AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-11-04
Demirel ve Özal dönemlerinde Devlet, futbolda etkin olmayı istemezdi. Özal, futbola özerklik kazandıran Başbakandı. O dönemde Beşiktaş, Türkiye'de başarıdan başarıya koşabildi. Devir değişti, Mesut Yılmaz Başbakan oldu. Galatasaray, Türkiye'nin ve Avrupa'nın tozunu attı. Tayyib döneminde ise etkinlik Aziz Yıldırım'ın çalışmalarıyla tavan yaptı. Önce Ulusoy gönderildi, sonra da kaleler birer birer işgal edildi. Bu nedenlerden dolayı Fenerbahçe yönetimine kızmak haksızlık olur. Çünkü böyle bir nimete hiçbir kulüp hayır diyemez..
Başbakanlar, TFF'ye baskı yapmazlar ama Federasyondaki kurullar hele şimdiki gibi çakma ise Şeref Tribünündekilere bakarak düdüklerini nasıl çalacaklarına karar verirler. Sivas'ta Galatasaray'ı katleden Bünyamin Gezer, Fenerbahçe derbisi için uygun görüldü. Gözlemci Yavuz Karaozan ise hakemliği döneminde Simoviç'in onsekiz dışındaki yaptığı faule penaltı kararı vermiş ve Galatasaray ile mahkemelik olmuştu. Kendisi Diyarbakırlıdır, yani başkan Yıldırım'ın hemşehrisi...
Bugünlerde derbi sonrası günlerin klasikleşen medya savaşları yapılıyor. Bildiriler havada uçuşuyor. Anlayamadığım üç konu var; Serhat Ulueren'in spor programında Ercan Saatçi'yi aklamak için Sinan ve Çakar'ın çabalarını hayretle izledim. Kendilerine böyle bir küfür edilse, cinayet bile işleyebilecek olanların olayı şakaya dönüştürmesine sebep acaba ne olabilir? İkinci ise Fenerbahçe'nin bildirisinde kullanılan mantığın komik olması. Küfür etmeleri önemsemiyor ama kasetin çalınmasına çok önem veriyorlar. Yıldırım, küfüre en çok karşı olan başkan değil miydi!
Üçüncüsü ise; Ercan Saatçi'nin işlediği suç üç yıl öncesine dayanmakta. Niye derbiden sonraki günlerde afişe edildi?
Derbiler gelir geçer. Galatasaray taraftarları şunu bilsinler ki; takımları Avrupa sıralamasında 11'nci. Fenerbahçe ise 37'nci. Galatasaray'ın müzesinde iki tane Avrupa'dan getirilmiş kupa var. Fenerbahçe'de ise bu konumda rafları boş duruyor. Kadıköy'deki maçların 10'unda Fenerbahçe galip gelmiş. Ali Sami Yen'de de on maçın sekizini Galatasaray kazandı. Sıkıntı duyulmasında bir gerek görmüyorum... İki büyük camia arasına sokak savaşları başlatılmasına da karşıyım.
Şimdi biraz da futbol yazalım, son zamanlarda pek yazılmaz oldu. Galatasaray, Sivas maçında Arda'yı tekrar kazandı. 22 yaşındaki bu duygusal delikanlının duygularını kontrol altına almasını beklemeliyiz. Servet ileri gitmedi maçı Galatasaray gol yemeden bitirebildi. Mustafa'yı ilk defa futbola aklını da koyarken izleyebildim. Barış'ın üstün fizik gücü ve bitmeyen enerjisi ile kadroda yer almasına da çok sevindim. Yarın Bükreş'ten galibiyet alınırsa, Galatasaray girdiği bunalımdan çıkmış olur.