AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-11-04

kategori2

Tartışmalı Zaman okulu

Pazar günkü Zaman, gazetenin 20. yılını kutlarken kendi bünyesinde yetişen ünlü gazetecileri de tanıtmış. Listede bugün adlarını çok iyi bildiğimiz, çoktan İslamcı medya sınırlarını geçmiş gazeteciler var. Eyüp Can, Akif Beki, Nihal Bengisu Karaca o mahalleyi çoktan bırakıp merkez medyaya geçiş yapan isimlerden. Ama aynı zamanda orada yetişen hâlâ İslamcı medyada yer alan pek çok kişinin bugün de daha fazla adını duyuyoruz: Fehmi Koru, Ekrem Dumanlı, Tamer Korkmaz gibi...
Bu kadar medyatik isimden sonra, ister istemez Zaman da kendisini bir "meslek okulu" pozisyonuna sokmuş ve yetiştirdiklerini gururla sunuyor.
Doğrusu, ben de bu haberi okuyunca içimden 'Vay be' diye geçirdim, 'Amma çok kişi geçmiş buradan.' Zira medyada Zaman, ya da genel anlamda İslamcı yayın organları öyle pek de bir okul olarak kabul edilmezdi.
Bunun kuşkusuz en önemli sebebi bugüne kadar medyaya isim yetiştiren okulların hepsinin sol eğilimli olmasıydı. Mesela 1930'larda Nazım Hikmet ve Sertel ailesi Resimli Ay, Virgül dergisini çıkarmış ve buradan pek çok isim yetişmişti. Yakın tarihten ise bildiğimiz son okul Cumhuriyet'tir. Hasan Cemal'inden Yalçın Doğan'ına, Ufuk Güldemir'den Sedat Ergin'e kadar bugün medyanın en önemli isimleri bu okulun mezunudur. Cumhuriyet'in mezunları, tıpkı Aydınlık'ın kimi mezunları gibi artık solcu olmayabilir. Ama pek çoğu yetiştikleri sol geleneğin kendilerine kazandırdığı gazetecilik terbiyesini hâlâ içlerinde taşır...
80'lerden sonra medya kuruluşlarının okul fonksiyonu da sona erdi... Hatırladığımız son okul da Cumhuriyet zaten. Hem gazetecilerin kendi içlerindeki ayrışmalarından (mesela Cumhuriyet'teki bölünme) hem de medyadaki yeni sermaye yapısından dolayı böylesi bir geçiş zorunlu oldu galiba.
İşte burada yaşanan boşluk da, Zaman'ın listesinden de anlıyoruz ki "Cemaat"le doldu. Cemaat'in birbirine kenetlenen, bir arada tutunan yapısı ve adam yetiştirme sistemi aynı şekilde medyadaki örgütlenmeye de sirayet etmişe benziyor.
Medyada Zaman kökenli pek çok kişinin bugün ön planda olmasını, Cemaat'in hayatın içine yayılmasından bağımsız düşünmemiz mümkün mü? Bugün medyada pek çok Zaman kökenli isim var, buna paralel olarak da Emniyet'te, kamu kuruluşlarında, devlet katında da Cemaat'ten isimler var.
Zaman gibi eskiden "okul" olarak kabul edilmeyen bir gazetenin bugün pek çok isim yetiştirmesi kuşkusuz Türkiye'nin geçirdiği değişimlerle doğrudan ilintili kısacası.
Daha da ilginci, medyaya ilişkin tartışmaların başlaması da 90'lı yıllara dayanıyor. Güven kaybı, inandırıcılık sorgulamaları, haberi eğip bükmeler, tarafgirlik de hep bu yeni dönemin ürünleri.
Geçmişte, özellikle sol gelenekten gelen gazeteciler için haber verme kriteri "Bizim işimize yarar mı" değildi. Çünkü eski gazetecilik okulları olguya sadık olma ilkesini rehber edinmişti, ne olursa olsun gerçeği duyurmayı her şeyin üstünde tutmayı öğretmişti çalışanlarına.
Fakat günümüzde de örneğini çok sık gördüğümüz bir durum var: Artık pek çokları için haber "Bizim işimize nasıl gelir" diye yapılıyor. Kafalarda oluşturan şablona uydurulmaya çalışıyorlar haberleri. Her şartta doğru haber ilkesinin yerini kafalardaki şablonlara uymayan haberi görmezden gelmek aldı.
Burada amaç, habercilik ya da gazetecilik değil Türkiye'yi kendi ideolojik ekseninde dönüştürmek. Habercilik de bunun aracı haline geldi.
Medyanın yakın tarihine baktığımızda Cumhuriyet'ten sonra Zaman'ı bir okul olarak kabul edeceksek, bu gibi haber tartışmalarında ve güvenilirlik kaybında bu Cemaat okulunun da etkisinin olup olmadığını tartışmak gerek...

Erman Hoca'ya haksızlık ettim

Dün, Hıncal Uluç'un hayatta affetmeyeceği üç kişiyi yazarken isimlerden birinden emin değildim. Hafızamda kaldığı şekliyle yazmıştım... Yazı çıktığında bir hata yaptığımı anladım.
Erman Toroğlu ve Hıncal Uluç karşılıklı tartışırlar, atışırlar, birbirlerine girerler ama birbirlerine düşman oldukları anlamına gelmez... Hele hele Hıncal Abi'nin affetmeyeceği Top 3'ünde de yok Toroğlu...
Ben yazarken bu üçüncü kişinin Hıncal Abi'nin yazılarında sık sık atıştığı biri olduğundan emindim... Ama yazarı karıştırmışım...
Erman Toroğlu'ndan ve Hıncal Abi'den bu yanlışlık için özür dilerim... Hıncal Abi'nin ona karşı bir düşmanlığı ya da kırgınlığı olmadığını da buradan duyururum.
Hıncal Abi'nin asla affetmem dediği üçüncü ismi de doğru şekilde aktarayım bu vesileyle: Gazetemiz yazarlarından Deniz Gökçe...
Deniz Hoca'nın Hıncal Abi hakkında yazdıklarıyla bir ilgisi yok bu kırgınlığın. Özel bir nedeni var... Hıncal Abi de bu kırgınlıklarını hiçbir zaman "on the record" dillendirmez.