs yöneticisi ve eÄŸitmen olarak görev yapacakmış... Ümit Bey'in e-posta adresi ÅŸu: kartogluu@who.int
KartoÄŸlu bütün medyaya yazmış... Feryat etmiÅŸ... 'Uydur kaydır bilgilere itibar etmeyin!' demeye getirmiÅŸ... Yolladığı yazıyı internette küçük bir araÅŸtırma ile bulabilirsiniz... Yoksa ona ya da bana yazın...
Doktor diyor ki: 'H1N1 pandemisi ile ilgili özellikle Türkiye basınında ve televizyon kanallarında kimi hekimlerin, üniversite öÄŸretim üyelerinin yaptığı açıklamaları halk saÄŸlığı açısından kaygı verici buldum. Özellikle doktorların sıradan vatandaÅŸ gibi korkması ve sıradan vatandaÅŸ gibi soru sormasını anlayabilmiÅŸ deÄŸilim...'
KartoÄŸlu'nun verdiÄŸi bilgiler, bazı gazetelerde yayınlandı... Bazı gazetelerde... Dünya SaÄŸlık Örgütü'ndeki bu Türk uzmanının görüÅŸlerine hangi TV programlarında rastladınız?..
Ne ilginç bir memlekette yaşıyoruz deÄŸil mi?... Canım medyam benim...
KartoÄŸlu'nun yazısından çıkardığım basit sonuç: Ben aşı olacağım... Sizi de beklerim...
Sevgili Ercan Saatçi kardeÅŸim...
Senİ ne kadar severim bilirsin. Belki beÄŸenmediÄŸim bazı tarafların olabilir ama, kesinlikle çok severim. ÖrneÄŸin, Fenerbahçe'ye 'omurilikten' baÄŸlılığını beÄŸendiÄŸimi söyleyemem... Ben de Galatasaray'ı tutarım... Ancak 'omurilikten' deÄŸil... ÖrneÄŸin, Galatasaray avantadan bir penaltı golüyle ya da ofsayttan elde edilmiÅŸ bir skorla galip geldi mi, ben bunu 'teslim' ederim. Üstüne yatmam... Yatanlara da kızarım...
'Kazanalım da nasıl olursa olsun!' diye düÅŸünen, baÅŸta GS hastası bazı yakınlarım olmak üzere birçok Galatasaraylı ile mutabık deÄŸilimdir...Bence zurnanın zırt dediÄŸi, senin iletiÅŸim krizini yönetmekte zorlanmana neden olan yer de burasıdır zaten. Çünkü omurilik devreye girdi mi, akıl devreden çıkar ve insan, özellikle de profesyonel bir insan, seçilmiÅŸ davranış sergileyeceÄŸine, içinden geldiÄŸi gibi düÅŸünmeye, davranmaya baÅŸlar... Bu da zaman zaman ayaÄŸa kurÅŸun sıkma durumları yaratabilir...
Benim tartıştığım nokta, küfür edip etmemen, mahrem durumların kamuoyu ile paylaşılması meselesi deÄŸil... Hıncal aÄŸabey küfür yüzünden maça gitmiyor... Ben de son kez üç bayan yakınımla birlikte EskiÅŸehirspor maçına gittim... 90 dakika Galatasaraylıların küfürlerini dinledik... Bir daha zor giderim maça...
Senin olayında beni sadece üç ÅŸey ilgilendiriyor: 1. İletiÅŸimini adam gibi yönetemediÄŸin için bu iÅŸten zarar görmene ben üzüldüm... KeÅŸke arasaydın da; üç yıl sonra ortaya çıkarılmış olsa da krizi çözme hızını ve özür dileyiÅŸ biçimini birlikte ayarlasaydık... 2. Profesyonelin seçilmiÅŸ davranış sergilemesi gerekliliÄŸi ilkesine uymadığın için gereksiz yere agresyonla karşılaÅŸtın, sen üzüldün... 3. Senin ne kadar iyi bir aile terbiyesi görmüÅŸ, nezih bir insan olduÄŸunu bilenler ÅŸaşırıp üzüldüler...Herkes üzüldü anlayacağın... Peki kim sevindi, bir düÅŸün... Amacın onları sevindirmek miydi? Bir de onu düÅŸün...
Haftanın 'Çift Taraflılık' sözü (1):
'Eğer espri, espri yapılanı,
espriyi yapan kadar eÄŸlendirmezse o espri espri deÄŸildir!..'