AKŞAM GAZETESİ | Şansal Büyüka | 2009-11-04
Adamlar üç şut attı, üçünü de lamba gibi ağlara astı...
Beşiktaş belki de yüz şut çekti...
Hepsinde karavana attı...
İlaç için bir şut çerçeveyi bulmaz mı...
Bulmadı... Hepsi dağlara taşlara...
Aslında Wolfsburg'daki maç bizi fena yanılttı...
Beşiktaş'ın diri oyunu...
Ardından gelen bir puan...
Sandık ki, İnönü'de rakibi 'ham' yaparız...
Hani demişler ya 'evdeki hesap çarşıya uymaz' diye...
Bu defa tam tersi oldu...
Beşiktaş'ın Wolfsburg'da hesabı tuttu da...
İnönü'deki hesap şaştı...
Ama Beşiktaş bu yenilgiyi hak etti...
Kazanmak için en ufak bir yaratıcılığı olmadı...
Mücadelesini üst düzeye çıkaramadı...
Hele bir de son dakikada Ernst'in yokluğu...
Tam tuz biber ekti...
İlk maçın muazzam adamı Ferrari bile bu bozgun alayına katıldı...
Hiç görmedim...
Top keserken, rakibi önlerken, hava topuna vururken...
Hiç görmedim...
Kimi gördün derseniz, kimseyi görmedim, göremedim...
Hele bir de İngiltere'den CSKA'nın beraberlik haberi gelmez mi?
Hani 'kadersizin işi muhallebi yerken kırılır dişi' demişler ya...
Tam o hesap...
Bir darbe İnönü'den...
Bir darbe Manchester'den...
Maçı kaybetmekten daha kötüsü...
Seyirciyi de kaybetti Beşiktaş...
Ne tıklım tıklım tribünler, ne de coşkulu bir tempo...
Sahadaki takım ortada görünmeyince seyirci ne yapsın?
Şu maç Beşiktaş'a çok şey kazandırırdı...
Çok şey kaybettirdi...
Bundan sonrası belki de bir UEFA kupası ama...
Bu futbolla, bu mücadeleyle, bu kırgın seyirciyle olur mu?
Görülüyor ki, vuslat her yıl olduğu gibi bu defa da başka bir sezona...