AKŞAM | CUMARTESI | 07 KASIM 2009, CUMARTESİ
'Wipe Out' 7'den 70'e herkesin ilgisini çeken bir yarışma; hem heyecanlandırıyor hem de güldürüyor. Bu sezon eklenen yeni oyunlarıyla, yine SHOW TV'de pazar akşamlarının vazgeçilmezi olmaya devam eden 'Wipe Out'un esprili ve dinamik sunucusu Asuman Krause, bu yarışma için 'anlatmakla olmaz, yaşamak lazım' diyor...
Güzel mi güzel, sevimli mi sevimli biri Asuman Krause. Şımarık ama sevimli bir kız çocuğu edasıyla 'ne yalan söyleyeyim biraz sempatiğimdir' diyor. Gerçekten öyle. İlk 10 dakika içinde zaten yıllardır birbirinizi tanıyormuşsunuz gibi hissetmenize neden oluveriyor. Üstelik konuşmayı da çok seviyor.
- Bu ilginç yarışma için ne söylersiniz?
Hangi birini anlatsam? Programı çekerken en ham haline bile çok gülüyorum. Muhteşem şeyler çıkıyor. Son halini izlerken gülmekten patlıyorum. Oradaki her anım enteresan. Gerçekten göründüğü kadar kolay değil. İzlerken 'Çocuk oyuncağı ne var ki, ben de yapabilirim' denebilir ama öyle değil. Dayım bile 'O topların üzerinden öyle atlanmaz, yanlış atlıyorlar, beni o yarışmaya götür de sana göstereyim' diyordu. 'Yapma, etme dayı, 60 yaşında olmaz' desem de beni dinlemedi. Çareyi yalan söylemekte buldum ve en sonunda 'Seni arayacaklar' dedim. Herhalde hala telefon bekliyordur. Buru okuyunca hayal kırıklığına uğrayacak...
- Elemeler nasıl yapılıyor?
Sağlık problemi olmayan herkes başvurabilir. Sporcu, kilolu, zayıf veya yaşlı olmak problem değil. Wipe Out'ta kapı komşunuz bile yarışıyor olabilir.
- Elemelerde 'Arjantin için mi yoksa yarışma için mi başvuruyorsunuz' diye sorulduğunda 'senin için' diye tezahürat yapan çok olmuş...
Evet; ödül önemli ama bu yarışmaya sadece para için gelmiyorlar. İlk parkurun sonunda, en sessiz yarışmacının bile içinden bir coşku fışkırıyor. Sanki yaşanmamış çocukluğu ortaya çıkıyor.
DİŞLEĞİM AMA MUTLUYUM
- İlginç kişiler de geliyordur...
Bir yarışmacımızın sürekli ekmek yiyip su içtiğini fark ettik. Bulduğu bir sepetin içine ekmekleri doldurmuş. Çektim yanıma 'Bana bak, yoksa annen sana yabancı memlekete gidiyorsun sakın bir şey yeme, domuz eti koyarlar içine mi dediler' diye sordum. O da cevap olarak 'Buranın ekmekleri çok güzel, ekmeğimi yedim, suyumu da içtim, yarışmaya hazırım' diyor. Daha sonra 'Nerede bizim Trabzon'un ekmeği' demeye başladı. Yine bu arkadaş Arjantin'in suları kötü diye duymuş ve damacanayla su getirmeye kalkmış ama uçağa binerken izin verilmemiş. Düşünün artık ne komik şeyler yaşıyoruz. Gelenler de biz de çok eğleniyoruz...
- Kadınlar için güzellik çok önemlidir ve siz de gayet hoş görünüyorsunuz, güzel olduğunu bilmek nasıl bir duygu?
Dış güzellik tabii ki çok önemli ama inan ki bununla ilgili bir yorum yapamıyorum. Kendimi bildim bileli böyle olunca çok fark edemiyorum aslında. Daha kilolu biri de mutludur diye düşünüyorum. Mutlu olmak için kendinizle barışık olmanız gerekiyor. Sonuçta güzellik gelip geçer. Çok da önemli değil. Söylediklerimi okuyanlar 'sen güzelsin, sana konuşması kolay' diyebilir. Ayrıca kendimi çok da muhteşem bulmam. Evet, enteresan bir tipim. Çerkezlikten gelen elmacık kemiklerim var ama önemli olan iç güzellik. Bir de her güzelin bir güzeli vardır. O zaman bitmiştir.
- Beğenmediğiniz yeriniz var mı?
Yok, ama bu da çok güzelim anlamına gelmesin. Sadece kendimle barışığım ve mutluyum. Ayaklarım 41 numara ve ellerim büyük ama bunu seviyorum. Ayaklarıma bakıp 'İşte, basketbolcu ayağı böyle olur' diyorum. Ne olacak ki? Dişleğim, dişlerim 10 metre önden gidiyor ama mutluyum. Problem yok. Kendimi seviyorum.
- 'Bütün gözler üzerimde, istediğimi elde ederim' diye düşünmez misiniz?
Güzel olabilirsin ama aynı zamanda odun da olabilirsin. Oturup iki çift laf edemezsin. O zaman sadece bakıldığınla kalırsın. Sadece güzellik yetmez, tabii ki avantajı vardır ama başka özelliklerin de olmalı. Temelin sağlam olup bir de güzelsen, işte o zaman yeme de yanında yat. Güzel dediğin hoş ama boşsa bu da problem tabii...
TERSİM TERSTİR
- Başkaları sizi nasıl tanımlar?
Komik, samimi ve sempatik derler. Dobra olduğumu söylerler. Bazısı ukala der. Aslında çok sinirliyimdir, tersim terstir yani. Söyledikleri uyuyor, ne yalan söyleyeyim, hepsinden azıcık var yani.
- Hayatta en önem verdiğiniz kavram...
Kimileri 'Benim için en önemli kavram aile' der ya, e bir zahmet olsun yani! Bunlar zaten olması gereken şeyler. Hayatın içinde öncelikler değişebiliyor. Benim önceliğim iştir, ailem zaten benim için önemlidir, o bir yerde durur. Gençken önem verdiğim ve gözümde büyüttüğüm şeyler değişiyor. İş olmalı ki mutlu olasın. İşler istediğin gibi gitmezse depresyona bile girebilirsin. Hayatın karman çorman olabilir. 'Dostluk, aile' zaten olmazsa olmaz.
- İş önemli diyorsunuz peki, eş sizin için ne kadar önemlidir? Mesela unutamadığınız aşkınız var mı?
Var; adı Wipe, soyadı Out... Aşk bence çok önemlidir. åşık olduğunda ne olur dersen, aşksız olmaz derim.
- Hiç yok mu unutamadığınız biri? Mesela şarkıcı Emrah?
Farkındaysan o konulara hiç girmiyorum...
- 'Ten Uyumu' şarkınızdaki 'Bilmeliyim önce huyunu suyunu, sonra çok önemli ten uyumu' sözlerine istinaden soruyorum, sizin için ten uyumu ne kadar önemlidir?
O şarkıyı Gökhan Şahin bana yazmıştı. Ben yazmış olsam da bunları yazardım. Ten uyumu da olmalı tabii ki... Böyle konularda konuşmayı hiç sevmem vallahi.
- Ama gayet normal şeyler...
Bence çok acayip şeyler bunlar. Ten uyumu önemlidir sana bu kadarını söyleyeyim. Bir ilişkide önemli olan saygıdır, aşk biter yerini sevgi alır denir, tamam bunlar çok önemli ama ten uyumu da olmalı diye düşünüyorum. Ne kadar hoşsohbet, saygılı da olsa, ten uyumu olmalı. Mesela 'Dokununca irrite oluyorum' diye eşinden bahseden kadınlar oluyor, düşünsene ilişki çoktan bitmiş artık, orada ten uyumu filan hak getire. Bu da feci bir şey olsa gerek. Evlenen herkes ölene kadar birlikte olmak ister ama ilerleyen yıllarda artık bir ten uyumunun anlamı kalır mı bilemiyorum? Çocukluğumdan beri bunu çok merak ederim.
- Evlenmeyi istiyor musunuz?
Hiçbir zaman evliliğe soğuk bakmadım ama günümüzde artık korkutuyor. Evlenmeyi ve çocuklar doğurmayı çok istiyorum. 30'lu yaşlarımdayım, keşke birkaç sene önce evlenseymişim diyorum bazen. Bu işlere yeni başladığımda 'Doğru zamanı bekliyorum' diyordum; neyse o doğru zaman? Halbuki hiç öyle bir zaman yok! Yıllar içinde idrak ediyorsun ki öyle bir zaman yok ve bunun da sonu yok. Egosu çok yüksek bir insanım. Başladığım işi en iyi şekilde bitirmek isterim. Bunun da sonu yok ve zaman geçiyor. Bu işler hesaplı kitaplı olmuyor, birini görüyorsun ve 'İşte evleneceğim, çocuk doğuracağım adam bu' diyorsun.
- Şu anda birlikte olduğunuz kişiyle evlenmek istiyor musunuz?
Biraz önce sordun ya! Wipe Out diyorum yine. Çerkez'im, bu konuları konuşamam...
Her sektörde ikiyüzlülük var
- 'Camiada yılanlara alışkınım' demişsiniz, şov dünyasının acımasız tarafları nedir?
Bu camianın içinde gibi görünsem de aslında çok da içinde değilim. Sadece işimi yapıyorum, sonra da evime gidiyorum. Herhangi başka bir meslek gibi görüyorum yaptığım işi. Bir doktordan farklı değilim ki. Her sektörde yılanlıklar ve iki yüzlülükler var. İyi bir işi takdir ederim, kötüyse de beğenmem ama 'niye o yapıyor ki' diye de kıskanmam. Herkesin bir kısmeti var. Mesela bir program sunduğumda, adını veremeyeceğim birinin yöneticilere gidip 'Programı Asuman sunacakmış, neden beni düşünmüyorsunuz' dediğini öğrenmiştim; işte bu yılanlık oluyor. Böyle şeyler çok duydum ama bunlar olacaktır.
- 'Oyuncudan dost olmaz' derler, bu doğru mu sizce?
Bilmem... Doğru olabilir, çünkü bu işi yapanlar ve ben de dahil olmak üzere hepimiz egosu yüksek insanlarız. O yüzden böyle bir şey olabilir. Ama bir tarafım dostlukların da olabileceğini söylüyor. Herkesi tanırım, herkes arkadaşımdır ama dostlarım bu camianın içinden değildir. Bu camiadan dost edineyim diye uğraşmadım ama arkadaşım çok var. Paylaşacağım konular sınırlı kalabiliyor ayrıca sürekli kendine dikkat etmen gerekiyor; böyle olunca da ilişkin sınırlanıyor ve bu da gerçek dostluk olmuyor.
SİBEL ATEŞ YENGİN